HÜKÜMLER: Mahkûmiyet
Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Zonguldak 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 30.09.2015 tarihli ve 2010/228 Esas, 2015/203 Karar sayılı kararı ile sanığın, çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca iki kez ayrı ayrı 10 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
Sanık Müdafiinin Temyiz İsteği
Kararın usul ve kanuna aykırı olduğuna, sanık hakkında Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalığı Hastanesinden ceza sorumluluğunun olmadığına karar verildiğine, Adli Tıp Kurumundan verilen raporun çok kısa sürede yapılan inceleme neticesinde verildiğine, bu rapora güvenerek karar verilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğuna, mağdurenin duruşma aşamasında sanığın eylemleri işlemediğine dair açık ve net beyanlarına itibar edilmeyerek mahkumiyet kararı verilmesinin bozma nedeni olduğuna, kararın sanık lehine bozulması gerektiğine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince; "Sanığın kabul edilen iki eylemi için zincirleme saik ile mi, yoksa ayrı ayrı eylemler olarak mı kabul edilmesinin irdelenmesinde; sanığın kendi ikrarları ile de sabit olduğu üzere iki eylemi arasında 2 yıl gibi uzun bir süre olduğu, bunun da sanığın aynı suç işleme kararı kapsamında hareket ettiğinin sonucuna varılamayacağı, Yargıtay'ın da yerleşik uygulamalarına göre aynı suç işleme kararından bahsedebilmek için eylemler arasında makul süre olması gerektiği ve bu makul sürenin de somut olaya göre değişebileceği; ancak yargılamaya konu mevcut eylemler arasında olduğu kabul edilen 2 yıllık sürenin cinsel istismar eylemi için makul süre olarak kabul edilemeyeceği; sanığın kastının bu süre zarfında kesintiye uğradığı ve artık sanık yönünden aynı kasıttan değil, bilakis yeni bir kasıttan bahsedileceğinden; sanığın her iki eylem için ayrı ayrı olarak cezalandırılmasına karar vermek gerekmiştir. Sanığın eylemleri sırasında mağdurenin yaşının 15'den küçük olduğu da sabittir. Sanığın nitelikli cinsel istismar eylemleri nedeni ile 6545 sayılı yasa değişikliğinden önceki hükümlerin sanık lehine olduğu da anlaşılmakla değişiklikten önceki cinsel istismara uygulanan hükümler uyarınca cezalandırılmasına karar vermek gerekmiştir. Yukarıda da ayrıntıları ile zikredildiği üzere sanık aleyhine değişiklikten önceki TCK'nun 103/6 maddesi uygulanmamıştır. Yine sanığın öz yiyeni olan ve 3. Dereceye kadar kan hısmı olan mağdureye karşı eylemleri gerçekleştirmesi nedeni ile verilen cezasından değişiklikten önceki TCK'nun 103/3 maddesine arttırım hükümleri uygulanmıştır." gerekçesi ile hükümler kurulmuştur.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sanık müdafiinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Sanığın birbirlerini sevdiklerini, kaç kez ilişkide bulunduklarını hatırlamadığını ifade etmesi karşısında bütün halinde bu eylemlerin aynı suç işleme kararının icrası kapsamında zincirleme suç kabul edilerek hakkında 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin ikinci fıkrası gereğince belirlenen temel ceza üzerinden aynı Kanun'un 43 üncü maddesinin birinci fıkrası uygulanması gerekirken, yazılı şekilde vâki eylemlerin iki ayrı suç kabulüyle hüküm kurulması suretiyle fazla ceza tayini hukuka aykırı bulunmuştur.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Zonguldak 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 30.09.2015 tarihli ve 2010/228 Esas, 2015/203 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde
görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
18.12.2023 tarihinde karar verildi.