Esastan ret
Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 27.02.2024 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde gelen olmadı. İşin incelenerek karara bağlanması için Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde;
1. Davacının ev hanımı olup tacir olan davalı ile herhangi bir ticari ilişkisinin olmadığını,
2. Davacının ablasının eşi olan ... ...'in dava dışı ... ve ...'dan aldığı borca karşılık, bu şahısların borçlu olduğu davalı lehine 37 ada 7 parsel B blok 6 ve 7 numaralı bağımsız bölümler üzerinde 14.10.2019 tarih, 350.000,00 TL bedelli ipotek tesis edildiğini,
3. ... ... tarafından borcun ödenmesine rağmen dava konusu taşınmazlar üzerindeki ipoteğin terkin edilmediğini ileri sürerek davacının davalıya borçlu olmadığının tespiti ile davalının % 20 'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkûm edilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde;
1. Davacının iddialarının soyut olduğunu,
2. İpotek akit tablosu incelendiğinde dava konusu taşınmazlar üzerindeki ipoteğin davacının borcuna karşılık tescil edildiğini,
3. Davacı tarafından herhangi bir ödeme belgesi ibraz edilmediği ileri sürülerek davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ispat yükü üzerine düşen davacının davasının ispatlayamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde,
1. Davacı müvekkilin eniştesi ... ...'in borcun asıl sorumlusu olduğunu,
2. ... ... ile davalı arasındaki "whatsapp" uygulamasındaki yazışmalarının dosyaya celp olunmamış olduğunu, oysa bu yazışmaların borcun ödendiğini ispat edebilecek bir kuvvette olduğunu,
3. Eksik inceleme ile karar verildiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davacı vekili temyiz dilekçesinde, istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü nedenleri tekrarlayarak kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Uyuşmazlık, menfi tespit istemine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72 nci maddesi.
1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
27.02.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.