İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Afyonkarahisar Cumhuriyet Başsavcılığının 08.05.2017 tarihli iddianamesiyle sanıklar hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan cezalandırılmaları istemiyle dava açılmıştır.
2.Afyonkarahisar 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 05.06.2018 tarihli ve 2017/341 Esas, 2018/282 Karar sayılı ilamı ile sanıklar hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan ayrı ayrı 5 yıl hapis cezası ile cezalandırılmalarına karar verilmiştir.
3.Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin, 13.06.2019 tarihli kararı ile sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümler kaldırılarak sanık ... hakkında atılı suçtan beraat, sanık ... hakkında yaralama suçundan 5 ay hapis cezası ile mahkumiyetine ve ertelenmesine karar verilmiştir.
A. Sanık ... müdafinin temyiz isteği, mahkumiyete yeterli delil bulunmadığına, mağdurenin beyanlarının çelişkili olduğuna ilişkindir.
B. Katılan kurum vekilinin temyiz isteği, mağdurenin iftira atması için bir sebep bulunmadığına bu nedenle beraat ve erteleme kararlarının bozulması gerektiğine ilişkindir.
Temyizin kapsamına göre, dava konusu olay; mağdure Rabia ve sanık ...'in resmi nikahlı karı koca olduğu ancak aralarında anlaşmazlık bulunduğu bu nedenle mağdurenin babasının evinde kaldığı, sanık ...'in arkadaşı sanık ... ile birlikte eşinin bulunduğu eve gittiği, mağdure ile sanık ... arasında tartışma başladığı, sanık ...'in mağdureyi darp ederek ve yalınayak vaziyette diğer sanık ...'ın kullandığı araca zorla bindirdiği, Büyükkalecik istikametine götürdükleri, sanık ...'in araç içerisinde de mağdureyi darp etmeye devam ettiği, mağdurenin araçtan atlamaya çalıştığı, sanık ...'in mağdure ile zorla araçta ilişkiye girdiği ardından mağdureyi araçla babasının evine götürdükleri iddiasına ilişkindir.
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince mağdurenin rızasından bahsedilmesinin mümkün olmadığı, sanık ... eyleme katılmadığını savunmuş ise de; diğer sanığın katılanı zorla araca bindirdiğini görmesine rağmen sanığın bu eylemine uyarak aracı çalıştırdığı ve Büyükkalecik istikametine sürdüğü, bu bakımdan asli fail olarak iştirak ettiği anlaşıldığından sanıklar hakkında atılı suçun sübutunun kabulü ile ayrı ayrı 5 yıl hapis cezası ile mahkumiyetlerine karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Bölge Adliye Mahkemesince İlk Derece Mahkemesinin kararının kaldırılarak sanık ... hakkında özgürlüğü kısıtlama kastıyla hareket ettiği hususunda delil olmaması nedeniyle atılı suçtan beraatine, sanık ... hakkında da özgürlüğü kısıtlama suçunun sübut bulmadığı eylemin eşe karşı kasten yaralama suçunu oluşturacağı belirtilerek eşe karşı yaralama suçundan 5 ay erteli hapis cezası ile mahkumiyetine karar verilmiştir.
A. Sanık ... hakkında kurulan hüküm yönünden
Mağdurenin aşamalardaki beyanları, bu beyanlar ile uyumlu adli rapor, tanık ifadeleri ve tüm dava dosyası kapsamındaki deliller birlikte değerlendirildiğinde, sanık ...'in arkadaşı sanık ... ile birlikte eşinin bulunduğu eve gittiği, mağdure ile sanık ... arasında tartışma başladığı, sanık ...'in mağdureyi darp ederek ve yalınayak vaziyette diğer sanık ...'ın kullandığı araca zorla bindirdiği,Büyükkalecik istikametine götürdükleri, sanık ...'in mağdure ile zorla araçta cinsel ilişkiye girdiği ardından mağdureyi araçla babasının evine götürdükleri olayda sanık ...'ın aracı kullandığı, eylemlere engel olmadığı bu yönüyle eylemlere asli fail olarak iştirak ettiği anlaşıldığından sanığın mahkumiyeti yerine beraat kararı verilmesi hukuka aykırı görülmüştür.
B. Sanık ... hakkında kurulan hüküm yönünden
Mağdurenin aşamalardaki beyanları, bu beyanlar ile uyumlu adli rapor, tanık ifadeleri ve tüm dava dosyası kapsamındaki deliller birlikte değerlendirildiğinde, sanığın eyleminin kül halinde cebir, tehdit kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu oluşturduğu, temadi eden bu süreçte mağdureye yönelik olan yaralama eyleminin kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun unsuru olması nedeni ile ayrı bir suç olarak değerlendirilmeyeceği sanık hakkında 5237 sayılı Kanun' un 109 uncu maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (b) ve (e) bentleri ve beşinci fıkra gereğince tek bir hüküm kurulması gerektiği gözetilmeksizin, yazılı şekilde yaralama suçundan hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.
Gerekçe bölümünde (A) ve (B) bentlerinde açıklanan nedenlerle sanık ... müdafii ve katılan vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin, 13.06.2019 tarihli ve 2018/1971 Esas 2019/1047 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun'un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Teblignameye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 04.03.2024 tarihinde karar verildi.