SAYISI: 2022/İHK-11440

SAYISI: K-2021/188669

Taraflar arasındaki sigorta tahkim yargılaması sonunda Uyuşmazlık Hakem Heyetince başvurunun kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Karara davalı vekilince itiraz edilmesi üzerine, İtiraz Hakem Heyetince itirazın reddine karar verilmiştir.

İtiraz Hakem Heyeti kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde; 02.08.2018 tarihinde davacının idaresindeki otomobil ile plakası ve sürücüsü tespit edilemeyen otomobilin karıştığı çift taraflı trafik kazasında davacının yaralanarak malul kaldığını belirtip fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 3.564,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 10,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 10,00 TL geçici bakıcı gideri tazminatı ve 1.416,00 TL adli tıp raporu ücreti olmak üzere toplam 5.000,00 TL tazminatın temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş; ıslah dilekçesi ile 351.745,14 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 4.809,36 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 2.029,50 TL geçici bakıcı gideri tazminatı ve 1.416,00 TL adli tıp raporu ücreti olmak üzere toplam 360.000,00 TL'nin davalıdan tahsilini istemiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının tahkim başvurusundan önce davalıya gerekli belgeleri teslim etmediğini, usulüne uygun yapılmış bir başvurunun bulunmadığını, dava şartı yokluğundan başvurunun reddi gerektiğini, plakası tespit edilemeyen aracın varlığı ve kazadaki kusurunun ispatlanması gerektiğini, davacının dosyaya sunduğu maluliyet raporunun hatalı olduğunu, kusur tespiti yapılması gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir.

Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosya kapsamında alınan kusur raporuna göre plakası tespit edilemeyen araç sürücüsünün kazanın meydana gelmesinde tam kusurlu olduğu, davacının dosyaya sunduğu rapordaki % 7 maluliyet oranı üzerinden TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant yöntemine göre aktüer bilirkişi raporu ile tazminatın usulünce hesaplandığı gerekçesiyle, başvurunun kısmen kabulü ile 113.549,50 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 4.809,36 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 2.029,50 TL geçici bakıcı gideri tazminatı olmak üzere toplam 120.388,36 TL tazminatın 15.07.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş, davacı lehine 15.386,89 TL nispi vekalet ücretine hükmedilmiş, 1.416,00 TL adli tıp rapor ücretinin yargılama gideri kapsamında davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

A. İtiraz Yoluna Başvuranlar

Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili itiraz başvurusunda bulunmuştur.

B. İtiraz Sebepleri
Davalı vekili itiraz dilekçesinde; davacının tahkim başvurusundan önce davalıya daimi arama kararını teslim etmediğini, usulüne uygun yapılmış bir başvurunun bulunmadığını, dava şartı yokluğundan başvurunun reddi gerektiğini, plakası tespit edilemeyen aracın varlığı ve kazadaki kusurunun ispatlanması gerektiğini, kusur raporunun hatalı olduğunu, tazminat hesabının TRH 2010 Yaşam Tablosu ve % 1,65 teknik faize göre yapılması gerektiğini, davacının kolluk ifadesinde kaza esnasında alkollü olduğunu kabul ettiğini, bu nedenle müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, davalının geçici iş göremezlik ve geçici bakıcı gideri tazminatından sorumlu olmadığını, davacının bakıcı gideri olduğunu belgelendirmediğini, fiilen bakıcı tutulduğu ispatlanmadıkça geçici bakıcı gideri tazminatının brüt asgari ücret üzerinden hesaplanamayacağını, SGK tarafından davacıya geçici iş göremezlik ve geçici bakıcı gideri tazminatı ödenip ödenmediğinin araştırılması gerektiğini, davalının adli tıp rapor ücretinden sorumlu olmadığını, davacının tahkim başvurusundan önce davalıya daimi arama kararını sunmadığını, davacının eksik evrak ile yaptığı başvuru sebebiyle davalının temerrüde düşmediğini, davacı lehine 1/5 oranında nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirterek Uyuşmazlık Hakem Heyetince verilen kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının tahkimden önce davalıya tazminatı belirlemeye elverişli tüm belgeleri sunduğu, dava ön şartının yerine getirildiği, hükme esas alınan maluliyet raporunun usulüne uygun hazırlandığı, kazaya plakası tespit edilemeyen aracın sebebiyet verdiğine ilişkin iddianın, kolluk kuvvetleri tarafından düzenlenen kaza tespit tutanağı, olayla ilgili soruşturma evrakı ve dosyada yer alan tıbbi belge ve raporlar ile kanıtlandığı, kolluk kuvvetlerince düzenlenen trafik kazası tespit tutanağı ile dosya kapsamında alınan kusur raporunda plakası tespit edilemeyen araç sürücüsünün kazanın meydana gelmesinde tam kusurlu olduğunun belirlendiği, tazminat hesabının progresif rant yöntemine göre aktüer bilirkişi tarafından doğru olarak yapıldığı, davalının geçici iş göremezlik tazminatı ile geçici bakıcı gideri tazminatından poliçe kapsamında sorumlu olduğu, davalının 6102 sayılı TTK'nun 1426 ıncı maddesi gereği adli tıp rapor ücretinden sorumlu olduğu, davacının davalıya 05.07.2021 tarihinde başvuru yaptığı, davalının 15.07.2021 tarihi itibariyle temerrüde düştüğü, davacı lehine AAÜT'ye göre tam nispi vekalet ücretine hükmedilmesinin usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle, davalı vekilinin itirazının reddine karar verilmiştir.

İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davalı vekili temyiz dilekçesinde; Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararına karşı yaptığı itiraz başvurusuna konu ettiği nedenlerle, İtiraz Hakem Heyeti kararının bozulmasını istemiştir.

plakası ve sürücüsü tespit edilemeyen otomobilin karıştığı çift taraflı trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan davacı sürücünün sürekli ve geçici iş göremezlik tazminatı ile geçici bakıcı gideri tazminatı talebine ilişkindir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 nci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54 üncü maddesi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85,89,90,91 inci maddeleri, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 1426 ıncı maddesinin birinci fıkrası, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 30 uncu maddesi ve Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik'in 16 ncı maddesinin on üçüncü fıkrası, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin17 nci maddesi, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları, ... Yönetmeliği.

1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere; kazaya plakası tespit edilemeyen aracın sebebiyet verdiğine ilişkin iddianın, kolluk kuvvetleri tarafından düzenlenen kaza tespit tutanağı, olayla ilgili soruşturma evrakı ve dosyada yer alan tıbbi belge ve raporlar ile kanıtlandığı, kolluk kuvvetlerince düzenlenen trafik kazası tespit tutanağı ile dosya kapsamında alınan kusur raporunda plakası tespit edilemeyen araç sürücüsünün kazanın meydana gelmesinde tam kusurlu olduğunun belirlendiği, davacının kazada müterafik kusuru olduğuna ilişkin delilin bulunmadığı, davalının geçici iş göremezlik tazminatı ile geçici bakıcı gideri tazminatından poliçe kapsamında sorumlu olduğu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 1426 ıncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca davalının adli tıp rapor ücretinden sorumlu olduğu, kazanın iş kazası niteliğinde olmadığı, davalının tahkim başvurusundan önce 15.07.2021 tarihinde temerrüde düştüğü, progresif rant yönetimine göre hesaplama yapılmasının usul ve yasaya uygun olduğunun anlaşılmasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2. Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.

Maluliyete ilişkin alınacak raporların 11.10.2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 tarihi ile 01.06.2015 tarihleri arasında Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015 tarihi ile 20.02.2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik, 20.02.2019 tarihinden sonra da Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir.

Somut olayda, kaza sonrası düzenlenen ve hükme esas alınan Süleyman Demirel Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı'nın 25.06.2021 tarihli raporunun Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre düzenlendiği anlaşılmaktadır. 02.08.2018 kaza tarihi itibari ile Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik yürürlüktedir.

İtiraz Hakem Heyetince; davacının maluliyet oranının tespiti için Adli Tıp Kurumu veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümlerinden davacının güncel muayenesi yapılarak olay tarihinde yürürlükte olan Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun biçimde, davacının kaza nedeniyle uğradığı çalışma gücü kaybı bulunup bulunmadığı ve varsa oranı konusunda ayrıntılı, gerekçeli ve denetime elverişli rapor alınarak (usuli kazanılmış haklar gözetilmek suretiyle) sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesis edilmiş olması doğru değildir. Kararın bu nedenle bozulması gerekir.

3. 5684 sayılı Kanun'un 30 uncu maddesinin (17) numaralı fıkrası, Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik’in 16/13 üncü ve AAÜT’nin 17/2 nci maddeleri bir bütün olarak yorumlandığında tarafların avukat ile temsil edildiği hâllerde, taraflar aleyhine hükmedilecek vekâlet ücretinin, her iki taraf için de AAÜT’de yer alan asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin beşte biri olarak hükmolunması gerektiği anlaşılmaktadır.

Bu itibarla; Hakem Heyetince davacı lehine hükmedilecek vekâlet ücretine ilişkin olarak anılan mevzuat uyarınca maktu vekâlet ücretinin altında kalmamak kaydıyla asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin 1/5’i oranında vekâlet ücreti yerine nispi ve tam vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmamıştır. Kararın bu nedenle de bozulması gerekir.

1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,

2. Değerlendirme bölümünün (2) ve (3) numaralı bentlerinde açıklanan sebeplerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davalıya iadesine,

Dosyanın mahkemeye gönderilmesine,

04.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.