HÜKÜMLER: İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı

1-) Sanıklar hakkında mala zarar verme suçundan kurulan mahkûmiyet hükümlerine ilişkin verilen istinaf başvurularının esastan reddi kararına yönelik yapılan temyiz taleplerinin reddine dair kararının yapılan incelemesinde:
Hükmolunan cezaların miktarları ve türü gözetildiğinde, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286/2-a maddesi uyarınca, ilk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adli para cezalarına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine dair Bölge Adliye Mahkemesi kararlarının temyizleri mümkün olmadığından, Bölge Adliye Mahkemesince verilen temyiz isteminin reddine ilişkin 16.06.2021 tarihli, 2021/200 Esas ve 2021/1109 karar sayılı ek kararda bir isabetsizlik görülmediğinden, bu karara yönelik sanıklar müdafilerinin temyiz itirazlarının reddiyle, temyiz istemlerinin reddine dair ek kararın ONANMASINA,

2-) Sanıklar hakkında nitelikli yağma suçundan kurulan mahkûmiyet hükümlerine ilişkin verilen istinaf başvurularının esastan reddi kararlarının incelemesine gelince:

5271 sayılı Kanun'un 288 inci maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'', aynı Kanun'un 294 uncu maddesinin ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' ve aynı Kanun'un 301 inci maddesinin ''Yargıtay, yalnız temyiz başvurusunda belirtilen hususlar ile temyiz istemi usule ilişkin noksanlardan kaynaklanmışsa, temyiz başvurusunda bunu belirten olaylar hakkında incelemeler yapar.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek, sanık ... müdafii dilekçesinde özetle; sanığın suçu işlediğine dair delil bulunmadığını, hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğini, kamera görüntülerinin incelenmediğini; sanık ... müdafii dilekçesinde özetle; sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğini, mağdurun sanıkları teşhis edemediğini, delil bulunmadığını, sanık ... müdafii dilekçesinde; delil bulunmadığını, kamera görüntülerinin incelenmediğini, sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğini; ileri sürmüşler, anılan temyiz dilekçelerindeki belirtilen sebeplere yönelik yapılan incelemede;

Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hâkimler Kurulunun takdiri ile Bölge Adliye Mahkemesinin kararına göre; suçun sanık ... tarafından işlendiğini kabul ile nitelendirmede usûl ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz nedenleri de yerinde görülmemiştir.

Ancak;

1. Sanıklar ... ve ... müdafilerinin aşamalarda dosyaya sunmuş oldukları çok sayıda değişik tarihli dilekçelerde ve beraat eden temyiz dışı sanık ... müdafiinin dosyaya sunmuş olduğu 01.11.2019 tarihli dilekçede; sanıklar ... ve ...'ın suç tarihinde saat 19.35 sıralarında Nato yolunda bulunan benzin istasyonunda bulunduklarını, saat 19.50'de bahse konu benzin istasyonundan ayrıldıklarını iddia ederek dilekçelerinin ekinde benzin istasyonunun kamera görüntü kayıtlarını sunduklarını belirtmiş olmaları karşısında gerçeğin kuşkuya yer bırakmayacak şekilde tespiti açısından; bahse konu benzinlik istasyonunun kamera görüntü kayıtları alanında uzman bilirkişiye tevdii edilerek görüntü kayıtlarındaki şahısların sanıklar ... ve ... olup olmadıklarının tespit edilmesi, şayet görüntülerdeki şahısların sanıklar olduğunun tespit edilmesi halinde hangi zaman diliminde benzin istasyonuna girip çıktıkları, bahse konu istasyonun mağdurun alındığı ve bırakıldığı yerlere uzaklığının araç ile ve yaya olarak mesafesinin ortalama süre ve kilometre cinsinden tespit edilmesi ve sonucuna göre sanıkların hukuki durumlarının takdir ve tayin edilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,

2. Kabul ve uygulamaya göre de;

Olay günü sanıkların önceden engeller koyarak ve tertibat alarak yol kesmek biçiminde bir hareketlerinin bulunmadığı ve bu bağlamda “yol kesmek” den söz edilemeyeceği gözetilmeden; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 149/1. maddesinin uygulama koşulları oluşmayan (d) bendi ile de hükümler kurulması,

Bozmayı gerektirmiş, sanıklar ..., ..., ... müdafilerinin temyiz istemleri bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin 5271 sayılı Kanun'un 302/2. maddesi uyarınca tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, aynı Kanun'un 304/2-a maddesi gereğince dosyanın gereğinin ifası için İstanbul Anadolu 15. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına iadesine, 28.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.