İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Davacı 31.07.2017 havale tarihli dava dilekçesinde özetle; Anayasa düzenlenen hakimlik teminatını güvence altına alan maddelere aykırı davranılarak görevsiz Cumhuriyet Başsavcılık ve hakimlik tarafından yasadışı yakalanması, gözaltı alınması ve tutuklanması sebebiyle 5271 sayılı Kanunun 141 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi, 11 aydır tutuklu olmasına rağmen makul sürede hakkında karar verilmemesi sebebiyle 5271 sayılı Kanunun 141 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi, ifade ve sorgu sırasında üzerine atılı suçu ne şekilde, hangi eylemleriyle, ne zaman işlediğine dair herhangi bir somut olgu isnat edilmeden tutuklanması sebebiyle 5271 sayılı Kanunun 141 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi, Trabzon 2. Sulh Ceza Hakimliği tarafından tutuklama sonrasında ailesine haber verilmemesi sebebiyle 5271 sayılı Kanunun 141 inci maddesinin birinci fıkrasının (h) bendi, suçta kullanıldığına veya suçtan elde edildiğine dair delil emare bulunmamasına rağmen parası ile aldığı silaha el konulması sebebiyle 5271 sayılı Kanunun 141 inci maddesinin birinci fıkrasının (j) bendi maddesi, 11 aydır verilen tutuklamanın uzatılmasına itirazları hakkında karar verilmeyerek yasa yoluna başvurma hakkının gerekçesiz şekilde eliden alınması sebebiyle 5271 sayılı Kanunun 141 inci maddesinin birinci fıkrasının (k) bendi, basit şüpheye dahi delil olmamasına rağmen darbeye kalkışma suçu nedeniyle 11 ay boyuncu hakkında soruşturma yapılması ve kendisine 17/05/2017 de tebliğ edildiği üzere Samsun Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesi sebebiyle 5271 sayılı Kanunun 141 inci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi uyarınca maddi ve manevi kayıpları için 1.500.000,00 TL manevi, 200.000,00 TL maddi tazminatın tahsilini talep etmiştir.
2. Davalı vekili 18.10.2017 tarihli cevap dilekçesinde özetle; davanın süresinde olmadığını, davacı hakkında kesinleşmiş bir karar bulunmadığını, tutuklamanın yasalara uygun olduğunu, talep edilen miktarın sebepsiz zenginleşemeye neden olacak şekilde fazla olduğunu öne sürerek haksız açılan davanın reddini talep etmiştir.
3. Trabzon 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 23.01.2018 tarihli ve 2017/243 Esas, 2018/15 Karar sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.
4. Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 28.01.2019 tarihli ve 2019/139 Esas, 2019/213 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davacının, istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
5.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 24.09.2021 tarih, 2019/29601 sayılı tebliğnamesi ile temyiz isteminin esastan reddiyle hükmün onanması talep edilmiştir.
Davacının temyiz istemi, tutuklandığı suçtan hakkında takipsizlik kararı verilmesi, yakalndığı tarihte hakkında basit bir şüphe dahi yokken soruşturma açılıp tutuklanması ve hakkında takipsizlik kararı verilmesine rağmen yapılan işlemlerin hukuka uygun kabul edilmesinin mümkün olmadığına, 5271 sayılı Kanunun 141 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (e) bentlerine göre tazminata hak kazandığına, ayrıca yargılanmaya devam ettiği suçtan da beraatine karar verilip kararın kesinleşmesi sebebiyle hükmüm bozulması gerektiğine ilişkindir.
III. DAVA KONUSU
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü;
Mahkeme gerekçesinde "Davacı hakkında TCK nın 309 ve 314. Maddeleri kapsamında başlatılan soruşturmada her iki suçtan tutuklanmasına karar verilerek ceza infaz kurumuna alındığı, Anayasal Düzeni Ortadan Kaldırmaya Teşebbüs Etme suçundan Kovuşturmaya Yer Olmadığına karar verilmesi üzerine bu suçtan tahliyesine karar verildiği, Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma suçundan tutukluluk durumunun devam ettiği ve hakkında açılan kamu davasının kovuşturmasının devam ettiğinin belirlenmesi karşısında; davacının iddia kapsamındaki eylemlerinin kovuşturma aşamasında bütün olarak değerlendirileceği, tazminat talebine konu edilen işlemlerin hakkında başlatılan soruşturma kapsamında mevzuat hükümlerine göre yapıldığı, Anayasal Düzeni Bozmaya Teşebbüs Etme suçundan tutukluluk süresinin kovuşturması yapılan suçtan verilecek karara esas teşkil edebileceği hususları dikkate alındığında mevcut durumda manevi tazminat talebinin kabulünü gerektirecek yasal şartların oluşmadığı kanaatine varılmakla davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." denilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü;
İlk Derece Mahkemesince verilen kararla ilgili olarak, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
Tazminat talebinin dayanağı olan Samsun Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/2039 sayılı soruşturma dosyası üzerinden yürütülen soruşturma sırasında davacının, Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs ve silahlı terör örgütüne üye olmak suçlarından 16.07.2016 tarihinde gözaltına alınıp 19.07.2016 tarihinde aynı sorgu ile tutuklandığı, 15.05.2017 tarihinde Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs, suçundan resen tahliye edilerek, aynı gün hakkında ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği ve yine aynı gün silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan hakkında iddianame tanzim edildiği ve Samsun 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/293-2018/36 sayılı kararıyla silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan beraat ettiği, UYAP'tan yapılan kontrolde kararın 13.02.2018 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Tutuklandığı suçlardan birinden kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilen, diğerin de beraat edip hakkındaki hüküm istinaf mahkemesinin inceleme tarihinden önce kesinleşmiş olması dolayısıyla davacı hakkında 5271 sayılı Kanunun 141 inci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi uyarınca tazminat talep etme koşullarının gerçekleştiği gözetilmeden eksik araştırmayla davanın reddine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuş ise de; davacı hakkındaki beraat kararının kesinleşmesi üzerine davacı vekili tarafından 13.04.2018 tarihinde koruma tedbirleri nedeniyle yeniden aynı konuda tazminat davasının açıldığı ve Gaziantep 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2018/225-2019/159 sayılı kararıyla davacı lehine tazminata hükmedildiği, hükmün, temyiz incelemesi sonucunda Dairemizin 2023/6262 Esas- 2023/5758 sayılı kararıyla onanmasına karar verildiği anlaşılmakla, iş bu davanın reddi kararı sonucu itibariyle doğru olduğundan ve usul ekonomisi bakımından bozma nedeni yapılmamış mahkemece verilen kararda bu sebeplerle hukuka aykırılık görülmemiştir.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 28.01.2019 tarihli ve 2019/139 Esas, 2019/213 Karar sayılı kararında davacı tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Trabzon 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
19.12.2023 tarihinde karar verildi.