Taraflar arasındaki marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturan fiillerin men ve ref'i ile maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.

Davacı vekili dava dilekçesinde; "Denizli by Paşabahçe" ibareli markanın 2006/16239 sayılı, "Denizli" ibareli markanın 2007/02952 sayılı ve "Denizli Handmade +Şekil" ibareli markanın 2010/46522 sayılı marka tescil belgeleri ile müvekkili adına tescilli olduğunu, "Denizli" markalı el imalatı olan ürünlerin müvekkili tarafından yurt içi ve yurt dışı fuarlarında yıllardır tanıtılmakta olduğunu, söz konusu ürünün 70 ülkeye satışının yapıldığını, ancak hal böyle iken davalı yanın, müvekkili adına tescilli "Denizli" markalı ürünlerin benzerlerini "Deniz Cam" adı altında ve müvekkili tarafından geliştirilen ürünlerin benzerlerini, müvekkilinin kullandığı kod numaraları ile satışa sunduğunu, davalının iltibas yaratmak suretiyle tecavüzde bulunduğunu ve davalı yanın bu eyleminin haksız rekabet teşkil ettiğini iddia ederek, tecavüzün önlenmesini, haksız rekabetin durdurulmasını, şimdilik 5.000,00 TL maddi, 10.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.

Davacı vekili 17.01.2019 tarihli ıslah dilekçesi ile maddi tazminat istemini 42.963,98 TL'ye arttırmıştır.

Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin üretimin yaptığı ürünlerin Deniz Cam markalı ürünler olduğunu, davacı ile müvekkili ürününün ve tasarımının davacınınkinden farklı olduğunu ve safir cam kelimesini ifade eder şekilde "sf" kodu ile üretildiğini, müvekkili ürünlerinin davacı yanın ürünleri ile benzer olmayan farklı tasarımlı ve karaf nitelikli ürünler olduğunu, müvekkilinin yarı mamullü imalatlar yaptığını, müvekkilinin hammadde üretimi yaptığını, ürünlerin üzerindeki işlemleri ilgili firmaların tamamlayarak piyasaya sunduklarını ve taleplerin yersiz olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda davacının kullandığı tasarımlar ile davalının kullandığı tasarımların ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğu ve aynı ürünlere aynı kod numaralarının kullanıldığı, davalının, ürünlerini oluştururken davacı ürünleri ile benzerlik yaratmaya çalıştığının tespit edildiği, bu durumun haksız rekabete neden olduğu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (6098 sayılı Kanun) hükümlerine göre emsal bir lisansın belirlenebileceği, belirlenecek lisansın/ zararında ancak haksız rekabetten kaynaklı olabileceği ve tescilsiz tasarımlar için davacı birine lisans vermiş olsaydı davalının kullandığı süreye göre ve tarafların mali kayıt ve belgelerine yani ekonomik durumlarına göre değerlendirildiği gerekçesiyle davalı eyleminin haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, durdurulmasına, önlenmesine, refine, marka hakkını ihlal kapsamındaki tecavüzün tespiti isteminin reddine, haksız rekabet ve 6098 sayılı Kanun hükümlerine göre 10.000,00 TL maddi tazminatın tespit tarihi olan 05.09.2014 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsiline, fazla ilişkin istemin reddine, 5.000,00 TL manevi tazminatın tespit tarihi olan 05.09.2014 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine, karar kesinleştiğinde hüküm özetinin Türkiye’de tirajı yüksek bir gazetede bir kez ilanına masrafın davalılardan tahsiline karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalının haksız rekabet teşkil eden fiil ve eylemlerinin sabit olmasına rağmen maddi ve manevi tazminat talebinin kısmen kabul edilmesinin hatalı olduğunu, davaya konu stok kodlu ürünlerin cirosu üzerinden İstanbul Ticaret Odası'nın (İTO) bildirdiği %15 oranı uygulanarak 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 66 ncı maddesinin (c) bendi gereğince davacı şirketin yoksun kalınan kazancının 42.936,98 TL olarak hesaplandığını, davalının müvekkilinin ürünleri ile iltibas yaratarak haksız rekabete sebebiyet verdiğini, müvekkilinin 42.963,98 TL kazançtan mahrum kaldığını, taleplerini bu miktara arttırarak harç yatırdıklarını, mahkemenin maddi ve manevi tazminatın kısmen kabulüne karar vermesinin hatalı olduğunu ileri sürerek, kararın kaldırılmasını istemiştir.

2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davaya konu tasarımların karaf olduğunu, Osmanlı İmparatorluğundan beri içecek servisinde kullanılan anonim ürünler olduğunu, iltibas ve haksız rekabetten söz edilemeyeceğini, tasarımlar arasında farklılıklar bulunduğunu, bilgilenmiş kullanıcının bu farklılıkları tespit edebileceğini, müvekkilinin kendi tekniği ile ürünler ürettiğini, benzer gözükse de yan yana getirildiğinde ürünlerin farklılığının açıkça göründüğünü, müvekkilinin ürünlerinin yarı mamul olduğunu, satın alan müşterilerin ikinci işlem uygulayarak süslemeler yaptıklarını, davacının tasarım tescil belgesinin bulunmadığını, tasarımların ilk defa kendisi tarafından ortaya çıkarıldığını da ispatlayamadığını, davanın iyi niyetli ve dürüstlük kuralına uygun olmadığını, markaya tecavüz nedeniyle dava açıldığını, anonim olan ve oldukça yaygın olarak kullanılan kültürel değer olan ve davacı ürünlerinden tamamen farklı olan ürünün dava konusu edildiğini, hakkın kötüye kullanılmasını hukuk düzeninin korumayacağını ileri sürerek, mahkeme kararının kaldırılarak davanın tümüyle reddini istemiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile işbu davanın 28.11.2014 tarihinde açıldığı, dava tarihi itibarıyla 554 sayılı KHK hükümlerinin yürürlükte olduğu ve somut olaya uygulanacağı,556 sayılı KHK hükümleri ile tescilli tasarımların koruma altına alındığı, 6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nda (6769 sayılı Kanun) düzenlenen tescilsiz tasarım korumasına yer verilmediği, davacının karaf ürün tasarımları tescilsiz ise de, dosya kapsamında alınan tespit raporu ve bilirkişi heyet raporunda tasarım uzmanı bilirkişiler tarafından davalı tasarımlarının ayırt edilemeyecek kadar benzer oldukları, aynı kod numarası ve Deniz Cam markası ile tanıtıldığının anlaşıldığı, her ne kadar davalının aynı kod numaralarını kullanması ve Deniz Cam markasal kullanımının davacının "Denizli" ibareli tescilli markaları ile benzer olmadığı ve markaya tecavüz bulunmadığı anlaşılıyorsa da, benzer tasarıma sahip ürünlerin davacı ürünleri ile iltibasa neden olacak şekilde piyasaya sunulması, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 54 ve 55 nci maddesinin birinci fıkrasının (a-4) bendi gereğince "Başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak" fiilini oluşturduğu, dürüstlük kuralına aykırılık ve haksız rekabet teşkil ettiği, davalının fiili haksız rekabet teşkil ettiğinden davacının, 6102 sayılı Kanun'un 56 ncı maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi ve (e) bendi gereğince maddi ve manevi tazminat talep edebileceği, mahkemece alınan tazminat raporunda, davalının ürün satış cirosu üzerinden 556 sayılı KHK'nın 66 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (c) fıkrasına göre tazminat hesaplanmışsa da, haksız rekabete dayalı olarak tazminata hükmedildiğinden, hesaplanan rakamın dikkate alınmamasının yerinde olduğu, davalının 12.09.2013 işe başlama tarihinden, 28.11.2014 dava tarihine kadar 3,5 aylık süre için mahkemece 6098 sayılı Kanun'un 50 ve 51 nci maddelerine göre hükmedilen 10.000,00 TL maddi tazminat ile 5.000,00 TL manevi tazminatın dosya kapsamına uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekili ve davalı vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalının haksız rekabet teşkil eden filleri sabit iken maddi ve manevi tazminat talebinin kısmen kabul edilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek davacı aleyhine olacak şekilde verilen kararın bozulmasını istemiştir.

2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu ürünlerin içecek servisinde kullanılan anonim ürünler olduğunu, bu hususun mahkeme gerekçesinde ve raporlarda da ifade edildiğini, bu nedenle haksız rekabetin oluşmadığını, dolayısıyla davalı şirkete yüklenen yaptırımların kabul edilemeyeceğini, davacının tasarım tescil belgesinin bulunmadığını, tasarımların ilk defa kendisi tarafından ortaya çıkarıldığını da ispatlayamadığını, davanın iyi niyetli ve dürüstlük kuralına uygun olmadığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.

Uyuşmazlık, davalının ürünlerinde kullandığı "Deniz Cam" ibaresinin davacının "Denizli", "Denizli by Paşabahçe" ve "Denizli Handmade +Şekil" ibareli markalarına tecavüz oluşturup oluşturmadığı davacının ürün kodlarının davalı tarafından kullanılıp kullanılmadığı, böyle bir kullanımında haksız rekabet oluşturup oluşturmadığı ve dolayısıyla davacı zararının doğup doğmadığı noktasında toplanmaktadır.
Dava, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturan fiillerin men ve ref'i ile maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.

1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. 6102 sayılı Kanun'un 54,55 ve 56 ncı maddeleri, 6098 sayılı Kanun'un 50 ve 51 nci maddeleri, 556 sayılı KHK'nın 61 inci 9 uncu ve 66 ncı maddeleri.

1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre taraf vekillerinin aşağıdaki paragrafin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir

2. İlk Derece Mahkemesince davalı eylemlerinin marka hakkına tecavüz oluşturmadığı gerekçesiyle markaya tecavüzün tespiti isteminin reddine, ancak davalı eylemlerinin ticari dürüstlük kuralına aykırılık ve dolayısıyla haksız rekabet oluşturduğu gerekçesiyle 6098 sayılı Kanun hükümlerine göre 10.000,00 TL maddi tazminata hükmedilmiştir. İstinaf mahkemesince ise davacı vekilinin; dava dilekçesinde tazminat talebini, markaya tecavüz ve haksız rekabet hükümlerine dayandırdığı, davalının fiili haksız rekabet teşkil ettiğinden davacının, 6102 sayılı Kanun'un 56 ncı maddesinin birinci fıkrasının (d) ve (e) bentleri gereğince maddi ve manevi tazminat talep edebileceği, mahkemece alınan raporda, davalının ürün satış cirosunun üzerinden, 556 sayılı KHK'nın 66 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendine göre yani lisans bedeline göre tazminat hesaplanmışsa da, haksız rekabete dayalı olarak tazminata hükmedildiğinden, lisans bedelinin dikkate alınmamasının yerinde olduğu ve dolayısıyla 6098 sayılı Kanun'un 50 ve 51 nci maddelerine göre maddi tazminatın takdir edilmesinde isabetsizlik bulunmamakta ise de somut olayda henüz 6098 sayılı Kanun'un 50 nci maddesinin uygulanmasının şartları oluşmamıştır.

Davacı vekili dava dilekçesinde maddi tazminat isteminde bulunduğu ve maddi tazminat miktarını markaya tecavüz yönünden mi yoksa haksız rekabet yönünden mi talep ettiğini belirtmeksizin toplam miktar belirttiği anlaşılmaktadır. Yargılama aşamasında ise mahkemece 13.07.2017 tarihli celse de davacıya maddi tazminat talepleri yönünden dilekçesini sunması için süre verildiği ve davacının ITO emsal lisans sözleşme bedeli oranı üzerinden tespit edilen maddi tazminat tutarına hükmedilmesini istediğini belirtmiş ancak, 556 sayılı KHK' nın 66 ncı maddesinin (c) bendi gereğince tespit edilen davacı şirketin yoksun kalınan kazancı 42.963,98 TL olarak hesaplanan ve ITO emsal lisans sözleşme bedeli oranı üzerinden tespit edilen maddi tazminat tutarına ilişkin bilirkişi raporu doğrultusunda talebini ıslah ettiğini beyan etmiştir. Bu durumda davacının seçtiği tazminat hesap yöntemi sınai haklara tecavüz haline özgü bir yöntemdir.

Mahkemece, davalının eylemlerinin marka hakkına tecavüz teşkil etmediği ancak bu eylemlerin haksız rekabet teşkil ettiği, belirlenecek lisansın/ zararınında ancak haksız rekabetten kaynaklı olabileceği ve tescilsiz tasarımlar için davacı lisans vermiş olsaydı, davalının kullandığı süreye göre ve tarafların mali kayıt ve belgelerine yani ekonomik durumlarına göre 10.000,00 TL maddi tazminatın somut olaya ve 6098 sayılı Kanun hükümlerine uygun bir maddi tazminat (lisans bedeli) olduğu gerekçesiyle maddi tazminat miktarı takdir edilmiştir. Ancak 6098 sayılı Kanun'un 50 ve 51 inci maddesine göre tazminat takdiri yapılabilmesi için davacının zarar gördüğü ispatlamasına rağmen zarar miktarının ispatlayamaması durumuna özgüdür.

Somut olayda davacı vekili, davalının "Deniz Cam" ibareli ürün kullandığını ve bu kullanımlarının davacının tescilli markalarna tecavüz, davacının ürün kodlarını kendi ürün ambalajlarında kullanmasının ise haksız rekabet oluşturduğunu ileri sürerek markaya tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti ve refi ile maddi ve manevi tazminat istemiştir. Ancak tazminat miktarının ne kadarının markaya tecavüz için ne kadarının da haksız rekabet için olduğunu belirtmediği gibi, mahkemece de 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanun'un (6100 sayılı Kanun) 31 inci maddesi uyarınca bu husus davacıya sorulup açıklığa kavuşturulmadan markaya tecavüz halinde hak sahibinin yoksun kaldığı kârın hesaplanması için 556 sayılı KHK'nın 56 ncı maddesinde öngörülen hesap yöntemlerinden davacının seçimi dikkate alınarak emsal marka lisans sözleşmelerine göre kâr mahrumiyeti bilirkişi marifetiyle tespit edilmiş, sonrada markaya tecavüzün oluşmadığı, ancak davacıya ait ürün kodlarının kullanılmasının haksız rekabet oluşturduğu sonucuna varılmış ancak haksız rekabet yönünden tazminatın belirlenmesi için davacı delilleri sorulmadan doğrudan 6098 sayılı Kanun'un 50 nci maddesine göre maddi tazminat takdir edilmiştir. 6098 sayılı Kanun'un 50 nci maddesinin uygulanabilmesi için zarar görüldüğünün ve verenin kusuru ispat edilmesine rağmen, zararın miktarının tam olarak ispat edilememesi gerekmektedir. Somut olayda ise haksız rekabet nedeniyle doğan zararın belirlenmesi için davacı delilleri sorulup değerlendirilmeden ve dolayısıyla henüz uygulama şartları oluşmadan 6098 sayılı Kanun'un 50 nci maddesinin uygulanması doğru görülmemiştir. Zira haksız rekabetin sabit olması durumunda 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'un (6102 sayılı Kanun) 56 ncı maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi uyarınca kusur varsa zararın tazmini istenebilir. Aynı hükmün (e) bendinde ise 6098 sayıl Kanun'un 58 inci maddesinde öngörülen şartların varlığında manevi tazminat istenebilir. Davacı (d) bendinde ise tazminat olarak hakim, haksız rekabet sonucunda davalının elde etmesi mümkün menfaatin karşılığına da karar verebileceği hükmüne yer verilmiştir. 6098 sayılı Kanun'un 50 nci maddesine göre özel hüküm mahiyetinde olan ve hakime takdir hakkı veren 6102 sayılı Kanun'un 56 ncı maddesinin yoksun kalınan kazancın hesaplanmasında öncelikli olarak gözetilmemesi de doğru görülmemiştir. Zira 6100 sayılı Kanun'un 222 nci maddesi uyarınca hakim ticari defter ve belgelerin ibrazına ve incelenmesine talep üzerine veya kendiliğinden karar verebilir. Tarafların ticari defter ve belgeleri kazanç kaybının belirlenmesinde önemli delillerdendir. Kaldı ki somut olayda, davalının kullandığı ürünlerin davacının kullandığı iş ürünlerinden ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğu ve benzer ürünlerinde davacı ürünlerinin kod numaralarının izinsiz kullanıldığı nazara alındığında davalının, ürünlerini oluştururken davacı iş ürünleri ile benzerlik yaratmaya çalıştığından bu durumun 6102 sayılı Kanun'un 55 ncı maddesi uyarınca haksız rekabet oluşturduğu esasen mahkemenin de kabulündedir. Mahkemece alınan bilirkişi raporunda davalının anılan iş ürünlerinden yapmış olduğu satışında tespit edildiği anlaşılmıştır. Hal böyle olunca mahkemece öncelikle davacının dava dilekçesinde talep ettiği maddi tazminat miktarı ve ıslahla artırılan tazminatın ne kadarının haksız rekabet için ne kadarının markaya tecavüz için talep edildiğinin davacıya açıklattırılması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken 6100 sayılı Kanun'un 26 ncı maddesinde öngörülen taleple bağlılık ilkesini de ihlal eder şekilde ve de dosya kapsamına göre uygulama şartları henüz oluşmayan 6098 sayılı Kanun'un 50 nci maddesine göre karar verilmesi doğru görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;

1.Taraf vekillerinin bozma kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının REDDİNE,

2. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

3. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde taraflara iadesine,

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

28.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.