Mahkûmiyet

Dairemizin 2021/6665 sırasında kayıtlı Kayseri 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/496 Esas, 2015/172 Karar sayılı dosyası ile birlikte yapılan değerlendirmede;

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesinin, 10.11.2015 tarihli ve 2014/385 Esas, 2015/364 Karar sayılı kararı ile, sanığın; çocuğun cinsel istismarı suçundan 6545 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 103 üncü maddesinin birinci fıkrası ve üçüncü fıkrasının (c) bendi ile 62 nci maddesi uyarınca 10 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

2. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 21.01.2020 tarihli ve 14-2016/30298 sayılı, onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.

Sanık Müdafiinin Temyiz İsteği
Sanığın atılı suçu işlemeye yönelik kast ve iradesinin bulunmadığına, atılı suçun unsurlarının bulunmadığına ve usul ve kanuna aykırı kararın bozulması gerektiğine ilişkindir.

Mahkeme, "...mağdurun dava dosyasına konu suç tarihi olan Ağustos 2010 tarihinde İstanbul ...'deki ikametinde 15 yaşından küçük mağdura yönelik cinsel organına, kalçasına ve göğüslerine eliyle dokunup okşayıp ve sıkmak suretiyle ayrıca kıyafetlerini çıkarmadan yüzüstü yatırdığı mağdurenin cinsel organına sürtünmek suretiyle mağdureye yönelik cinsel istismar suçunu işlediği, sanığın aşamalardaki savunmalarının kendisini suçtan kurtarmaya dönük olup, sanığı suçlamasını ve atf-ı cürümde bulunmasını gerektirir suç tarihi ve öncesine dayalı ailevi - kişisel herhangi bir husumeti bulunmayan mağdurenin dosyadaki kanıtlarla uyumlu, oluşa uygun, somut ve yan delillerle destekli ısrarlı ve tutarlı, istikrar arz eden, bu nedenle mahkememizce inandırıcı ve samimi görülen beyanlarına itibar edilmesi gerektiği, sanığa atılı suçun bu suretle sübuta erdiği ve yasal unsurları itibariyle oluştuğu, yukarıda ifade edildiği üzere sanığın mağdurenin teyzesi ...'in resmi nikahlı eşi olduğu, bu nedenle aralarında üçüncü derece kayın (sıhri) hısımlık ilişkisi bulunduğu vicdani sonuç ve kanısına varılmakla sanığın böylelikle sübuta eren arada akrabalık ilişkisi bulunan çocuğa yönelik cinsel istismar suçundan eylemine uyan ve lehine hüküm - sonuç doğuran 5237 sayılı TCK.nun 6545 SK ile değişik 103/1-a ve 103/3-c maddeleri uyarınca cezalandırılmasına karar vermek gerekmiş, Her ne kadar iddianamede sanık hakkında eylemin zincirleme nitelik ve hal aldığından bahisle TCK.nun 43.maddesinin uygulanması istenilmişse de; somut olayda sanığın mahkememizce sabit addedilen eyleminin Ağustos / 2010 tarihinde gün olarak somut biçimde belli edilemeyen bir gün içerisinde meydana geldiği, daha sonra İstanbul'da tekrarlanmadığı, 2 yıl sonra Kayseri'de vuku bulan cinsel eylemlerin başka bir dava dosyasının konusunu teşkil ettiği, Ağustos 2010 tarihinde cereyan eden ve yaklaşık yarım saat süre temadi eden eylemde ise zincirleme suç koşullarının oluşmadığı anlaşıldığından sanığa verilen cezada TCK.nun 43.maddesi uyarınca arttırım yapılmamış,..." şeklindeki gerekçesiyle sanığın mahkûmiyetine karar vermiştir.

1. Temyiz incelemesine konu İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/385 Esas, 2015/364 Karar sayılı dosyasındaki suç tarihinin 2010 yılı Ağustos ayı, iddianame düzenleme tarihinin ise 11.02.2014 olduğu, Kayseri 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/496 Esas, 2015/172 Karar sayılı dosyasındaki suç tarihinin 2012 yılı Kasım ayı, iddianame düzenleme tarihinin ise 03.03.2014 olduğu nazara alındığında, sanığın mağdureye yönelik eylemleri yönünden hukuki ve fiili kesintinin gerçekleşmemiş olması ve her iki dosya arasında fiili ve hukuki irtibat bulunduğunun anlaşılması karşısında 5271 sayılı Kanun'un 12 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince Kayseri 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/496 Esas, 2015/172 Karar sayılı dava dosyası ile birleştirilmesine karar verilerek, tüm delillerin birlikte değerlendirilmesi sonucu sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken yazılı şekilde mahkumiyet hükmü kurulması, hukuka aykırı görülmüştür.

2. Bozma sebebine uygun olarak Tebliğnamede onama isteyen görüşe iştirak edilmemiştir.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesinin, 10.11.2015 tarihli ve 2014/385 Esas, 2015/364 Karar sayılı kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

18.12.2023 tarihinde karar verildi.