Taraflar arasındaki maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Karara karşı davacılar vekili, davalı ... vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı ... vekili ile davalı ... vekilinin istinaf başvurularının esastan reddine, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, davalı ... vekilinin davacılardan ...dışındaki davacılara yönelik temyiz dilekçesinin miktardan reddine, davacılardan .......,'e yönelik temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacılar vekili dava dilekçesinde; 12.11.2015 tarihinde davacıların yaya konumunda olan desteği...na davalılardan ...'un maliki ve sürücüsü olduğu, davalı ... Şirketinin ZMMS sigortacısı olduğu aracın çarpması sonucu oluşan trafik kazasında davacıların desteğinin vefat ettiğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik davacılardan ... için 5.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatı ile 2.000,00 TL cenaze masrafının haksız fiil tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve mütelsilen (sigorta şirketinden poliçe limiti ile sınırlı olarak) tahsili, davacılardan ... için 30.000,00 TL, diğer davacıların her biri için 20.000,00’er TL manevi tazminatın haksız fiil tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'dan tahsilini talep etmiş, ıslah dilekçesi ile davacı ... için destekten yoksun kalma tazminatına ilişkin talebini 110.562,22 TL’ye yükseltmiş, 2.000,00 TL cenaze masrafı talebini, dava dilekçesine ekli makbuz miktarı olan 1.100,00 TL olarak davalılardan tahsili ile davacılara eşit olarak ödenmesine karar verilmesini talep etmiş, fazlaya ilişkin 900,00 TL cenaze giderini atiye terk ettiklerini beyan etmiştir.

1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; kusur oranının belirlenmesi, ceza davası dosyasının bekletici mesele yapılması gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

2. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davalı ... şirketinin sorumluluğunun trafik poliçesindeki limitler ve sigortalı araca atfedilebilecek kusur ile sınırlı olduğunu, kazanın meydana gelmesinde müteveffanın tam kusurlu olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosyada muhteviyatı doğrultusunda ZMMS'lı davalı araç sürücüsünün kazanın meydana gelmesinde %70 oranında kusurlu olduğunun, bilirkişiler tarafından tespiti yanında dosyada mevcut ceza yargılamasında ATK tarafından taraflara eşit kusur verilmiş olmasına karşın, ceza dosyasında diğer seçilen bilirkişi tarafından sürücüye asli, ölene tali kusur kusur verilmiş olması, bu yönüyle çelişki oluşmuş olmakla yine mahkeme tarafından İTÜ öğretim üyelerinden oluşan heyetten alınan rapor ile çelişkinin giderildiği ve davalı sürücüye asli kusur verildiği anlaşılmış olmakla ceza yargılamasında alınan itibari rapor ile mahkemece alınan raporlar arasında çelişki olmadığı görülüp davalı sürücünün %70 oranında kusurlu olduğunun kabul edildiği, alınan hesap raporunun benimsendiği gerekçesiyle maddi tazminat davasının kabulü ile davacı ... için 110.562,22 TL destekten yoksun kalma tazminatının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile anılan davacıya verilmesine, 1.100,00 TL cenaze masrafının davalılardan müştereken ve müteselsilen alınıp davacılara verilmesine, atiye bırakılan 900,00 TL bakımından karar verilmesine yer olmadığına, manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile davacılardan ... için 15.000,00 TL, diğer davacılar...için ayrı ayrı 10.000,00'er TL manevi tazminatın haksız fiil tarihi olan 12.11.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı ...'dan alınıp davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili, davalı ... vekili ve davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

1. Davacılar vekili istinaf dilekçesinde; davalı ...'un ceza dosyasında bilinçli taksirle ölüme sebebiyet vermekten 4 yıl 5 ay hapis cezasına çarptırıldığını, müvekkilleri lehine hükmedilen manevi tazminat miktarlarının çok düşük olduğunu, bu nedenle dava dilekçesinde belirtilen miktarların tamamının kabulüne karar verilmesi gerektiğini belirtmiştir.

2. Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde; ceza yargılamasında maddi gerçekliğin doğru bir biçimde saptanamadığını, mahkemece araştırma ve açıklama ilkelerine uyulmadığını, bilirkişinin hatalı raporu dikkate alınarak karar verildiğini, hukuk mahkemesi hâkiminin ceza mahkemesi hâkiminin kusur oranı ile bağlı olmadığını, desteğin gelirinin belirlenmesi için iş yerinden bordro alınması gerekirken meslek odasından desteğin gelirinin tespit edilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirtmiştir.

3. Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde; davalı ... şirketine sigortalı aracın sürücüsünün herhangi bir kusuru bulunmadığını, mahkeme nezdinde alınan kusur raporu ile ceza yargılaması sırasında alınan kusur raporu arasında çelişki bulunduğunu, çelişki giderilmeden karar verilmesinin hatalı olduğunu, desteğin belirlenen gelirinin hatalı olduğunu, gelirin maaş bordrosu, banka kayıtları veya vergi levhası gibi resmi kayıtlarla ispatlanması gerektiğini, davacı tarafın desteğin gelirini ispatlayamadığını, bu nedenle asgari ücrete göre hesaplama yapılması gerektiğini, desteğin kaza tarihinde 61 yaşında ve emeklilik yaşının üzerinde olup pasif dönem içerisinde olduğunu, pasif dönem hesabı yapılırken gelirin asgari geçim indirimsiz asgari ücret kadar olması gerektiğini, aktif dönem - pasif dönem ayrımı yapılmadan hesaplama yapıldığını, tazminat hesabının TRH 2010 yaşam tablosu ve % 1,8 teknik faize göre yapılması gerektiğini, mahkemece 2.000,00 TL cenaze gideri talebinin 1.100,00 TL üzerinden kabulüne karar verildiğini, reddedilen 900,00 TL’lik kısım bakımından davalı ... lehine vekalet ücreti hesaplanması gerektiğini belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Mahkemece karara dayanak yapılan 06.04.2018 tarihli bilirkişi kurulu raporunda kazanın meydana gelmesinde davalı sürücü ...'un %70, müteveffa (yaya) ...'nun %30 oranında kusurlu olduğu; kusur oranı dikkate alınarak yapılan hesaplama sonucunda davacı (müteveffanın eşi) ...'nun talep edebileceği destekten yoksunluk tazminatının 110.562,22 TL olduğu raporun HMK'nın 279. maddesinde aranılan koşullara uygun olarak düzenlendiği; kusur yönünden, olayın oluşuna uygun ve dosyadaki bilgi ve belgelerle uyumlu olduğu, tazminat yönünden Mahkemece gerekli ve yeterli şekilde yapılan araştırma neticesinde dosyaya celbedilen belgelere uygun olduğu, raporda aktif dönem-pasif dönem ayrımının yapıldığı, hesaplamalarda herhangi bir hatanın bulunmadığı, bu nedenle davalı ... vekili ile davalı ... vekilinin bu yönlere ilişkin itirazlarının yerinde görülmediği, davacılar lehine hükmedilen manevi tazminat miktarının, manevi tazminat müessesesinin amacı ile hakkaniyet ilkesine uygun düşmediği ve az olduğu kanısına varıldığı, bu nedenle davalı ... vekilinin bu yöne ilişkin itirazının reddine, davacılar vekilinin ise kabulüne karar verilerek takdiren davacı (müteveffanın eşi) ... için 30.000,00 TL, müteveffanın çocukları olan diğer davacıların her biri için 20.000,00'er TL manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği, Mahkemece, 2.000,00 TL'lik cenaze ve defin giderinin, 900,00 TL'lik kısmı yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği, bu durumda, Mahkemece, karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilen 900,00 TL'lik miktarın kararın verildiği tarih olan 2018 yılı için öngörülen kesinlik sınırının altında kaldığından, davalılar vekilinin İlk Derece Mahkemesince verilen karar için HMK'nın 341/4. maddesi gereğince istinaf hakkının bulunmadığı, Yerel Mahkemece karara karşı kanun yolunun açık olduğunun belirtilmesinin de sonuca etkili olmadığı gerekçesiyle davalı ... vekili ile davalı ... vekilinin istinaf başvurularının esastan reddine, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmek üzere kaldırılmasına, davacı ...'nun maddi tazminat davasının kabulü ile; 110.562,22 TL destekten yoksun kalma tazminatının 05.01.2016 dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı ...'na verilmesine, davacıların cenaze ve defin gideri talebinin kısmen kabulü ile 1.100,00 TL cenaze ve defin giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesine, atiye bırakılan 900,00 TL bakımından karar verilmesine yer olmadığına, manevi tazminat davasının kabulü ile davacı ... için 30.000,00 TL, diğer davacılar ..., ......., ..., için ayrı ayrı 20.000,00'er TL manevi tazminatın haksız fiil tarihi olan 12.11.2015 tarihinden yasal faiziyle birlikte davalı ...'dan tahsili ile davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesine konu ettiği nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.

davalıların işleteni, sürücüsü ve Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortacısı olduğu aracın karıştığı trafik kazası sonucu ölüm nedeniyle ölenin desteğinden yoksun kalanların destekten yoksun kalma tazminatı, manevi tazminat ve cenaze gideri talebine ilişkindir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85,89,90,91 ve 92 nci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 53 ve 56 ıncı maddeleri, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları.

1. Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
Davacılar ihtiyari dava arkadaşı durumunda olduğundan kesinlik sınırı her bir davacı yönünden ayrı ayrı gözetilmelidir.
Davalı ... yalnızca maddi tazminat yönünden kararı temyiz etmektedir. Bölge Adliye Mahkemesince 1.100,00 TL cenaze ve defin giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesine karar verilmiştir.
Dosya içeriğine göre hüküm altına alınan ve temyize konu edilen maddi tazminata ilişkin miktarlar davacılardan ..., ..., ... ve ... için ayrı ayrı 220,00 TL olup Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 78.630,00 TL’nin altında kaldığı anlaşılmakla; davalı ... vekilinin bu davacılara yönelik temyiz dilekçesinin miktardan reddine karar vermek gerekmiştir.

2. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere, dosya kapsamında alınan 06.04.2018 tarihli kusur raporunda davalı sürücü ...'un kazanın meydana gelmesinde % 70 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiği, söz konusu raporun ceza dosyasında hükme esas alınan İstanbul Teknik Üniversitesi Trafik kürsüsünden seçilen üç kişilik bilirkişi heyetinin 15.11.2016 tarihli raporu ile uyumlu olduğu, kusur dağılımının isabetli olduğu, desteğin gelirinin doğru olarak tespit edildiği, hükme esas alınan 06.04.2018 tarihli aktüer bilirkişi raporundaki hesaplamalarda isabetsizlik olmadığı anlaşılmasına göre, karar usul ve kanuna uygun olup davalı ... vekilinin davacı ...'na yönelik temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davalı ... vekilinin davacılardan ..., ..., ... ve ... yönünden temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE,

2. Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davalı ... vekilinin davacı ... yönünden yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davalı ...'ne yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

18.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.