Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının davacıya olan cari hesap borcunun ödememesi nedeniyle davalı hakkında icra takibi başlattıklarını, davalının haksız olarak icra takibine itiraz ettiğini, davalının davacıya olan borçları kapsamında cirolayarak verdiği çeklere istinaden İstanbul 33. İcra Müdürlüğünün 2012/21398 E. ve 2012/21399 E. sayılı dosyaları ve bu davaya konu icra dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının 03.12.2012 tarihli beyanı ile söz konusu icra dosyalarındaki borcu kabul ederek ödeme taahhüdünde bulunduğunu ileri sürerek davalının itirazının iptaline, takibin devamına ve icra inkâr tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin davacıya borcu bulunmadığını, aksine alacağı bulunduğunu, 03.12.2012 tarihli belgenin davaya konu icra dosyası içeriği hakkında borç ikrarı olarak kabul edilemeyeceğini, bu dosyanın hileli şekilde eklendiğini, diğer dosyaların tasfiyesine yönelik bir irade olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosyada alınan bilirkişi kök ve ek raporlarında davacının ticari defterlerindeki kayda göre davacının takip tarihi itibariyle davalıdan 204.159,54 TL alacaklı göründüğü, davalının ticari defterlerindeki kayıtlara göre ise davalının davacıdan 253.279,02 TL alacaklı olduğu, taraf defterleri arasında 457.789,61 TL tutarında bir fark olduğunun belirtildiği, mahkemelerince bankalardan celp olunan belgeler doğrultusunda alınan ek raporlar sonucunda davacının 204.519,59 TL alacağından 61.265,00 TL çek tahsilatının ve 11.12.2012 tarihli 50.500,00 TL'lik ödeme sonucu davacı bakiyesinin 92.754,59 TL olduğu yine çekleri tahsil eden Orhan Gündoğdu, Ahmet Hasdemir ve Hasan Demir isimli şahısların davacı elemanı olduklarının kabul edilmesi halinde 92.754,59 TL'den yapılan çek tahsilat tutarının 55.900,00 TL'nin davacı alacağından düşülmesi gerekeceği ve davacının davalıdan 36.854,59 TL alacaklı olacağı; kabul edilmemesi halinde ise 92.754,59 TL alacaklı olacağının belirtildiği, davacının kendi defterlerindeki kayda göre takip tarihi itibariyle 204.159,54 TL alacağından 2. ek raporun Fark-7 kısmında belirtilen ve davacı şirket ortakları tarafından tahsil edilen 61.265,00 TL'lik ödemenin ve yine Fark-8'deki 50.500,00 TL'lik çek ödemelerinin tenzili sonucu bakiye miktarın 92.754,59 TL'ye tekabül ettiği, davacı vekili, bilirkişi raporunda belirtilen çek ödemelerinin dosyaya sunulan 03.12.2012 tarihli Borç Kabul ve Ödeme Beyanında yazılı bulunan İstanbul 33. İcra Müdürlüğünün 2012/21398 -2012/21399 E. sayılı dosyaları için yapıldığını iddia ettiği, ancak dosyada mevcut İbraname ve Borç Ödeme belgesinde, İstanbul 33. İcra Müdürlüğünün 2012/21398 -2012/21399 Esas sayılı dosyalar için 60.000,00 TL toplam borç miktarı üzerinde anlaşıldığı, daha önce bu dosyalar için yatırılan 5.000,00 TL'nin düşülmesi sonucu kalan 55.000,00 TL'nin borçlu vekili tarafından alacaklı vekiline 11.12.2012 tarihli ödendiğinin belirtildiği, bilirkişi raporunda belirtilen çek ödeme tarihlerinin ise 11.12.2012 tarihinden öncesine ait olduğu anlaşılmakla bu durumda söz konusu ödemenin İstanbul 33. İcra Müdürlüğünün 2012/21398 -2012/21399 E. sayılı dosyalarına ilişkin olmadığı kanaatine varıldığı, bilirkişi 3. ek raporunda belirtilen 55.900,00 TL'lik çek tahsilatını yapan kişilerin davacı şirket çalışanları olup olmadığı mahkemelerince tespit edilemediğinden gerek 55.900,00 TL'lik ödeme gerekse yukarıda belirtilen 50.500,00 ve 61.265,00 TL'lik çek ödemeleri nedeniyle davacının davalıdan alacaklı olduğuna dair davacı davalıya yemin teklif etmeyeceğini belirttiğinden söz konusu ödemeler nedeniyle davacının davalıdan alacaklı olduğu kanıtlanamadığı, böylelikle takip konusu 204.519,59 TL'den davacının alacaklı olduğunu ispatlayamadığı 167.665,00 TL'nin tenzili sonucu davacının 36.854,59 TL alacaklı olduğu anlaşılmakla bu miktar üzerinden davanın kısmen kabulüne, alacak likit olup takibe haksız itiraz edildiğinden davalının icra inkâr tazminatına mahkum edilmesine, red olunan kısımla ilgili davacının takipte kötü niyetli olduğu ispatlanamadığından davalının koşulları oluşmayan kötü niyet tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalının Bakırköy 11. İcra Müdürlüğünün 2012/26042 E. sayılı takibe konu 36.854,59 TL asıl alacağa yönelik itirazının iptaline, takip tarihinden itibaren bu miktara yıllık %17,75'i geçmeyecek şekilde faiz uygulanmak suretiyle takibin devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, kabul edilen asıl alacağın %20'si oranında icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davalının kötü niyet tazminat talebinin koşulları oluşmadığından reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel mahkemece 03.12.2012 tarihli borç kabul ve ödeme beyanının değerlendirmeye alınmadan hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğunu, davalı borçlunun, dava dilekçesi ekinde dosyaya ibraz edilen 03.12.2012 tarihli "Borç Ödeme ve Kabul Beyanı" başlıklı belge ile, dava konusu icra takibindeki borcu kabul ettiğini, yargılama sırasında bu belgedeki imzasını inkâr etmediğini, imzası ikrar edilmiş olan söz konusu belgenin, 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 68 inci maddesinde ön görülen kesin borç ikrarını ihtiva eden belgelerden olduğunu ve davalının borcunu ödediğini, 2004 sayılı Kanun'un 68 inci maddesinde yazılı belgelerden biriyle ispatlaması gerektiği halde ispat edemediğini, ancak yerel mahkemece, davalının dosya borcunu kabul ettiğine ilişkin imzaladığı işbu protokolün değerlendirmeye alınmadığını, Yerel mahkemece 10.04.2017 tarihli bilirkişi raporu esas alınarak verilen hükmün hukuka aykırı olduğunu, İstanbul 33. İcra Müdürlüğünün 2012/21398 E. ve 2012/21399 E. sayılı icra dosyaları, farklı çekler için başlatılan takipler olup, huzurda görülen dava ile bir ilgisinin bulunmadığını, 50.500,00 TL ödemenin ile dava konusu alacak arasında hiçbir ilişkinin bulunmadığını, Mahkemenin gerekçeli kararında 50.500,00 TL tutarlı çeklere ilişkin ödemenin İstanbul 33. İcra Müdürlüğünün 2012/21398 E. ve 2012/21399 E., sayılı icra dosyalarına ilişkin olmadığının belirtildiğini, gerekçe olarak da alacaklı vekiline yapılan 55.000,00 TL ödemenin 11.12.2012 tarihinde yapıldığı, çek ödeme tarihlerinin bu tarihten önce olmasının gösterildiğini, ancak davalı kayıtlarında gözüken 50.500,00 TL tutarlı çeklerin, banka kanalıyla ödenmemiş olup, bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere bu çeklerin takip konusu yapıldıktan sonra 55.000,00 TL olarak alacaklı vekiline ödendiğini, yapılan ödemelerin cari hesap borcuna istinaden yapıldığı yönünde herhangi bir makbuz veya yazılı evrakın dosyaya sunulmadığını, Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre de, borcun ödenmiş olduğunun kabul edilebilmesi için yapılan takip dayanığına atıfta bulunulmasının zorunlu olduğunu, yine müvekkilinin tahsil ettiği çekler olarak gösterilen 61.265,00 TL tutarın, dava konusu cari hesap alacağına ilişkin ödendiği yönünde hiçbir delil sunulmadığını, bunun yanı sıra Mahkemenin 14.09.2017 tarihli duruşmasında; 61.625,00 TL, 50.500,00 TL ve 55.900,00 TL'lik çek ödemeleri nedeniyle toplam 167.665,00 TL yönünden yemin teklifine dayanıp dayanılmayacağına ilişkin süre verildiğini, 05.10.2017 tarihli dilekçe ile müvekkilinin ticari defterleri ve 03.12.2012 tarihli Borç Ödeme ve Kabul Beyanı ile alacağın kanıtlanmış olması, davalı tarafın iddia ettiği ödemelerin cari hesap alacağına ilişkin olduğuna ilişkin bir kanıt bulunmaması, bir kısmının ise müvekkiliyle ilgisi olmayan kişilere yapılan ödemeler olması nedeniyle dava kanıtlanmış olduğundan yemin teklifine dayanmayacaklarının belirtildiğini, Yerel Mahkemece hiçbir araştırma yapılmaksızın Orhan Gündoğdu, Ahmet Hasdemir ve Hasan Demir isimli şahısların, Genmak firması elemanları olarak kabul edildiğini, bu kişilerin tahsil ettiği 55.900,00 TL tutarındaki çeklerin de müvekkilin alacağından düşülerek hukuka aykırı şekilde eksik inceleme ile hüküm kurulduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının dayandığı 03.12.2012 tarihli belgenin, bu davaya konu icra dosyası içeriği hakkında borç ikrarı olarak kabul edilemeyeceğini, ticari defter kayıtları incelendiğinde alacaklı olamayacağı aşikâr olan davacı tarafın, içeriği çelişkilerle dolu, hileli şekilde eklemiş olduğu bir icra dosya numarası ile edindiği 03.12.2012 tarihli belgeyle sonuca gitme çabası içerisinde olduğunu, bu belgenin, İstanbul 33. İcra Müdürlüğünün 2012/21398 ve 21399 E. sayılı dosyalarından yapılan hacizler sonrasında, bu dosyalara ait borcun tasfiyesi için yapılan görüşmede hazırlandığını ve sadece bu dosyaların tasfiyesine yönelik bir iradenin var olduğunu, davaya konu edilen, İstanbul 33. İcra 2012/26786 E. sayılı dosyanın (şimdi Bakırköy 11. İcra Müd. 2012/26042), alacaklı vekili tarafından müvekkilin iradesi hilafına, onun bilgisizliğinden yararlanarak, hileli bir şekilde belgeye eklenmiş bir husus olduğunu, yoksa müvekkilinin böyle bir borcu kabul etmesinin mümkün olmadığını, bu belgenin, gerçek anlamda İstanbul 33. İcra Müdürlüğünün 2012/21398 ve 2012/21399 E. sayılı dosyalarının tasfiyesine ilişkin olduğunun bir diğer delilinin de, davacı vekili ile kendisi tarafından imza edilen 11.12.2012 tarihli “İbraname ve Borç Ödeme Belgesi” olduğunu, bu belgede, davacı vekilince sunulan 03.12.2012 tarihli belgede belirtilen elden ödenen 5.000,00 TL'nin, bu iki dosyaya münhasır olarak yatırıldığının belirtildiğini ( “….daha önce bu dosyalar için yatırılan…” İfadesiyle), hükme esas alınan 10.04.2017 tarihli bilirkişi raporunda lehlerine kabul edilen ödemelerin doğru olmasına karşın bir kısım ödemelerinin kabul görmediğini, 36.300,00 TL'nin de borçtan düşülmesini ve davacıya borçlu olmadıklarına karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ilk derece mahkemesince delillerin takdirinde, yasanın uygulanmasında, herhangi bir hukuka aykırılığın söz konusu olmadığı gerekçesiyle davacı vekili ve davalı vekilinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67 nci maddesi.
Davacı tarafından, dava dilekçesi ekinde dosyaya sunulan 03.12.2012 tarihli borç kabul ve ödeme beyanından açıkça itirazın iptali davasının konusu oluşturan Bakırköy 11. İcra Müdürlüğünün 2012/26042 E. sayılı icra dosyasının yetkisizlik kararı verilmeden önce ilk başlatılan İstanbul 33. İcra Müdürlüğü 2012/26786 E. sayılı dosyasındaki borcun da borçlu tarafından açıkça kabul edildiği anlaşılmaktadır. Daha sonra davalı tarafından sunulan tarihsiz ibraname ve borç ödeme belgesi ise İstanbul 33. İcra Müdürlüğünün 2012/21398 ve 2012/21399 E. sayılı dosyalarına ilişkin olup yatırılan 5.000,00 TL'nin borçtan düşülmüş olması borcu kabul sonucunu değiştirmemektedir. Mahkemece davalının dava konusu alacağa ilişkin olarak bu borcu kabul beyanının dikkate alınması gerekir. Bu nedenle mahkemece takipten ve davadan sonra yapılan ödemeler de dikkate alınmak suretiyle yeniden konusunda uzman mali müşavir bilirkişiden rapor alınmak suretiyle bir karar verilmesi gerekirken 03.12.2012 tarihli belgenin belirtilen gerekçe ile dikkate alınmaması doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
Açıklanan sebeple ;
1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2.İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Bozma sebebine göre davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
04.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.