SUÇLAR: Tefecilik, tehdit
HÜKÜMLER: 1) İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 30.04.2019 tarihli ve 2017/292 Esas, 2019/170 sayılı Kararı ile; sanıklar hakkında tehdit suçundan beraat, tefecilik suçundan ayrı ayrı mahkumiyet,
2) İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin 27.02.2020 tarihli ve 2019/1793 Esas, 2020/398 sayılı Kararı ile; tehdit suçundan verilen beraat hükümlerine yönelik istinaf başvurusunun reddi, sanıklar hakkında tefecilik suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerinin kaldırılarak sanık ... hakkında atılı suçtan beraat, sanık ... hakkında zincirleme şekilde tefecilik suçundan mahkumiyet.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin, 27.02.2020 tarihli ve 2019/1793 Esas, 2020/398 sayılı Kararının katılan Hazine vekili ile sanık ... müdafii tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde;
Sanıklar hakkında ilk derece mahkemesi tarafından "tehdit" suçundan verilen beraat hükümlerinin Hazine tarafından istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesince "istinaf talebinin reddine" şeklinde verilen kararın, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 279 uncu maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında itiraza tabi olup temyizi mümkün bulunmadığından, aynı Kanun'un 264 üncü maddesi de gözetilerek Hazine vekilinin temyiz isteminin itiraz mahiyetinde kabulü ile merciince değerlendirilip gerekli kararın verilmesi mümkün görülmüştür.
İlk Derece Mahkemesince tefecilik suçundan verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı Kanun'un 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği katılan Hazine vekilinin sanık ... hakkında tefecilik suçundan verilen beraat hükmünü, sanık ... müdafiin ise müvekkili hakkında kurulan mahkumiyet hükmünü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrasınca temyiz isteklerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrasına istinaden temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının, 07.06.2017 tarihli ve 2016/76617 Soruşturma, 2017/17192 Esas, 2017/12617 numaralı İddianamesiyle sanıklar hakkında tefecilik ve nitelikli tehdit suçlarından, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 241 inci maddesinin birinci fıkrası ile 106 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendi uyarınca cezalandırılmaları, 53 üncü maddesi gereği hak yoksunlukları ile 58 inci maddesi gereğince tekerrür hükümlerinin uygulanması talebiyle kamu davası açılmıştır.
2.İstanbul 47. Asliye Ceza Mahkemesinin, 21.06.2017 tarihli ve 2017/314 Esas, 2017/276 sayılı Kararı ile sanıkların üzerlerine tehdit eylemlerinin sübutu halinde yağma suçunu oluşturabileceği ve bu suç nedeniyle yargılama yapma görevinin Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğundan bahisle görevsizlik kararı vermiştir.
3.İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 30.04.2019 tarihli ve 2017/292 Esas, 2019/170 sayılı Kararı ile sanıklar hakkında tefecilik suçundan mahkumiyet, tehdit suçundan ise beraat kararları verilmiştir.
4.O yer Cumhuriyet savcısı, katılan Hazine vekili ve sanıklar müdafiilerinin istinaf başvuruları üzerine duruşmalı yapılan inceleme neticesinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin, 27.02.2020 tarihli ve 2019/1793 Esas, 2020/398 sayılı Kararı ile sanıklar hakkında tefecilik suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerinin kaldırılarak sanık ... hakkında tefecilik suçundan, 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi gereği beraatine, sanık ... hakkında zincirleme tefecilik suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 241 inci maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü, 62 nci ve 52 nci maddeleri uyarınca 2 yıl 1 ay hapis ve 5 tam gün karşılığı olarak 250,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
A. Katılan Hazine Vekilinin Temyiz Sebepleri
Sanık ... hakkında eksik inceleme ve araştırma ile beraat kararı verilmesinin usûl ve yasaya aykırı olduğuna, dosya kapsamındaki delillere göre suçun yasal unsurlarının oluştuğuna,
B. Sanık ... Müdafiinin Temyiz Sebepleri
Müvekkili hakkında verilen mahkumiyet kararının usul ve yasaya aykırı olduğuna,
İlişkindir.
Temyizin kapsamına göre;
A.İlk Derece Mahkemesince;
Sanıkların birlikte hareket ederek kazanç elde etmek amacı ile paraya ihtiyacı olan katılan ...'e yüksek faizle borç para verdikleri ve karşılığında senet aldıkları, bu suretle zincirleme suç hükümleri uygulanmaksızın tefecilik suçunu işledikleri kabul edilerek mahkumiyetlerine karar verilmiştir.
B.Bölge Adliye Mahkemesince;
İlk derece mahkemesinin sanık ...'un tefecilik suçunu işlediğine dair sübuta yönelik değerlendirmesinin yerinde olduğu ancak dosya kapsamından 2013 yılının Ocak ve Mart ayları içerisinde katılan ...'in sanık ...'tan birden fazla kez faiz karşılığı borç aldığının anlaşıldığı, bu nedenle sanık ...'un atılı suçu zincirleme olarak işlediği ve mahkumiyetine ilişkin ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak sanığın zincirleme şekilde tefecilik suçundan mahkumiyetine karar verilmesi gerektiği,
Sanık ... hakkında atılı suçtan mahkumiyet kararı verilmiş ise de; sanığın aşamalarda suçlamayı kabul etmediği ve katılan ...'in diğer sanık ...'tan faiz karşılığı borç para almasına iştirak ettiğine dair dosyada delil bulunmadığı belirtilerek mahkumiyetine ilişkin kararın 5271 sayılı Kanun'un 280 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince kaldırılmasına ve atılı suçtan beraatine karar verilmesi gerektiği,
Kabul edilerek sanık ... hakkında zincirleme şekilde tefecilik suçundan mahkumiyet, sanık ... hakkında ise üzerine atılı tefecilik suçundan beraat kararı verilmiştir.
A. Sanık ... hakkında kurulan mahkumiyet hükmü yönünden
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlerine uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.
B. Sanık ... hakkında verilen beraat hükmü yönünden
Sanığın leh ve aleyhindeki toplanan tüm kanıtları inceleyip, irdeleyen ve iddianın reddine ilişkin sebepleri karar yerinde ayrı ayrı gösteren, savunmayı tercih nedenlerini açıklayan, aleyhteki kanıtları hükümlülük için yeterli görmeyen Bölge Adliye Mahkemesinin beliren takdir ve kanaati karşısında katılan Hazine vekilinin temyiz itirazları ile hükümde dikkate alınan sair hususlar yönünden de hukuka aykırılık görülmemiştir.
1.Ön inceleme bölümünde açıklanan nedenlerle katılan Hazine vekilinin tehdit suçuyla ilgili olarak verilen istinaf talebinin reddine dair karara yönelik temyiz istemi bakımından dosyanın, Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle İNCELENMEKSİZİN İADESİNE,
2.Gerekçe bölümünün (A) ve (B) bentlerinde açıklanan nedenlerle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin, 27.02.2020 tarihli ve 2019/1793 Esas, 2020/398 sayılı Kararında katılan Hazine vekili ve sanık ... müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN AYRI AYRI ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
19.12.2023 tarihinde karar verildi.