SAYISI: İHK-2022/8500

SAYISI: K-2021/101789

Taraflar arasındaki sigorta tahkim yargılaması sonunda Uyuşmazlık Hakem Heyetince davanın reddine karar verilmiştir.

Karara davacı vekili tarafından itiraz edilmesi üzerine, İtiraz Hakem Heyetince itirazın kabulüne karar verilmiştir.

İtiraz Hakem Heyeti kararı davacı ve davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde; Silivri'de 26.09.2019 tarihinde meydana gelen 5,8 büyüklüğündeki deprem nedeniyle davacıya ait konutun ağır hasar gördüğünü, yapının riskli yapı olduğunun yetkili kurumca saptanıp tahliyesine karar verildiğini, davalıya yapılan başvuru üzerine kısmi tazminat ödendiğini ancak zararlarının tamamen karşılanmadığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 6.000,00 TL tazminatın davalıdan tahsilini talep etmiş, talebini bedel artırım dilekçesiyle 78.498,00 TL'ye yükseltmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde; eksper raporu ile kısmi hasarlı olduğu saptanan taşınmaz için hesaplanan miktarın muafiyet tutarı altında kaldığı gerekçesiyye bir ödeme yapmadıklarını, binada oluşan korozyon nedeniyle binanın hasar aldığını belirterek davanın reddini istemiştir.

Uyuşmazlık Hakem Heyeti yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile " dosya içinde bulunan bilirkişi raporlarına göre, davacıya ait konutta meydana gelen hasarın korozyona bağlı olması sebebiyle ve depreme bağlı da farklıca bir hasar olmaması sebebiyle herhangi bir tazminatın oluşmadığının tespit edilmesi, davalı sigorta kuruluşu tarafından tayin olunan eksper raporunda ise hasar tutarının 318,70 TL olarak belirlenmiş olması ve bu miktarın muafiyet sınırları altında kalması nedeniyle davalının bir sorumluluğunun bulunmadığı" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

A. İtiraz Yoluna Başvuranlar

Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili itiraz etmiştir.

B. İtiraz Sebepleri
Davacı vekili itiraz dilekçesinde; taşınmazın deprem nedeniyle yıkıldığının idari makamlarca ve bilirkişilerce ortaya konulmuş olduğunu, DASK tarafından düzenlenen poliçede taşınmazın hasarsız olarak belirtildiğini, yıkılarak tam zayi ... gelen taşınmazın yeniden yapım maliyetinin hesaplanması gerektiğini belirterek karara itiraz etmiştir.

İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile itiraz üzerine alınan bilirkişi raporuna göre başvuruya konu taşınmazın bulunduğu binanın Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından yapılan değerlendirmeye göre ağır hasarlı kabul edilmesi ile meydana gelen deprem arasında illiyet bağının bulunduğu kabul edilerek davanın kabulü ile 78.498,00 TL tazminatın davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir.

İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde, hükmedilen vekalet ücretinin 1/5 oranında kabul edilmesinin hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde, davanın zamanaşımına uğradığını, üniversitelerin jeoloji mühendisliği bölümünden seçilecek konusunda uzman akademik kariyere haiz bilirkişi kurulu marifetiyle mahallinde keşif yapılarak rizikonun depremden meydana gelip gelmediği konusunda rapor alınması gerektiğini, Zorunlu Deprem Sigortası Genel Şartlarında sayılan teminat dışı kalan hallerden birinin de belirli bir deprem hadisesine bağlı olmaksızın binanın kendi kusur ve özellikleri nedeniyle zamanla oluşan zararlar olduğunu, bu sebeple binanın kötü koşullar nedeniyle uğradığı eskimenin müvekkiline yüklenmesinin uygun olmadığını, hasar tarihinde yürürlükte olan Zorunlu Deprem Sigortası Genel Şartlarının ilgili maddesi ile hasarın nasıl tespit edileceğinin belirlenmiş olduğunu, yine Doğal Afet Sigortaları Kurumu Çalışma Esasları Yönetmeliği’nin "Hasar Tespiti" başlıklı 22 nci maddesinin 1 inci fıkrasının “Hasar tespiti, Kurum tarafından görevlendirilen ilgili branşlarda ruhsat sahibi sigorta eksperleri tarafından yapılır.” hükmünü, Zorunlu Deprem Sigortası Genel Şartlarının A.3.6 ncı maddesinin ise “Belirli bir deprem hadisesine bağlı olmaksızın binanın kendi kusur ve özellikleri nedeniyle zamanla oluşan zararlar”ın teminat dışında kalacağı hükmünü havi olduğunu, binanın yapısal sorunları ve mevcut yönetmeliklere uymaması nedeni ile yıkılıp yapılmasının yasal olarak iyileştirme olup, Zorunlu Deprem Sigortası kapsamında olmadığını, depremin çıkış noktası ve yerleşim bölgelerine uzaklığı dikkate alındığında mevzuata göre inşa edilmiş bir binada ağır hasar oluşturmayacağını, deprem hasarı görmemiş olsaydı da ilgili kamu kurumlarına müracaat edilmesi halinde binayı depreme dayanıklı duruma getirmek için yine yıkım kararı verileceğini, riskli yapı kararı ile olan deprem arasında bir nedensellik ilişkisi olmadığını belirterek İtiraz Hakem Heyeti kararının bozulmasını istemiştir.

davacıya ait, davalıya zorunlu deprem sigortası ile sigortalı konutta deprem nedeniyle meydana gelen hasar talebine ilişkindir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu, Doğal Afet Sigortaları Kurumu Çalışma Esasları Yönetmeliği, Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik, Zorunlu Deprem Sigortası Genel Şartları’nın C.7 nci, A.3.6 ncı maddesi, 5684 Sayılı Sigortacılık Kanunu, Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik'in 16 ncı maddesinin 13 üncü fıkrası.

1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2. Davacı vekili, 26.09.2019 tarihinde Silivri'de meydana gelen 5,8 büyüklüğündeki deprem nedeniyle müvekkiline ait konutun ağır hasar gördüğünü belirterek tazminat talebinde bulunmuş, Uyuşmazlık Hakem Heyeti tarafından aldırılan bilirkişi raporunda; davacıya ait konutta meydana gelen hasarın korozyona bağlı olması sesebiyle ve depreme bağlı da farklıca bir hasar olmaması sebebiyle herhangi bir tazminatın oluşmadığının tespit edilmesi, davalı sigorta kuruluşu tarafından tayin olunan eksper raporunda ise hasar tutarının 318,70 TL olarak belirlenmiş olması ve bu miktarın muafiyet sınırları altında kalması nedeniyle davalının bir sorumluluğunun bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, İtiraz Hakem Heyeti tarafından aldırılan bilirkişi raporunda ise kötü koşullar ve eskimenin hasarda etkisi olduğu tartışılmış olsa da, bahse konu kötü koşulların uyuşmazlığa konu hasara sebep olmadığı, eskime ve olumsuz koşulların ancak deprem sebebiyle hasara etkide bulunabileceği, nihayetinde binada meydana gelen hasarın deprem kaynaklı olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
6100 sayılı HMK 266 ve devamı maddeleri gereğince çözümü özel veya teknik bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verilir hükmüne yer verilmiştir.
Somut olayda, uyuşmazlık konusu taşınmaza ilişkin iki farklı bilirkişi raporu bulunduğu ve bu raporlarda taşınmazda oluşan hasarın, meydana gelen deprem ile illiyet bağının bulunup bulunmadığı hususunda çelişki oluşacak şekilde karar verilmiş olması karşısında, bu çelişki giderilmeden karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.

1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,

2. Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine,

Dosyanın mahkemeye gönderilmesine,

28.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.