Düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi
İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, aynı Kanun’un 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Davacı vekili 07.05.2018 tarihli dava dilekçesinde özetle; davacının silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 22.09.2017 - 29.12.2017 tarihleri arasında tutuklu kaldığını, yapılan yargılama neticesinde beraatine hükmedildiğini belirtmiş, bu kapsamda 100.000,00 TL maddi ve 500.000,00 TL manevi tazminatın tutuklama tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile ödenmesini talep etmiştir.
2. Davalı vekili 29.05.2018 havale tarihli cevap dilekçesinde özetle; davanın süresinde açılıp açılmadığının tespit edilmesi gerektiğini, talep edilen tazminatın fahiş olduğunu ve davanın reddini talep ettiklerini beyan etmiştir.
3. Düzce 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 21.02.2019 tarihli ve 2018/136 Esas, 2018/40 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
4. Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 08.05.2019 tarihli ve 2019/520 Esas, 2019/326 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.
5.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 07.10.2021 tarihli tebliğnamesi ile temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanmasını talep etmiştir.
Davacı vekilinin temyiz istemi; davacının avukata ödediği ücretin, davacının cezaevi masraflarının ve ailesinin cezaevi ziyareti için ödediği giderlerin maddi tazminata dahil edilmesi gerektiğine ve hükmedilen manevi tazminatın eksik olduğuna ve ilişkindir.
III. DAVA KONUSU
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Sakarya 2. Ağır Ceza Mahkemesi gerekçesinde "... davacı ...'nun silahlı terör örgütüne üye olma suçundan dolayı 22/09/2017 tarihinde tutuklandığı ve Mahkemenin 29/12/2017 tarihli kararı ile tahliye edildiği ve Düzce 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 11/01/2018 tarihli karar ile davacının beraatine karar verildiği kararın istinaf edilmeden 22/02/2018 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Davacının maddi tazminat miktarının tespiti, tutuklu kaldığı süre içerisinde ne kadar zararının oluştuğunun tespiti açısından konuyla ilgili rapor tanzimi için Serbest Muhasebeci Mali Müşavir ... bilirkişi olarak seçilmiş olup dosya kendisine tevdi edilmiş, hazırlamış olduğu 19/02/2019 tarihli mahkememize ibraz etmiş olduğu raporunda; davacının haksız tutuklu kaldığı dönem içindeki maddi tazminat tutarının 4.586,40 TL olduğunu bildirmiştir.
Tüm yukarıda belirtilen nedenlerle yapılan yargılama ve dosya kapsamına göre; davacının 22/09/2017-29/12/2017 tarihleri arasında tutuklu kaldığı, davacının tutuklu kaldığı süre içinde oluşan zararının 4.586,40 TL olduğunu belirttiği anlaşılmıştır.
Talep edilen manevi tazminat bozulan manevi ruh düzeninin tekrar eski hale getirilecek tutarda bir paranın ödenmesidir. Bu nedenle, zarar ile ödenecek tutar arasında uygun bir oran orantı bulunması gerekir. Özellikle duyulan elem ve ıstırabın derecesi haksız eylem ile meydana gelen sonucun ağırlığı manevi tazminatın takdirinde göz önünde tutulması gerektiren unsurlardandır. Manevi tazminat ödenmesinde temel düşünce bozulan ruhi dengenin onarılıp kısmen olsun düzeltilmesidir. Somut olayda; davacının haksız olarak müşahade de geçirdiği süre bakımından duyduğu elem ve ıstırap nedeniyle ekonomik ve sosyal durumu isnat edilen suç nedeniyle toplum içerisinde düştüğü durum göz önünde tutularak hak ve mesafede uygun olacak 6.000,00 TL manevi tazminatın hükmedilmesi fazlaya ait talebin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
Tüm yukarıda belirtilen nedenlerle yapılan yargılama ve dosya kapsamına göre; davacının davasının kısmen kabulü ile 4.586,40 TL maddi ve 6.000,00 TL manevi tazminatın, tutuklandığı tarih olan 22/09/2017 tarihinden itibarken işlemiş yasal faizi ile birlikte davalı Hazineden alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi kanaat ve sonucuna varılmış olup aşağıdaki hüküm kurulmuştur." denilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Bölge Adliye Mahkemesince maddi tazminat miktarının 4.539,72 TL'ye indirilmesi, manevi tazminat miktarının 10.000,00 TL'ye yükseltilmesi ve vekalet ücretinin 1744,76 TL olarak değiştirilmesi suretiyle düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
1. Tazminat talebinin dayanağı olan Düzce 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/324 Esas – 2018/11 Karar sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının silahı örgüt suçundan 22.09.2017 - 29.12.2017 tarihleri arasında 98 gün tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonunda beraatine hükmedildiği, beraat hükmünün 22.02.2018 tarihinde kesinleştiği, tutuklama tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun'un 142 inci maddesinde öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye davanın açıldığı ve kanunda öngörülen yasal şartların oluştuğu anlaşılmıştır.
2. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulunun 29.05.1957 tarihli, 1957/4 Esas, 1957/16Karar sayılı içtihadı birleştirme kararında da açıklandığı üzere; vekalet ücreti yargılama giderlerindendir. Buna göre karşı tarafa yüklenmesi gereken vekalet ücretinin bağımsız bir varlığı olamayacağından ayrı bir dava konusu da yapılamayacaktır. Davacının, kendi vekili ile yaptığı ve sadece tarafları bağlayan ücret sözleşmesi niteliğindeki vekalet akdi uyarınca ödenmesi kararlaştırılan bedelin koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasında zarar kapsamında değerlendirilmeyeceği gözetilmelidir.
Anılan ve yerleşik Yargıtay uygulamaları nazara alındığında, tazminat talebinin dayanağını oluşturan ceza dava dosyasında beraat etmiş olması nedeniyle davacı lehine maktu vekalet ücretine hükmolunması gerektiği, maktu vekalet ücretini aşan ve serbest meslek makbuzu ile ispatlanan kısmın ise davacı ile avukatı arasındaki hukuki ilişkiye dayandığı, bu nedenle koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasında zarar kapsamına dahil edilemeyeceği anlaşıldığından davacı vekilinin ceza davasında dolayısıyla davacının ödemek zorunda kaldığı vekalet ücretinin de maddi zarar hesabında göz önünde bulundurulması gerektiğine yönelik temyiz sebebi yerinde görülmemiştir.
3. Dairemizin yerleşik uygulamalarına göre davacının cezaevinde yaptığı masraflar ile yakınlarının ziyaret sebebiyle yaptıkları masraflar gerçek zarar kapsamında değerlendirilemeyeceğinden bu bedellerin maddi tazminat hesabına dahil edilmemesinde isabetsizlik görülmemiştir.
4. Davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer gözetilmek suretiyle, hak ve nesafet ilkelerine uygun, makul bir manevi tazminat tayin edildiği anlaşılmakla, kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 08.05.2019 tarihli ve 2019/520 Esas, 2019/326 Karar sayılı kararında davacı vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Düzce 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 19.12.2023 tarihinde karar verildi.