Davanın kabulüne

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Karar ... mirasçıları ... ve arkadaşları vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Kadastro sırasında Iğdır ili Merkez ilçesi ... Köyü çalışma alanında bulunan 518 parsel sayılı 5000 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, ...'ın 20 yılı aşkın zilyet ve tasarrufunda olmakla beraber metruk yerlerden olduğu belirtilerek çayır vasfıyla Hazine adına tespit edilmiştir. Kadastro Komisyonunca davalı ...'ın itirazının kabulüne karar verilmiştir.

Davacı Hazine vekili, taşınmazın kamu malı olduğunu ileri sürerek Hazine adına tescilini talep ve dava etmiştir.

İlk Derece Mahkemesince; davanın kabulüne, çekişmeli 518 parsel sayılı taşınmazın mera olarak sınırlandırılmasına dair verilen kararın bir kısım davalılar vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 01.12.2020 tarihli ve 2018/426 Esas 2020/5995 Karar sayılı ilamı ile "tespit tarihi olan 1973 yılından 15-20-25 yıl öncesine) bulunmadığı takdirde bu tarihlere en yakın tarihlere) ait farklı dönemlerde çekilmiş en az üç adet stereoskopik hava fotoğrafı tarihleri açıkça yazılmak suretiyle Harita Genel Müdürlüğünden getirtilerek dosya arasına konulmalı, dosya bu şekilde ikmal edildikten sonra jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişiden, çekişmeli taşınmazın kadastro paftasındaki konumunun bilgisayar programı aracılığıyla uydu ve hava fotoğraflarına aktarılması suretiyle, haritaların ait oldukları yıllara göre taşınmazın niteliğini, üzerinde ne şekilde tasarruf edildiğini, imar-ihyaya konu edilip edilmediğini, edilmiş ise imar-ihyaya en erken ne zaman başlanıldığını ve imar-ihyanın hangi tarihte tamamlandığını ve taşınmazın ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığını belirten rapor düzenlemesi istenilmeli; tanık ve yerel bilirkişi ifadeleri bilimsel esaslara ve maddi bulgulara dayanılarak hazırlanan söz konusu bilirkişi raporlarıyla denetlenmeli ve bundan sonra iddia ve savunma çerçevesinde toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesinin" gerekliliğine değinilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda; tespit tarihi öncesine ait 1965 tarihli hava fotoğrafları ve taşınmaz hakkında tanzim edilen 13.06.2017 tarihli zirai bilirkişi raporu dikkate alındığında taşınmazın tarıma elverişli olmadığı, dolayısıyla taşınmaz üzerinde imar ve ihya çalışmalarının yapılmadığı ve böylece dava konusu taşınmaz üzerinde yasada öngörülen kazanım şartlarının davalılar lehine gerçekleşmediği ancak taşınmazın düz ve eğimsiz bir yapıda olması nedeniyle imar ihya sonucu tarım arazisine dönüştürülmesinin mümkün olabileceği gerekçesiyle dava konusu taşınmazın ham toprak vasfı ile Hazine adına kayıt ve tesciline karar verilmiş, hüküm bir kısım dahili davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup bir kısım dahili davalılar vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir

Yukarıda açıklanan sebeplerle; bir kısım dahili davalılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, 80,70 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 346,90 TL'nin temyiz eden davalılardan alınmasına, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 28.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.