Esastan ret
Taraflar arasındaki TÜRK PATENT Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirketin 2017/04979 numaralı "GARANTEKS Esans" ibareli marka başvurusuna yaptıkları itirazların 2018-M-1816 sayılı YİDK kararı ile reddedildiğini, kararın hukuka aykırı olduğunu, davaya dayanak yapılan müvekkili adına tescilli "GARANTİ" asıl unsurlu tanınmış markalar ile itiraz edilen "GARANTEKS ESANS" ibareli markanın ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu, "GARANT-EKS" ibaresindeki “EKS” ekinin dava konusu başvuruyu müvekkili markalarından farklılaştırmadığını, davalı Şirketin dava konusu markasında GARANTEKS ibaresi yanında kullanılan şekil unsurunun da müvekkilinin markalarındaki şekil unsuru ile iltibas yarattığını, dava konusu markanın 3 ve 35. sınıfta kullanılmasının müvekkilinin markasından haksız yarar elde edeceğini, markanın ayırt ediciliğini zayıflatacağını, müvekkilinin pek çok "GARANTİ" ibareli markalarının serisi içine sızarak müvekkili ile idari-ekonomik bağ oluşturacağını, müvekkilinin tanınmış GARANTİ markasının özel/02114 numara ile sicile kayıtlı olduğunu, davalı Kurumun bizzat verdiği tanınmışlık kararını kendisinin tanımayarak hukuki istikrarı zedelediğini, dava konusu başvurunun kötü niyetli olduğunu ve haksız rekabet oluşturduğunu ileri sürerek 2018-M-1816 sayılı YİDK kararının iptaline ve dava konusu markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.
1.Davalı TÜRK PATENT vekili cevap dilekçesinde; Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında iltibasa yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Davalı Şirket vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin uzun yıllardır kullandığı GARANTEKS ESANS markasının tescili için başvurduğunu, dava konusu markasının daha önce tescilli olan 2007/28975 nolu markasının serisi niteliğinde olduğunu, müvekkilinin 40 yılı aşkın süredir kullandığı ve 2007 yılında da tescil ettirdiği GARANTEKS markasının tanıtımı için ciddi bir emek ve sermaye harcadığını, müvekkilinin Garanti Bankası’nın Garanti markasından haksız kazanç sağlamakta olduğu iddiasının gerçeklikten uzak bulunduğunu, davaya konu markalar arasında iltibas yaratacak bir benzerliğin mevcut olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla davacı adına tescilli markalar ile başvuru konusu işaret arasında görsel, sescil, anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, taraf marka işaretleri arasında benzerlik bulunmaması nedeniyle 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 6 ncı maddesinin beşinci fıkrasından kaynaklı bir tescil engelinin somut uyuşmazlık kapsamında oluşmayacağı, ayrıca davacının hem itiraz aşamasında hem dava aşamasında tanınmışlık iddiasında bulunmuş olmasına karşın, gerek marka işlem dosyası gerek dava dosyası kapsamında davacının tanınmışlık ile ilgili sunduğu yegâne dayanağın TÜRK PATENT’in özel korunan markalar arasına aldığı T/02114 “garanti” markasının tanınmışlığı kararı olduğu, bu tanınmışlığın halen devam edip etmediği, hangi mal/hizmetler için geçerli olduğu yönünde bir delile de rastlanmadığı, dava konusu “GARANTİ” ibaresinin her türlü mal veya hizmet için ayırt ediciliğinin zayıf olması da dikkate alındığında davacının ticaret unvanı ile dava konusu marka arasında herhangi bir ilişkilendirilme durumunun söz konusu olmayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu başvuru ile müvekkili markalarının işitsel, görsel ve anlamsal olarak benzer bulunduklarını ve bu nedenlerle markalar arasında karıştırılma ihtimalinin olduğunu, taraf markaları benzer görülmeyerek tanınmışlık iddialarının değerlendirme dışı bırakılmasının hatalı bulunduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları gözetilerek münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin dikkate alınarak belirleneceği, buna göre "GRANTEKS" ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet "GARANTİ" asıl unsurlu markalar arasında 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin bulunmadığı, zira Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin, işbu dava açısından emsal alınabilecek nitelikteki 27.10.2020 tarih, 2020/554 E.- 2020/4475 K. ve 08.03.2021 tarih, 2020/1683 E., 2021/2144 K. sayılı ilamlarında, davacı markalarının asli unsurlarını oluşturan "GARANTİ" ibaresinin, mal ve hizmetlerin kalitesini ve hizmetin standardını göstermesi açısından tanımlayıcı bir ibare olduğunun, ticaret alanında herkes tarafından kullanılabilecek ve bu sebeple kullanımı bir kişinin tekeline bırakılamayacak işaretlerden bulunduğunun açıklandığı, marka işaretleri arasında benzerlik olmadığından davacı vekilinin tanınmışlığa dayalı istinaf itirazlarının da yerinde bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü davasıdır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası.
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
28.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.