Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacılar vekili dava dilekçesinde; davalı .... tarafından zorunlu trafik sigortası ile sigortalı okul servis aracının, sürücü sevk ve idaresindeki iken 24.02.2016 tarih saat 18.00 sıralarında, müvekkillerinin çocuğu olan müteveffa i ezdiğini ve ölümlü trafik kazası meydana geldiğini, araç sürücüsünün alkollü ve asli kusurlu olduğunu belirterek açılan belirsiz alacak davasında destekten yoksun kalma tazminatı ve defin masrafları ve giderleri olmak üzere 1.000,00 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesi talep edilmiştir .
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; cenaze giderlerinden müvekkilinin sorumluluğunun bulunmadığını, sigortalının kusur oranında sorumlu olduğunu, zararın ispat edilmesi gerektiğini, dava tarihinden itibaren yasal faizden sorumlu olduklarını belirterek davanın reddine karar verilmesi talep edilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu kazada araç sürücüsü 'un %25, müteveffa ' nun %75 kusurlu olduğu, davalı ...'nin ise aracın ZMM sigortacısı olmasından dolayı 3. kişilere verilen zararlardan sorumluluğunun olduğu, aktüerya bilirkişi tarafından raporun düzenlendiği tarih esas alınarak davacı anne yönünden yetiştirme gideri hesaplanmaksızın yapılan hesaplamanın Yargıtay uygulamalarına uygun ve denetlenebilir olduğu anlaşıldığından benimsenmek suretiyle taleple bağlı kalınarak davanın kabulü ile 1.000,00 TL maddi tazminatın davalıdan alınarak davacılara verilmesine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde; ATK raporu ve hesap bilirkişi raporlarının hatalı olduğunu, itiraza rağmen yeniden bilirkişi raporunun alınmadığını, bu nedenle ıslah haklarını kullanamadıklarını, müteveffanın kusur oranının destekten yoksun kalanların alacağı tazminat miktarını etkilememesi gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, ilk derece mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, aktüerya bilirkişi tarafından raporda, davacı anne yönünden yetiştirme gideri hesaplanmaksızın yapılan hesaplama nedeniyle miktar farkının oluştuğunun anlaşılmış olmasına, bilirkişinin oy ve görüşü bağlayıcı olmayıp bilirkişinin oy ve görüşü hâkim tarafından diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirilmesi gereğince, mahkemece verilen kararda isabetsizlik olmamasına, özellikle Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortacısının motorlu aracın işleteninin sorumluluğunu teminat altına almasına ve müteveffanın kusurunun tenzilinden sonra lehine tazminata hükmedilmesinde bir usulsüzlük bulunmamasına göre davacılar vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) inci alt bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; kazaya sebebiyet veren aracın Öğrenci Taşıma Yönetmeliğine uygunluğunun araştırılmadığını, kazaya dair tanık beyanlarına göre müteveffanın araçtan indikten sonra aracın peşinden koştuğu ve araç içersindeki bir arkadaşının elinden tuttuğu beyanına göre aracın yönetmeliğe aykırı olarak açılır pencerelerin demirli olmadığını ortaya koyduğunu, ancak bu hususun ne bilirkişi raporunda ne de mahkemece değerlendirilmediğini, diğer taraftan yaşı küçük tanığın beyanının pedagog eşliğinde alınmadığını, kaza tarihinde 9 yaşında olan müteveffaya kusur atfedilmesi yani temyiz kudreti bulunmayan küçüğe kusur atfedilerek yargılama yapılmasının hukuka aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
davalı ... tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı trafik kazası sonucu ölüm nedeniyle ölenin desteğinden yoksun kalanların açtığı destekten yoksun kalma tazminatı talebine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk-
6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri,6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 53 üncü maddesi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85,89,90,91 inci maddeleri, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları.
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2-Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre karar usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz davacılara yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir suretinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine
19.12.2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi.