Mahkûmiyet

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu, temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1.Sanık hakkında, İstanbul 18. Ağır Ceza Mahkemesinin ihbarı üzerine İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 15.01.2016 tarihli iddianamesiyle kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan cezalandırılması istemiyle dava açılmıştır.

2.İstanbul 12. Asliye Ceza Mahkemesi 01.06.2016 tarihli kararıyla sanığın, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar vermiştir.

3.Kararın sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 30.09.2021 tarihli kararıyla, olayda 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 109 uncu maddesinin ikinci fıkrasının uygulanması gerektiği halde uygulanmaması nedeniyle bozulmasına ancak aleyhe temyiz bulunmadığından sanığın sonuç ceza bakımından kazanılmış hakkının korunmasına karar verilmiştir.

4.Bozmaya uyularak yapılan yargılamada, İstanbul 12. Asliye Ceza Mahkemesinin temyize konu 06.04.2022 tarihli kararıyla, sanığın kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, ancak sanık hakkında kazanılmış hakkı oluştuğundan 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

Sanığın temyiz isteği; atılı suçu işlemediğine, hakkında verilen mahkumiyet hükmünün hatalı olduğuna, beraat kararı verilmesi, mümkün olmazsa verilen hapis cezasının ertelenmesi ya da para cezasına çevrilmesi gerektiğine ilişkindir.

1.Davaya konu olay, sanığın olay tarihinde parkta köpek gezdirirken gördüğü mağdur ile yakın ilişki kurup köpeğini gezdirmesine izin verdiği, bu şekilde devam eden günlerde görüştükleri, sanığın mağdurun güvenini kazandıktan sonra rızası dışında terk edilmiş bir evde alıkoyarak cinsel istismarda bulunduğu, daha sonra hileli davranışlarla bu fiilini sürdürdüğü iddiasına ilişkindir.

2. Sanığın yukarıda belirtilen fiili nedeni çocukların cinsel istismarı suçundan yargılandığı İstanbul 18. Ağır Ceza Mahkemesinin 05.03.2015 tarihli kararı ile hapis cezasına mahkum edildiği, aynı kararda fiilin aynı zamanda kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu da oluşturduğu gerekçesi ile Cumhuriyet Başsavcılığına ihbarda bulunulduğu, mahkumiyet hükmünün kesinleştiği anlaşılmıştır.

3. Adli Tıp Kurumunun 29.04.2013 tarihli raporuna göre mağdurun fiilin işlendiği tarihlerde ruh sağlığının bozulduğu belirlenmiştir.

4. Adli Tıp Kurumunun 23.12.2013 tarihli raporuna göre sanığın, olay tarihinde üzerine atılı suçu cinsel açıdan işlemesinin tıbben mümkün olduğu bildirilmiştir.

A- Tüm dosya kapsamına göre, sanığın mağdura yönelik cinsel istismar eylemini birden fazla gerçekleştirdiğinin kesinleşmiş mahkeme ilamı ile belirlenmiş olması, sanığın bu fiilini gerçekleştirmek amacı ile mağdur ile önce köpek gezdirme ve benzeri davranışlarla yakın ilişki kurması, yemek yedirme, mangal yapma gibi hileli davranışlarla cinsel eylemi gerçekleştireceği yere götürmesi, olay tarihinde mağdurun 15 yaşından küçük olması dikkate alındığında, sanığın kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu, hileli davranışlarla, çocuğa karşı, cinsel amaçla ve bir suç işleme kararının icrası kapsamında değişik zamanlarda işlediği anlaşılmıştır. 5237 sayılı Kanun'un 51 inci maddesi gereği hükmedilen hapis cezası iki yılın üzerinde olduğundan, sanığın hapis cezasının ertelenmesi veya para cezasına çevrilmesi mümkün bulunmamaktadır.
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.

B-Sanık hakkında kurulan hükümde, 1412 sayılı Kanun'un 326 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca hapis cezasının kazanılmış hak nedeniyle 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası üzerinden infaz olunacağının belirtilmesi ile yetinilmesi gerekirken, yazılı şekilde sonuç ceza olarak hükmedilmesi dışında bir hukuka aykırılık görülmemiştir. Ancak, bu eksikliğin 1412 sayılı Kanun'un 322 nci maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün görülmüştür.

Gerekçe kısmının (B) bendinde açıklanan nedenle İstanbul 12. Asliye Ceza Mahkemesinin 06.04.2022 tarihli kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanunun 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasının altınca paragrafının hükümden çıkartılarak yerine "1412 sayılı Kanun'un 326 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca hapis cezasının 3 yıl 1 ay 15 gün üzerinden infazına" ibarelerinin eklenmesi suretiyle sair yönleri usul ve kanuna uygun görülen hükmün, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 28.02.2024 tarihinde karar verildi.