Mahkumiyet

Sanık hakkında, ilk derece mahkemesinin kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan vermiş olduğu mahkumiyet hükmüne yönelik istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddine dair kurulan hükmün karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan usul hükümlerine göre temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz isteklerinin süresinde olduğu ve reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. Yalova Cumhuriyet Başsavcılığının 18.05.2017 tarihli iddianamesi ile sanık hakkında hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 109 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 109 uncu maddesinin üçüncü fıkrasının (e) ve (f) bentleri, 43 üncü maddesinin ikinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca cezalandırılması istemiyle dava açılmıştır.

2. Yalova 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 06.02.2020 tarihli kararı ile sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 5237 sayılı Kanun’un 109 uncu maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (e) ve (f) bentleri, 43 üncü maddesinin ikinci fıkrası ve 61 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 5 yıl 12 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş, tavzih kararı ile hüküm 5 yıl 2 ay 15 gün olarak düzeltilmiştir.

3. Kararın Cumhuriyet Savcısı, sanık müdafii ve katılan kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin 05.11.2021 tarihli kararı ile sanık hakkında ilk derece mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf başvurusu ile ilgili olarak, sonuç cezada 5237 sayılı Kanunun 62 nci maddesinin birinci fıkrası gereği indirim uygulanırken maddi hata yapıldığı belirtilerek, 5 yıl 12 ay 15 gün şeklindeki hükümdeki "12" ibaresini hükümden çıkarıp, "2" ibaresini eklemek sureti ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 303 üncü maddesinin birinci fıkrası (c) bendi uyarınca hükmün düzeltilerek istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

Sanık müdafiinin temyiz isteği, suçun unsurlarının oluşmadığına, olayda mağdurun rızasının bulunduğuna, şüpheden sanığın yararlanacağı ilkesinin ihlal edildiğine, suçun mevcudiyetinin varlığı kabul edilse dahi etkin pişmanlık hükümlene göre indirim yapılması gerektiğine ilişkindir.
Katılan kurum vekilinin temyiz isteği, kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, eksik inceleme yapıldığına, cezada teşdit uygulanması gerektiğine, katılan kurum lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine ilişkindir.

1. Dava konusu olay, sanığın mağdurlar eski eşi ... ve oğlu Yunus Emre'yi istekleri dışında İzmir ilinden alarak Yalova iline götürdüğü, sanığın mağduru hürriyetinden yoksun kılma eylemi sırasında mağdura yönelik "Ya Yalova'da benimle yaşayacaksın ya da öleceksin" şeklinde sözler söylediği, mağdur ...'ya yönelik sinkaflı sözler söylemek suretiyle hakaret ettiği iddiasına ilişkindir.

2. Mağdur ...'nın aşamalarda sanığın resmi nikahlı eşi iken boşandıklarını, kendisinin İzmir'de ikamet ettiğini, 01.09.2016 günü İzmir'e gelen sanık ile konuşmak üzere oğlu ile birlikte yanına gittiklerini, sanığın kendilerini arabasına bindirdiğini, hiç durmadan istememelerine rağmen kendilerini Yalova ile Bursa arasında ablasının yaşadığı köye götürdüğünü, araç içindeyken, ana avrat sinkaflı küfürler ettiğini, "ya Yalova'da benimle yaşayacaksınız, ya da öleceksiniz" dediğini, oğlunun bir komşularına mesaj attığını, onun kolluk güçlerini araması üzerine jandarmanın gelip kendilerini kurtardığını, kendisini otogara götürüp İzmir'e gönderdiklerini beyan ettiği, mahkemedeki beyanının da benzer olduğu görülmüştür.

3. Mağdur ...'in kolluktaki ve mahkemedeki beyanlarının annesi olan diğer mağdurun beyanlarını destekler mahiyette olduğu anlaşılmıştır.

4. Sanık aşamalardaki beyanında, olay gününden önce oğlunu annesine götürdüğünü fakat yaşadıkları yer hoşuna gitmediği için onları aracına alarak Yalova iline Esadiye köyüne götürdüğünü, arabanın içerisindeyken gelmemek için itiraz ettiklerini fakat kendisinin baba olarak oğlunun o şartlarda büyümesini istemediğini, sanığa hakaret etmediğini, tehdit etmediğini, sadece kızdığını, arabanın kapıları kilitli olmadığından gitmek isteselerdi gidebileceklerini, olaydan bir gün sonra köyde jandarma görevlilerinin gelip oğlunu ve eski eşini alıp götürdüklerini beyan ettiği görülmüştür.

5. Tanık olarak beyanına başvurulan N. Y., erkek kardeşi olan sanığın mağdurları evine getirdiğini, kendileri evde otururken eve jandarma geldiğini, kendisinin ne olduğunu anlayamadığını çünkü anormal bir durumun veya herhangi bir tartışmanın olmadığını, jandarmanın mağdurları otogardan yolcu ettiğini beyan etmiştir.

6. Dosyada bulunun nüfus kaydına göre sanık ile mağdur ...'nın 02.02.2009 tarihinde boşanmış oldukları, mağdur ...'nin velayetinin mağdur ...'da olduğu anlaşılmıştır.

7. Mağdurların kovuşturma aşamasında sanıktan şikayetçi olmadıklarına dair beyanda bulundukları anlaşılmıştır.

A. İlk Derece Mahkemesinin kabulü;
İlk derece mahkemesi, sanığın, rızaları olmaksızın mağdurları zorla aracına bindirmek ve mağdurlara yönelik "birlikte olacağız, İzmiri unutun, ya benimle yaşacaksınız ya da kara toprağa gireceksiniz, ya Yalova'da benimle yaşayacaksın ya da öleceksin" şeklinde sözler ile mağdurları tehdit etmek suretiyle üzerine atılı kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu işlediği, sanığın eylemlerini tek bir fiille birden fazla mağdura karşı gerçekleştirdiği, eylemin mağdurlar üzerindeki etkisi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, sanığın kastının yoğunluğu, birden fazla nitelikli halin bulunması nazara alınarak alt sınırdan uzaklaşılmak suretiyle temel cezanın belirlendiği, nitelikli haller nedeni ile artırım yapıldığı, sanığın yargılama sürecindeki tutumu ve cezanın geleceği üzerindeki etkisi dikkate alınarak takdiri indirime gidildiği bildirilmiştir.
B.Bölge Adliye Mahkemesinin kabulü;
İlk derece mahkemenin kararında usule ve esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, ancak 5237 sayılı Kanunun 62 nci maddesi gereği indirim yapılırken maddi hata yapıldığı gerekçesi ile istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.

A. Katılan kurum vekilinin vekalet ücretine yönelik temyiz itirazları yönünden,

1. T.C. Anayasasının 41 inci maddesine göre ailenin huzur ve refahı ile özellikle anne ve çocukların korunmasına yönelik olarak her türlü istismar ve şiddete karşı çocukları koruyucu tedbirleri alma görevi Devlete aittir.
Aile ve çocukların korunması hakkının Anayasa ile güvence altına alındığı, 6284 sayılı Kanunun 20 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının kadın, çocuk ve aile bireylerine yönelik olarak uygulanan şiddet veya şiddet tehlikesi nedeniyle açılan davalara katılabileceği anlaşılmış ise de, Bakanlığın davaya katılması doğrudan Anayasa ve kanundan kaynaklanan koruma görevine ilişkindir.
5271 sayılı Kanun'un 237 nci ve devamı maddelerindeki katılma hakkına ilişkin suçtan doğrudan zarar görme şartının katılan Bakanlık için söz konusu olmadığı gözetilerek yapılan değerlendirmede, katılan kurum vekilinin vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine dair temyiz itirazı yerinde görülmemiştir.

B. Sair sebepler yönünden;

Olaylar ve olgular bölümünde belirtilen mağdurların anlatımları, sanığın tevil yollu ikrarı ve tanık olarak beyanı alınan sanığın kız kardeşinin beyanı birlikte incelendiğinde, sanığın eski eşi olan mağdur ... ve oğlu Yunus Emre'yi yaşadıkları İzmir ilinden Yalova'da bulunan kız kardeşinin evine rızaları olmaksızın ve zor kullanarak götürdüğü, suçun eski eşe ve çocuğa karşı işlendiği anlaşılması karşısında tüm dava dosyası kapsamındaki deliller birlikte değerlendirildiğinde, atılı suçun sanık tarafından işlendiğine yönelik Mahkemenin suçun sübutu ve kabulünde isabetsizlik görülmemiş olup yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği, ilk derece mahkemesi hükmündeki maddi hatanın da mahkemece düzeldildiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin ve kurum vekilinin yerinde görülmeyen sair temyiz sebepleri reddedilmiştir.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7.Ceza Dairesinin 05.11.2021 tarihli kararında ileri sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafii ve katılan kurum vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Yalova 4. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7.Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 28.02.2024 tarihinde karar verildi.