SAYISI: KIT/2021-343
SAYISI: K-2018/76601
Taraflar arasındaki sigorta tahkim yargılaması sonunda, İtiraz Hakem Heyetince verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda Dairece kararın bozulmasına karar verilmiştir.
İtiraz Hakem Heyetince bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmiş, incelemenin duruşmalı olarak yapılması davacı vekili tarafından istenilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 27.02.2024 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir..
Belli edilen gün ve saatte davacı vekili Av. ... geldi. Davalı vekili Av...geldi. Davacı ve davalı vekillerinin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen 27.02.2024 gününde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ... şirketi nezdinde ZMMS poliçesi ile sigortalı bulunan, aracın 27.07.2017 tarihinde karıştığı trafik kazasında davacının oğlu olan Hamza Kılıçaslan’ın vefat etmesi nedeniyle müvekkilinin destekten yoksun kaldığını, sigorta şirketine yapmış oldukları başvurunun sonuçsuz kaldığını belirterek fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 16.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, talebini 76.627,47 TL’ye yükseltmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; eksik evrakla başvuru yapıldığından davanın usulden reddini, kusur durumunun tespitini, tazminat hesabının aktüer sıfatına sahip bilirkişi tarafından TRH 2010 Yaşam Tablosu ve %1,8 teknik faiz esas alınarak yapılmasını, müterafik kusurunun gözönünde bulundurulmasını talep ettiklerini ve faiz talebinin hatalı olduğunu, tarifeye göre belirlenecek vekalet ücretinin beşte biri oranında vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir.
Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile kazanın meydana gelmesinde sigortalı araç sürücünün kusurunun bulunmaması nedeniyle davalının sorumluluğuna gidilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
A. İtiraz Yoluna Başvuranlar
Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından itiraz başvurusunda bulunmuştur.
İtiraz Hakem Heyetininin 11.01.2019 tarih ve 2019/İHK-332 sayılı kararı ile davacı vekilinin itirazının reddine karar verilmiştir.
1. İtiraz Hakem Heyeti kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairenin 31.05.2021 tarih 2021/3157-2026 sayılı kararı ile; ''.1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde bir usulsüzlük bulunmamasına göre davacı vekilinin yerinde görülmeyen ve aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, trafik kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkindir.
Davaya konu trafik kazasının,destek Hamza Kılıçaslan'ın, olay sırasında babası tarafından kullanılan aracın sol arka tarafından araca binmeye veya tutunmaya çalışırken düşerek sol arka tekerin altında kalması sonucu meydana geldiği anlaşılmaktadır.
Her ne kadar davacı tarafından kaza tespit tutanağı düzenlenmemiş olduğu beyan edilmiş ise de dava konusu kazaya ilişkin trafik polisleri tarafından tutulan kaza tespit tutanağında; davalıya sigortalı araç sürücüsünün 2918 Sayılı KTK’nın sürücülere ait diğer kusurlardan 58 (indirme, bindirme kurallarına uymamak) kuralını ihlal ettiği, destek ...nın ise; KTK'nın diğer kusurlarında yer alan 47/1/d (Trafik güvenliği ve düzeni ile ilgili olan ve yönetmelikte gösterilen diğer kural ve zorunluluklara ve yükümlülüklere uymamak) kuralını ihlal ettiği belirtilmiştir. Aynı olaya ilişkin olarak yaralanmalı trafik kazası nedeniyle,ceza yargılaması aşamasında Trafik Bilirkişisi ... tarafından düzenlenen 09/05/2018 tarihli bilirkişi raporunda; destek...nın asli kusurlu, davalıya sigortalı araç sürücüsünün tali kusurlu olduğu, belirlenmiş, Uyuşmazlık Hakem Heyetince kusur durumunun belirlenmesi için sigorta eksperi ve Trafik Kusur Uzmanı ...tarafından düzenlenen 26.10.2018 tarihli kök rapor ve 02.11.2018 tarihli ek rapor ile ceza mahkemesince alınan kusur raporu ve Hakem Heyetince alınan raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi için alınan, Makine Yüksek Mühendisi Prof. Dr.... tarafından düzenlenen 12.10.2018 tarihli bilirkişi raporunda; destek...nın asli ve %100 oranında kusurlu olduğu, davalıya sigortalı araç sürücüsünün kusurunun bulunmadığı belirlenmiştir.
UYAP sistemi üzerinden yapılan sorgulamada ceza yargılamasının yapıldığı Burdur 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2017/343 E-2018/418 K. sayılı dosyasında; kazanın meydana gelmesinde davalıya sigortalı sürücünün tali kusurlu olduğu kabul edilerek, ancak sürücünün müteveffanın babası olması nedeniyle CMK.'nun 223/4-d maddesi uyarınca ceza verilmesine yer olmadığına karar verildiği, kararın, istinaf edilmeden kesinleştiği görülmüştür.
Kaza tespit tutanağı ile hükme esas alınan bilirkişi raporu ve ceza mahkemesince alınan raporlar arasında çelişki bulunmaktadır.
İtiraz Hakem Heyetince, kaza tespit tutanağı,ceza dosyasından alınan bilirkişi raporları ve Hakem Heyeti tarafından hükme esas alınan arasındaki kusur dağılımına ilişkin çelişki giderilmeden alınan rapordaki kusur oranına göre belirlenen tazminata karar verilmiş olup, dosya bu hali ile hüküm kurmaya elverişli değildir.
O halde, İtiraz Hakem Heyetince, ceza dosyası da dosya içerisine alınarak, dosyanın İTÜ Karayolları Kürsüsü veya Karayolları Genel Müdürlüğü Trafik Fen Heyeti gibi kurumlardan seçilecek konusunda uzman bilirkişi kuruluna tevdii ile kaza tespit tutanağı,ceza dosyasında alınan bilirkişi raporu ve eldeki davada alınan bilirkişi raporlarının birlikte irdelenerek tüm dosya kapsamı ile oluş şekline göre tarafların olaydaki kusur oranlarının duraksamaya yer vermeyecek şekilde tespiti ve meydana gelebilecek çelişkilerin giderilmesi yönünden ayrıntılı, gerekçeli ve denetime açık rapor alınması, ondan sonra dosyadaki tüm deliller birlikte değerlendirilip varılacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.'' gerekçesiyle İtiraz Hakem Heyeti kararı bozulmuştur.
İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma sonrası İTÜ öğretim üyelerinden oluşan üç kişilik heyet tarafından düzenlenen bilirkişi raporunda mütevaffa yaya...nın %85, sigortalı araç sürücüsünün %15 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiği, taraf itirazları üzerine düzenlenen ek raporda da kusur dağılımında değişiklik olmadığı, yine bozma sonrası düzenlenen aktüer hesap raporunda 18.985,82 TL destekten yoksun kalma tazminatı hesabı yapıldığı, TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant esas alınarak yapılan hesaplamanın yerinde olduğu, davacının sigorta şirketine başvuru tarihinin 19.06.2018 olduğu, yasa gereği 8 iş günü sonu olan 29.06.2018 tarihinde davalının temerrüde düştüğünden bu tarihten faize hükmedildiği, aracın ticari araç olması nedeniyle avans faizine hükmedildiği, AAÜT 17 nci gereğince hesaplanan vekalet ücretinin 1/5 i oranına (maktunun altında kalmamak kaydıyla) vekalet ücretine hükmedildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 18.985,82 TL'nin 29.06.2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsiline, bakiye 57.641,65 TL'ye yönelik talebin reddine karar verilmiştir.
İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; kusur raporunun hatalı olarak düzenlendiğini, sürücünün yaya olan maktulü görmesine rağmen gerekli emniyet tedbirlerini almadığı ve kazanın oluşuma sebebiyet verdiğini, mütevaffanın farik ve mümeyyiz olmadığı, bozma sonrası düzenlenen hesap raporunda hesap tarihine en yakın güncel asgari ücret verisi yerine eski tarihli 2017 yılı asgari ücret üzerinden rapor düzenlenmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, Yargıtay içtihatları gereği TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant formulü esas alınarak hesap yapılması gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
Davalı vekili temyiz dilekçesinde;
eksik evrakla başvuru yapıldığından davanın usulden reddi gerektiğini, kazanın meydana gelmesinde sigortalı araç sürücüsünün kusurunun bulunmadığını, müteveffanın vefatı sebebiyle eldeki davada davacı olmadığı halde destekten yoksun kalan kimseler varsa resen tespit edilmesi gerektiğini, vefat sebebiyle destekten yoksun kalıp kalınmadığının tespiti gerektiğini, tazminat hesabının TRH 2010 Yaşam Tablosu ve %1,65 teknik faiz esas alınarak yapılması gerektiği ve faize hükmedilmesinin hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
Uyuşmazlık, davalı ... şirketi tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı kaza sonucu yaya konumundaki davacının oğlunun ölümü nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 53 üncü maddesi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85,89,90 ve 91 inci maddeleri, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 30 uncu maddesi, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 17 nci maddesi, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları.
1. Temyizen incelenen İtiraz Hakem Heyeti kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesinin hukukça mümkün olmadığı anlaşılmakla; davacı ve davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2. Gerçek zarar hesabı, özü itibariyle varsayımlara dayalı bir tespit olduğundan gerçeğe en yakın verilerin kullanılması esastır. Bu nedenle yapılan bilimsel çalışmalar sonucu "TRH 2010" adı verilen "Ulusal Mortalite Tablosu" hazırlanmış olup bu tablonun ülkemize özgü ve güncel verileri içermesi ve yargı mercileri arasında tazminat hesabında birliğin sağlanması açısından Dairemizce de tazminata esas bakiye ömür sürelerinin belirlenmesinde TRH 2010 Yaşam Tablosu'nun kullanılmasının uygun olacağına karar verilmiştir.
Öte yandan Anayasa Mahkemesinin 17.07.2020 tarihli ve 2019/40 Esas, 2020/40 Karar sayılı kararıyla 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 90 ıncı maddesindeki Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Genel Şartlar'a yapılan atıf hükmü iptal edilmiştir. Söz konusu iptal kararı sonrası, tazminatın, %1,8 teknik faiz uygulanmadan, Yargıtayın yerleşik uygulamaları ile kabul edilen progresif rant formülü kullanılarak hesaplanması gerekir.
Dairemiz uygulamalarına göre, desteğin evleninceye kadar gelirinin yarısını kendi ihtiyaçları yarısını da anne ve babası için ayıracağı varsayılarak bu dönemde desteğe iki anne ve babaya birer pay vermek suretiyle desteğin tüm gelirine oranlandığında evlenmeden önceki dönem içinde anne ve babanın her birine %25 pay verilmesi gerektiği, desteğin ileride evlenmesi ile birlikte desteğe iki, eşe iki, anne ve babaya birer pay verilerek, yine desteğin tüm gelirinin oranlanarak anne ve babaya %16'şar pay ayrılması, desteğin bir çocuğunun olması durumunda iki pay desteğe, iki pay eşe bir pay çocuğa ve birer pay anne ve babaya ayrılmak suretiyle desteğin tüm gelirine oranlandığında anne ve baba için %14'er pay verilmesi daha sonra ikinci çocuğun doğacağı varsayılarak bu kez desteğe iki, eşe iki, çocukların her birine birer ve anne ve babaya birer pay verilerek desteğin tüm gelirine oranlanarak anne ve babaya 12,5'er pay verilmesinin uygun olacağı belirlenmiş olup, destek tazminatlarının varsayımsal hesabının yapılması gerekmektedir.
Somut olayda; sigortalı araç sürücüsü kazada vefat eden çocuğun babası olup, bozma sonrası düzenlenen raporda araç sürücüsünün %15 oranında kusurlu olduğu tespit edilmiştir.
Bozma öncesi kararda kazanın meydana gelmesinde davacının oğlu desteğin tam kusurlu olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, davacı tarafından kararın temyizi üzerine karar tarafların olaydaki kusur oranlarının duraksamaya yer vermeyecek şekilde tespiti ve meydana gelebilecek çelişkilerin giderilmesi yönünden ayrıntılı, gerekçeli ve denetime açık rapor alınması, ondan sonra dosyadaki tüm deliller birlikte değerlendirilip varılacak sonuca göre karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulmuştur.
Bozma sonrası düzenlenen aktüer hesap raporunda; TRH 2010 Yaşam Tablosu kullanılarak bakiye ömrün belirlendiği, progresif rant formülünün esas alındığı, 29.01.2006 doğumlu...nın vefatı nedeniyle anne ve babasının destekten yoksun kaldığı, annenin ev hanımı olması nedeniyle yetiştirme gideri düşülmediği, asgari ücretin esas alındığı, 2027 yılının ilk altı ayında askere gideceği ve bu dönemin gelirsiz geçeceği, işlemiş dönem hesabında tespit edilen ücretlerin esas alınarak hesaplandığı, herhangi bir arttırım ve iskontoya tabi tutulmadığı, işlemiş dönem 27.07.2017 olay tarihinden hesaplama dönem sonu (artırım ve iskontonun yıllık yapılması nedeniyle (31.12.2018) (Yargıtay bozma ilamı nedeniyle davalı lehine usuli kazanılmış hak gereğince) arasını kapsadığı, işleyecek dönem hesabında 1/KN metoduna göre hesaplama yapılacağı, aktif dönem sonuna kadar her yıl için %10 oranında arttırıldığı ve hesaplama tarihi itibariyle yine her yıl için ayrı ayrı iskonto edilerek peşin değerin bulunacağı, sigortalı araç sürücüsünün baba olması nedeniyle tazminat talep etme hakkının bulunmadığı belirtilmiş ise de; destek pay hesabında davacı anneye desteğin evleneceği tarihe kadar %25, evlendikten sonra %16, ilk çocuğu olduktan sonra %14, ikinci çocuğu olduktan sonra %12,5, babanın muhtemel ömür süresine göre desteklikten çıktığı tarihten sonra da %25 pay ayrıldığı belirtilerek 18.985,82 TL tazminat hesabı yapılmış ve İtiraz Hakem Heyeti tarafından da bu miktar hükme esas alınarak karar verilmiştir.
Sigortalı araç sürücüsü olan babanın tazminat talep etme hakkı bulunmadığından babanın payının anneye aktarılması gerektiğinden hükme esas alınan tazminat raporunda destek payları hesaplanırken davacıya ayrılan destekten yoksun kalma pay oranı hatalı tespit edilmiştir.
Davacı vekilinin başvuru dilekçesinde tazminat hesabının PMF 1931 Yaşam Tablosu esas alınmak suretiyle yapılması yönünde talebi bulunmaktadır.
Bozma öncesi İtiraz Hakem Heyeti'nin davanın reddine yönelik kararının davacı tarafından temyiz edilmesi nedeniyle davalı lehine usuli kazanılmış hak durumu oluşmamaktadır.
Bu durumda; davacının başvuru dilekçesindeki talebi doğrultusunda PMF 1931 Yaşam Tablosuna göre muhtemel bakiye ömür süresinin belirlenmesi, %1,8 teknik faiz uygulanmadan ve işleyecek devre bakımından progresif rant formülü kullanılarak, sigortalı araç sürücüsü olan babanın tazminat talep etme hakkı bulunmadığından babanın payının babanın muhtemel yaşam süresi boyunca anneye aktarılması ve güncel asgari ücret verileri esas alınmak suretiyle tazminatın belirlenmesi için bilirkişiden ek rapor alınıp oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirmeyle yazılı biçimde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davacı vekili ve davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,
2. Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davacı vekili ve davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA,
17.100,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davacıya verilmesine,
Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davacıya ve davalıya iadesine,
Dosyanın mahkemeye gönderilmesine,
27.02.2024 tarihinde Üye ...'ın karşı oyu ve oy çokluğuyla karar verildi.
(Karşı Oy)
Destekten yoksun kalma tazminatı esas itibari ile fiili desteklik olgusuna dayanmakta ve bu tazminatı talep edenin ölen kişinin sağlığında iken fiilen kendisine destek olduğunu ispatlaması gerekmektedir. Ancak ölenin yaşının küçük olması dolayısıyla fiili desteklik olmayacağı bu gibi durumlarda destek tazminatı istenemeyeceği gerekçesiyle talep peşin olarak reddedilmemekte ölen küçük yaşamış olsaydı destek olacağı farz edilen kişiler yönünden destek tazminatı talep edilebileceği kabul edilmektedir. Nitekim somut olayda da hakem heyetince ölen küçük dolayısıyla destekten yoksun kalma tazminatı talebinde bulunan davacı anneye bu kapsamda destek tazminatına hükmedilmiştir. Gerek fiili desteklikte, gerekse farazi desteklikte fiilen destek almak veya destek alacağı kabul edilmek farklı şeydir. Hukuki sebeplerle destek tazminatı talep edememek farklı şeydir. Ölen çocuğun yaşamış olsaydı hem davacı annesine hem de babasına destek olacağı farazi olarak kabul edildiğine ve bunun gelecekte fiilen gerçekleşeceği benimsendiğine göre fiilen destek görecek ancak işleten ve/veya sürücü olması sebebiyle hukuken destek tazminatı davası açamayacak babanın payının da destek tazminatı hesaplanırken ayrılması gerekmektedir.
Açıklanan sebeplerle halen hayatta olan babanın destek payının fiili desteklik ilişkisi göz ardı edilerek hukuken destek tazminatı alamayacağı gerekçesiyle annenin payına eklenmesi gerektiğine yönelik bozma kararına iştirak edilememiştir.