SUÇLAR: Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜMLER: Mahkûmiyet
Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
... 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 21.12.2015 tarihli ve 2015/66 Esas, 2015/352 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi ve son cümlesi ile 62 nci, 52 nci ve 53 üncü maddeleri uyarınca 2 yıl 11 ay hapis ve 40.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına; resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 204 üncü maddesinin birinci fıkrası ile 62 nci ve 53 üncü maddeleri uyarınca 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
Sanık müdafiinin temyiz isteği; sanığın, ... Madencilik şirketinin çalışanı olduğuna, suça konu çeklerdeki yazı ve imzaların eli ürünü olmadığına ilişkin ekspertiz raporları bulunduğuna, suça konu çekleri sahteliklerini bilerek kullandığına ilişkin delil olmadığına, dolandırıcılık suçu yönünden aldatma kastı bulunmadığına, mahkumiyetine yeterli delil bulunmadığına, sabıkası bulunmayan sanık hakkında alt sınırdan uzaklaşılarak hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğuna, açıklanan ve re'sen nazara alınacak nedenlerle kararın bozulmasına ilişkindir.
1. Sanığın, kaydi olarak hakkında takipsizlik kararı verilen ...n yetkilisi olduğu ... Maden Ltd. Şti. adına hareket ettiği, bu kapsamda katılan ...'nun yetkilisi olduğu...Zirai Danışmanlık Ltd. Şti.'den suça konu 34.950,00 TL ve 40.000,00 TL bedelli çekler karşılığında zirai gübre satın almak suretiyle menfaat sağladığı iddia ve kabul edilmiştir.
2. Sanığın şirket çalışanı olduğuna yönelik savunmasına, dosya kapsamı karşısında itibar edilmediği anlaşılmıştır.
3. Kriminal raporlar ile suça konu her iki çekin de daha önce mevcut ibarelerin fiziksel yolla silinmelerinden sonra sahte olarak oluşturulduğu ve yapılan sahteciliklerin aldatıcılık nitelikleri bulunduğu tespitleri yapılmıştır.
4. Suça konu 40.000,00 TL bedelli çek Mahkemece incelenerek aldatıcılık niteliği taşıdığı konusunda gözlem yapılmış; 34.950,00 TL bedelli çek aslı kovuşturma aşamasında temin edilemediğinden hükümde nazara alınmamıştır.
5. Yapılan yargılama neticesinde ... sanığın olay tarihinde katılan ...'nun yetkilisi bulunduğu SUTAR Zirai Danışmanlık Şirketinden satın aldığı kimyasal gübrelere karşılık diğer katılan ...'ın sahibi olduğu Öz Gülnar İnşaat Ltd. Şti.'ne ait suça konu 20.09.2013 keşide tarihli 40.000 TL bedelli sahte şekilde oluşturulduğu tespit edilen ve iğfal kabiliyeti bulunduğu anlaşılan çeki kullanmak suretiyle menfaat temin ettiği, sanığın meydana gelen zararı ödemediğinden etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmasının mümkün olmadığı, bu suretle üzerine atılı resmi belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçlarını işlediği ... kabulü ile inceleme konusu mahkumiyet hükümleri kurulmuştur.
6. Suça konu çeklerin dosyada delil olarak saklanmasına karar verilmiştir.
1. 5271 sayılı Kanun'un 217 nci maddesi uyarınca duruşmadan edindiği kanaate göre delilleri değerlendirip yüklenen suçların sübutu yönünden vicdani kanıya ulaşan Mahkemenin takdir ve kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
2. Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 23.01.2018 tarihli, 2017/463 Esas ve 2018/20 Karar sayılı ve 23.01.2018 tarihli, 2015/962 Esas ve 2018/16 Karar sayılı ilamlarında da belirtildiği üzere, nitelikli dolandırıcılık suçu yönünden, hükmolunan adli para cezasının ödenmemesi halinde uygulanacak olan 5275 sayılı Kanun'un 106 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında, 28.06.2014 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 6545 sayılı Kanun'un 81 inci maddesiyle yapılan değişikliğin infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
3. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç vasıfları ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından sanık hakkında kurulan hükümlerde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle ... 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 21.12.2015 tarihli ve 2015/66 Esas, 2015/352 Karar sayılı kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname'ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
19.12.2023 tarihinde karar verildi.