Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.(Kapatılan) Kara Kuvvetleri Komutanlığı Askeri Mahkemesinin, 06.06.2012 tarihli ve 2012/285 Esas, 2012/163 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında silahlı iken üste fiilen taarruz etmek suçundan, 1632 Sayılı Askeri Ceza Kanunu'nun (1632 sayılı Kanun) 91 inci maddesinin ikinci fıkrasının az vahim hal cümlesi ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 62 nci maddesi uyarınca 10 ... hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

2.(Kapatılan) Kara Kuvvetleri Komutanlığı Askeri Mahkemesinin, 06.06.2012 tarihli ve 2012/285 Esas, 2012/163 Karar sayılı kararının sanık tarafından temyizi üzerine (Kapatılan) Askeri Yargıtay 4. Dairesinin 10.07.2013 tarihli ve 2013/1027 Esas, 2013/1012 Karar sayılı ilamıyla; Anayasa Mahkemesinin, 17.01.2013 tarihli ve 2012/80 Esas ve 2013/16 Karar sayılı kararı ile, 1632 sayılı Kanun'un 47 nci maddesinin birinci fıkrasının A bendinin birinci ve ikinci cümleleri ile Ek 8 inci
maddesinin ikinci fıkrasının “Sırf askerî suçlar ile bu Kanunun Üçüncü Babının Dördüncü
Faslında yazılı suçlar hakkında, kısa süreli hapis cezasına seçenek yaptırımlar ile …” bölümünün
“...kısa süreli hapis cezasına seçenek yaptırımlar ile …” ibaresinin ve 1632 sayılı Kanun'un Ek 10 uncu
maddesinin ikinci fıkrasının, Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiş olması
karşısında; Mahkemesince yeniden değerlendirme ve tartışma yapılması gerekliliği nedeniyle mahkûmiyet hükmünün uygulama yönünden bozulmasına karar verilmiştir.

3.Bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; (Kapatılan) Kara Kuvvetleri Komutanlığı Askeri Mahkemesinin, 31.12.2013 tarihli ve 2013/1134 Esas, 2013/814 Karar sayılı kararı ile; sanık hakkında silahlı iken üste fiilen taarruz etmek suçundan, 1632 sayılı Kanun'un 91 inci maddesinin ikinci fıkrasının az vahim hal cümlesi ve 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesi uyarınca 10 ... hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca sanık hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve aynı maddenin sekizinci fıkrası uyarınca 5 yıllık denetim süresine tabi tutulmasına karar verilmiş, söz konusu karar yasal süresi içerisinde taraflarca itiraz edilmemek suretiyle 13.02.2014 tarihinde kesinleşmiştir.

4.Sanık hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının 13.02.2014 tarihinde kesinleşmesinin ardından 5 yıllık denetim süresi içerisinde 04.09.2017 tarihinde ruhsatsız ateşli silahlarla mermileri satın alma veya taşıma veya bulundurma suçunu işlediğinin Şanlıurfa 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 25.10.2018 tarihli ve 2018/16 Esas, 2018/853 Karar sayılı kararı ile ihbar edilmesi üzerine Çankırı 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 21.02.2019 tarihli ve 2018/937 Esas, 2019/176 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında (Kapatılan) Kara Kuvvetleri Komutanlığı Askeri Mahkemesinin, 31.12.2013 tarihli ve 2013/1134 Esas, 2013/814 Karar sayılı, açıklanması geri bırakılan hükmünün açıklanmasına, sanığın silahlı iken üste fiilen taarruz etmek suçundan, 1632 sayılı Kanun'un 91 inci maddesinin ikinci fıkrasının az vahim hal cümlesi, 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesi, 53 üncü maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları uyarınca 10 ... hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

Sanık müdafiin temyiz isteği; sanığın durumunun değerlendirilmeden hükmün açıklandığına, verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.

1.Yapılan incelemede; 29.07.2011 tarihinde garaj nöbetçisi olan sanığın, saat 16.45 sıralarında hemen yakında bulunan kademeye giderek buradaki çamaşır makinesini çalıştırdığı, kademeye gelen mağdurun sanığı dışarıya çıkıp nöbetine devam etmesi konusunda ikazı üzerine, aralarında tartışma çıktığı ve sanığın tüfeğin dipçiği ile mağdurun omzuna vurduğu, mağdurun da sanığın kafasına yumrukla vurduğu maddi vakıa olarak belirlenmiştir.

2.Sanık aşamalardaki savunmalarında mağdura vurmadığını beyan etmiştir.

3.Mağdur ... ile usulüne uygun olarak yeminli beyanları tespit edilen tanıklar Barış ..., Ümit Değişmez ve Yunus Çelik'in ifadeleri de maddi vakıayı destekler mahiyettedir.

4.Mağdurun onbaşı nasbedildiğine dair belge, olay tespit tutanağı, nöbet listesi, vaka kanaat raporu ve dosya kapsamında bulunan diğer belgeler incelenerek değerlendirilmiştir.

5.Sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının açıklanması için ihbarda bulunan Şanlıurfa 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 25.10.2018 tarihli ve 2018/16 Esas, 2018/853 Karar sayılı kararı ve kesinleşme şerhi dosya kapsamında mevcuttur.

6.Sanığa ait güncel adli sicil kaydı, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden temin olunarak dava dosyasına eklenmiştir.

1.Olay tarihinde sanığın rütbesiz ... er, mağdurun ise onbaşı rütbesine haiz olduğu, 211 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanun'un (211 sayılı Kanun) 10 uncu ve 1632 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesinin üçüncü fıkrasına göre aralarında ast-üst ilişkisinin bulunduğu, sanığın rütbece üstü olan mağdurun omuzuna tüfeğin dipçiği ile vurmak suretiyle doğrudan vücut bütünlüğüne ve üstlük nüfuz ve otoritesine yönelik, silahlı olarak fiili saldırı gerçekleştirdiğinin kabulü ve dosya kapsamında bulunan ve usulüne uygun ifadeleri alınmış mağdur ve tanık ifadelerinin de bu yönde olduğu göz önüne alınarak Mahkemece sanığın üste fiilen taarruz suçuna konu eyleminin sabit görülmesinde ve denetim süresi içerisinde kasten yeni bir suç işlediği anlaşılan sanık hakkındaki açıklanması geri bırakılan hükmün aynen açıklanmasında, bir isabetsizlik görülmemiştir.

2.5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin uygulanması ile ilgili olarak yapılan değişikliklerin infaz aşamasında gözetilebileceği değerlendirilmiştir.

3.Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç tipi ile yaptırımların ... biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Çankırı 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 21.02.2019 tarihli ve 2018/937 Esas, 2019/176 Karar sayılı kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafiin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

19.12.2023 tarihinde karar verildi.