Taraflar arasındaki haksız eylem nedeniyle maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkili ile davalının 2010 - 2014 yılları arasında aynı evi kullanmak suretiyle Eskişehir ilinde birlikte yaşadıklarını, 25.06.2014 tarihi gecesinde davalı ile müvekkili arasında tartışma çıktığını, davalının dairenin dış kapısını kilitleyerek müvekkiline ciddi oranda fiziksel şiddet uygulayarak işkence edip ölümle tehdit ettiğini, müvekkilinin bu fiziksel şiddetten ve ölüm tehdidinden kaçıp hayatını kurtarabilmek için 2. kattaki dairenin balkonundan atlamak zorunda kaldığını, ölüm tehlikesi geçirecek şekilde darp edildiğini, uzun süre hastanede yatarak tedavi gördüğünü, bel kemiğinin kırılması sebebiyle ameliyat edilerek omurgasına platin takıldığını 2 yıl boyunca hiçbir işte çalışamayan müvekkilinin ekonomik olarak zor duruma düştüğünü, müvekkilinin olaydan sonra evlendiğini, gebelik durumunun doktorlar tarafından riskli olarak tanımlandığını, normal doğum şansı olmadığını belirtip fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 1.000,00 TL maddi, 50.000,00 TL manevi tazminatın tahsilini talep ve dava etmiş; 08.10.2018 tarihli dilekçesiyle maddi tazminat talebini 123.731,29 TL'ye yükseltmiştir.
Davalı; davacıya borç para verdiğini, alacağını istediğini, maluliyet raporunu kabul etmediğini belirterek davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesinin 11.12.2018 tarihli ve 2017/534 Esas, 2018/905 Karar sayılı kararın davalı tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 08.07.2019 tarihli ve 2019/728 Esas, 2019/891 Karar sayılı kararıyla ceza dosyasının kesinleşmesinin beklenilmesi gerektiğinden İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve dosyanın Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. Kaldırma kararı sonrası İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; olay tarihinde birlikte yaşayan davacı ile davalı arasında çıkan tartışmada davalının davacıyı vücuduna acı verecek ve kemik kırığı oluşturacak şekilde sopa ile vurmak suretiyle yaraladığı ve söz konusu yaralama eyleminden dolayı yargılanarak cezalandırıldığı, davacının % 15,2 oranında meslekten kazanma gücünü yitirdiği, 9 ay geçici iş göremezliği mevcut olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile, 123.731,29 TL maddi ve 30.000,00 TL manevi tazminatın 25.06.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde; eksik inceleme ile karar verildiğini, hükmedilen tazminatın çok fazla olduğunu, reddedilen kısım yönünden taraflarına vekalet ücreti verilmediğini belirtmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; takdir edilen maddi ve manevi tazminatın yerinde olduğu, manevi tazminatın reddedilen kısmı yönünden kendisini vekil ile temsil ettiren davalı lehine vekalet ücreti takdir edilmemesinin hatalı olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi hükmü 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (2) nolu alt bendi uyarınca kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulü ile 123.731,29 TL maddi 30.000,00 TL manevi tazminatın 25.06.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsiline karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davalı vekilinin duruşmalara katılmadığını, cevap dilekçesi sunmadığını, vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini belirtmiştir.
Uyuşmazlık, davalının kasten yaralama eylemi sonucu davacının uğradığı sürekli iş göremezlik ve geçici iş göremezlik tazminatı ile manevi tazminat talebine ilişkindir.
6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54 ve 56 ncı maddeleri, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi.
Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, vekalet ücretinin Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine uygun olmasına göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
19.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.