Düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi

İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, aynı Kanun’un 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. Davacı vekili 09.08.2017 tarihli dava dilekçesinde özetle; anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs suçundan 18.07.2016 - 05.05.2017 tarihleri arasında tutuklu kalan davacı hakkında yürütülen soruşturma sonunda anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüş suçundan 05.05.2017 tarihinde takipsizlik kararı verildiğinden bahisle davacının maddi ve manevi zararlarının tazmini için 10.000,00 TL maddi ve 1.000.000,00 TL manevi tazminatın tahsilini talep etmiştir.

2. Davalı vekili 21.09.2017 tarihli cevap dilekçesinde özetle; davacının tutuklanmasına kendisinin sebebiyet verdiğini, davanın süresinde açılmadığını, davacı hakkında derdest dava bulunduğunu, son maaşı üzerinden maddi tazminat hesaplaması yapılamayacağını, tazminata hükmedilecek olursa makul tazminata hükmedilmesi gerektiğini ve davanın reddi gerektiğini belirtmiştir.

3. Tekirdağ 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 09.08.2017 tarihli ve 2017/273 Esas, 2018/328 Karar sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.

4. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin, 07.05.2019 tarihli ve 2019/313 Esas, 2019/1541 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davacı vekilinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

5.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 07.10.2021 tarihli tebliğnamesi ile temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanmasını talep etmiştir.

Davacı vekilinin temyiz istemi; davacı hakkında anayasal düzeni ortadan kaldırma suçundan takipsizlik kararı verilmesi nedeniyle tazminat şartlarının oluştuğuna dolayısıyla tazminat talebinin kabul edilmesi gerektiğine ilişkindir.

III. DAVA KONUSU
Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Tekirdağ 1. Ağır Ceza Mahkemesi gerekçesinde "... Davacı (sanık) ...'ın 17/07/2016 tarihinde gözaltına alındığı, Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme ve Silahlı terör örgütüne üye olma suçlarından 17/07/2016 tarihinde tutuklandığı, İstanbul C.Başsavcılığı'nın Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu'nun 05/05/2017 tarih ve 2017/24648 soruşturma sayılı kararı ile Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçundan ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği ve bu suça ilişkin tutuklama müzekkeresi yönünden tahliye edildiği, Silahlı terör örgütüne üye olma suçundan ise tutuklu olarak iddianame düzenlenerek davasının açıldığı, İstanbul 24. Ağır Ceza Mahkemesinde yargılamasının yapıldığı, 18/07/2017 tarihinde diğer suçtan da tahliye edildiği, Yargılaması neticesinde mahkumiyet kararı verildiği, kararın kesinleşmediği anlaşılmış olup, CMK.nun 141/1-e maddesine göre; Kovuşturmaya yer olmadığına veya Beraatlerine karar verilenlerin, CMK.nun 142/1 maddesi uyarınca; karar veya hükümlerin kesinleştiğinin ilgili şahsa tebliğinden itibaren 3 ay içerisinde tazminat isteminde bulunabilecekleri belirtilerek, tazminat başvurusu için beraat kararı verilmesinin ve bu kararın kesinleşmesinin gerekmekte olup, oysa dava konusu olayda davacının (sanığın) aynı tutuklama kararı ile her iki suçtan da tutuklanmış olup, aynı kararla tutuklandığı diğer suç olan Silahlı terör örgütüne üye olma suçundan mahkumiyet kararı verilmiş olup, sanığın baştan beri bu suç yönüyle de tutuklu olması nedeniyle mahkumiyet kararının kesinleşmesi halinde tutukluluk başlangıcından itibaren bu suç nedeniyle verilen cezadan mahsup edileceğinden, bu suç yönüyle verilmiş ve kesinleşmiş bir beraat kararı bulunmadığından tazminat isteme şartlarının oluşmamış olması nedeniyle davacının tazminat davasının şartları oluşmadığından reddine karar vermek gerekmiştir." denilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince verilen kararla ilgili olarak, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.

Tazminat talebinin dayanağı olan İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/24648 sayılı soruşturma dosyası üzerinden yürütülen soruşturma kapsamında davacının Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme ve silahlı terör örgütüne üye olmak suçlarından 17.07.2016-05.05.2017 tarihleri arasında 292 gün tutuklu kaldığı, yürütülen soruşturma sırasında Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçundan 05.05.2017 tarihinde tahliye edilip, hakkında ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilerek silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan açılan davanın yapılan yargılaması sonucunda İstanbul 24. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/178 Esas - 2017/176 Karar sayılı kararıyla silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, kararın 04.12.2018 tarihinde kesinleştiği UYAP'tan yapılan kontrol sonucu anlaşılmıştır.

Yukarıda izah edildiği üzere davacının aynı sorgu ile davacının Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme ve silahlı terör örgütüne üye olmak suçlarından tutuklandığı, her ne kadar Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçundan davacı hakkında ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de; silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan kamu davası açıldığı ve silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan mahkumiyetine karar verildiği; dolayısıyla tutuklandığı suçlardan birinden mahkumiyetine karar verilmesi ve mahkumiyeti aşan tutukluluk süresi bulunmaması nedeniyle tazminat isteme koşulları oluşmadığından davanın reddine karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmamıştır.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin, 07.05.2019 tarihli ve 2019/313 Esas, 2019/1541 Karar sayılı kararında davacı vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Tekirdağ 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 19.12.2023 tarihinde karar verildi.