Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş olup hükmün davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
Davacı üçüncü kişi vekili, haczedilen menkullerin müvekkiline ait olduğunu, borçlu şirket ortakları ile aralarında akrabalık bağı bulunması dışında ticari bağları olmadığını, borçlunun adresinin haciz yapılan adresten farklı olduğunu açıklayarak, davanın kabulü ile haczin kaldırılmasını talep ve dava etmiştir.
Davalı alacaklı vekili, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece yapılan ilk yargılama sonucunda, davanın süre yönünden reddine ilişkin verilen karar, davacı üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmiş, Dairemizin 12.05.2016 tarih ve 2014/17416 Esas 2016/8769 Karar sayılı kararı ile, İnegöl İcra Hukuk Mahkemesinin 2013/363 Esas, 2013/386 karar sayılı takibin devamına ilişkin kararın davacı üçüncü kişiye usulüne uygun tebliğ edilmediğinden davanın süresinde açıldığı kabul edilerek, esasa ilişkin inceleme yapılması gerektiğinden bahisle karar bozulmuştur. Mahkemece bozma ilamına uyularak,haciz tarihinden günümüze kadar alacaklı tarafından herhangi bir satış talebinde bulunulmadığı, satış avansı yatırılmadığı, menkul mallar üzerindeki haczin hükmünü yitirdiği gerekçesi ile karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, karar davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, üçüncü kişinin İİK'nin 96 ve devamı maddelerine dayalı istihkak iddiasına ilişkindir.
Dava konusu haciz, 19.09.2013 tarihinde yapılmış olup eldeki dava ise, 24.02.2014 tarihinde açılmıştır.
İİK'nin 106. maddesine göre, alacaklı haczedilen taşınır malın satışını altı ay içerisinde istemek zorundadır. Aksi halde İİK'nin 110. maddesine göre taşınır mal üzerindeki haciz kendiliğinden düşer.
Ne var ki, İİK'nin 97/8. maddesinde,’’Dava esnasında 106 ncı maddedeki müddetler cereyan etmez.’’ düzenlemesine yer verilmiştir.
Bu durumda, süresi içinde istihkak davası açılmış olup, haczedilen mal hakkında, İİK madde 97/8 gereğince satış isteme süresi işlemeyeceğinden, işin esasına girilerek karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile karar verilmesi hatalı olmuştur.
Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün İİK'nın 366 ve HUMK'un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, taraflarca İİK'nın 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, istek halinde peşin harcın temyiz edene iadesine, 25.02.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.