Mahkûmiyet

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin, hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

A. Düzce Cumhuriyet Başsavcılığının 10.03.2016 tarihli iddianamesi ile sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 191 inci maddesinin altıncı fıkrası delaletiyle 191 inci maddesinin birinci ve onuncu fıkraları, 53 üncü maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.

B. Düzce 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 17.05.2016 tarihli ve 2016/186 Esas, 2016/448 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci ve onuncu fıkraları, 192 nci maddesinin üçüncü fıkrası, 62 nci maddesi, 53 üncü maddesi, 51 inci maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları uyarınca, hükmedilen 1 yıl 3 ay hapis cezasının ertelenmesine hükmedilmiştir.

Sanığın temyiz isteği özetle; kararın bozulmasını talep ettiğine ilişkindir.

Sanığın durumundan şüphelenilmesi üzerine durdurulduğu, üzerinde herhangi bir suç unsuru olup olmadığının sorulması üzerine rızasıyla pantolon cebinden ADB-Fubinaca uyuşturucu ve uyarıcı maddenin ele geçtiği, sanığın daha evvel 2015/432 Karar sayılı dosyada uyuşturucu madde kullanmak suçundan yargılandığı, bu nedenle hakkında dava açılmasının ertelenmesi kararı verilemeyeceği, sanığın uyuşturucu maddeyi kullanmak için satın aldığı ve bulundurduğu yerin alınan bilirkişi raporuna göre okula ve camiye mesafesinin 200 metreden az olduğu, sanığın şüphe üzerine durdurularak herhangi bir arama kararı olmadığı anda üzerindeki uyuşturucu maddeyi kendiliğinden polislere vererek kendi suçunun ortaya çıkmasına yardım ve hizmet ederek etkin pişmanlık gösterdiği gerekçesiyle mahkûmiyetine karar verildiği anlaşılmıştır.

İddianame içeriğinde, sanık hakkında daha önce işlediği aynı suçtan dolayı verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının ihlal nedeniyle kaldırılarak iddianame ile kamu davası açıldığından bahisle, 01.02.2016 tarihli bu suç nedeniyle doğrudan kamu davası açıldığının belirtildiği;
Sanık hakkında daha önce, aynı nitelikteki başka bir suç nedeniyle 6545 sayılı Kanun'la değişik 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca verilmiş bir "kamu davasının açılmasının ertelenmesi" kararı varsa ve kovuşturması devam ediyorsa, verilecek hüküm inceleme konusu davada

verilecek kararı da etkileyeceğinden, her iki suça ilişkin davaların birleştirilmesi ve delillerin tartışılması, sonuçlanmış ve hüküm kesinleşmiş ise dosyasının getirtilerek bu dosya içine konulması, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sisteminde (UYAP) ve adli sicil kaydında yapılan incelemede, sanığın 29.04.2018 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma eylemi nedeniyle de kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verildiği görülmekle, Dairemizin, 13.09.2023 tarihli ve 2021/303 Esas, 2023/7673 Karar sayılı kararında da açıklandığı üzere değerlendirme yapılarak 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin altıncı fıkrası uyarınca doğrudan kamu davası açılması koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği tartışılarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken, eksik araştırma ile hüküm kurulması, nedeniyle hukuka aykırılık görülmüştür.

Başkaca yönleri incelenmeyen Düzce 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 17.05.2016 tarihli ve 2016/186 Esas, 2016/448 Karar sayılı kararının, gerekçe bölümünde açıklanan nedenle, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
19.12.2023 tarihinde karar verildi.