Taraflar arasındaki trafik kazası sonucu yaralanma nedeniyle maddi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; 25.10.2017 tarihinde meydana gelen kazada davalının trafik sigortacısı olduğu aracın çarpması sonucunda, davacının yaralandığını belirterek fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla 100,00 TL geçici ve 3.650,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; sigorta şirketlerinin kanıtlanan gerçek zarardan kusur oranında sorumlu olduğunu, geçici iş göremezlik tazminatının teminat kapsamında olmadığını bildirerek davanın reddini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, kusur oranlarının belirlenmesi için bilirkişi raporu alındığı, bilirkişi tarafından düzenlenen 23.07.2018 tarihli raporda, davacı yayanın yaya geçidi bulunmayan yerde yolu kontrol etmeden yola çıkması ve sigortalı aracın çarpması eyleminde araç sürücüsüne atfedilecek kusur bulunmadığının belirtildiği, alınan raporun dosyada yer alan kaza tespit tutanağı ve diğer deliller ile uyumlu, denetime açık ve teknik verilerle düzenlendiğinden hükme esas alındığı, zarar görenin tam kusurunun davalı ... yönünden zarar sorumluluğunu ortadan kaldıracağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; dava dışı araç sürücüsünün kaza mahalli kavşak çıkışına yaklaşırken hızını azaltmayarak mevcut hızıyla seyrederek yolun 3 metrelik bölümünü geçmiş olan yayayı son anda fark edip 5 metre fren yaptığını, ancak çarpmayı önlemede yetersiz kaldığını, ayrıca sola direksiyon manevrası yapma imkânı varken bu tedbire başvurmadığı anlaşıldığından 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun (2918 sayılı Kanun) 47/d hükmü uyarıca "trafik güvenliği ile ilgili yönetmelikte belirtilen diğer kural ve yasaklara uymamak" maddesini ihlal ettiği değerlendirilmeksizin bilirkişi tarafından rapor düzenlenmiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu ve Ankara Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'nden kusur raporu alınması gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosya kapsamı, Cumhuriyet Savcılığı dosyası, olay yeri fotoğrafları, bilirkişi raporları, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde, özellikle oluşa uygun olarak düzenlenen uzman bilirkişi raporunda belirtilen kusur oranının hükme esas alınmasında bir usulsüzlük bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) inci alt bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf başvuru dilekçesindeki itirazlarını tekrar ederek kusur raporunun temyiz aşamasında alınan uzman raporu ile çeliştiğini belirtmiştir.
Uyuşmazlık, davalı ... tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın 25.10.2017 tarihinde davacı yayaya çarpması sonucu davacının yaralanması nedeniyle sürekli ve geçici iş göremezlik tazminatı istemine ilişkindir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54 üncü maddesi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85,89,90 ve 91 inci maddeleri, 6100 sayılı Kanun'un (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları.
Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
18.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.