Başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının vekalet ücreti yönünden kaldırılarak yeniden esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına ve davalı lehine nispi vekalet ücretine hükmedilmiştir

Taraflar arasındaki taşınmaz satış vaadinden kaynaklı tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının vekalet ücreti yönünden kaldırılarak yeniden esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına ve davalı lehine nispi vekalet ücretine hükmedilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 27.02.2024 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.

Belli edilen günde duruşmalı temyiz eden davacı vekili Av. ... geldi. Başka gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı. Gelenin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra açık duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

1. Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı ile davalı ... arasında Bakırköy 11. Noterliği’nin 15.01.1997 tarihli ve 03209 yevmiye numaralı gayrimenkul satış vaadi sözleşmesinin yapıldığını, söz konusu sözleşme ile davalı tarafından İstanbul ili, Esenler ilçesi, Esenler Mahallesi, ... mevkiinde bulunan 2 pafta, 120 No.lu parselde kayıtlı toplamda 3 adet daire niteliğindeki taşınmazın 40/160 arsa payı ile birlikte eski Türk lirası ile 5.000.000 TL bedel karşılığında devrinin taahhüt edildiğini, satış bedelinin tamamının nakden ve peşinen ödendiğini, bağımsız bölümlerin davacıya teslim edildiği ve yirmi yılı aşkın süredir davacının zilyetliğinde bulunduğunu, ancak bağımsız bölümlerin mülkiyetinin devrinin gerçekleşmediğini, son olarak 06.11.2018 tarihinde davalıya ihtarname çekildiğini fakat bir sonuç alınamadığını, taşınmazların davacı adına tescilini, mümkün olmadığı takdirde taşınmazın dava tarihindeki rayiç bedelini, bunun da mümkün olmaması halinde taşınmaz satış vaadi sözleşmesi ile davacı tarafından ödenen sözleşme bedelinin ve sözleşmeye duyulan güven ile yapılan tüm masrafların ödenme günlerinden itibaren işleyecek yasal faizi ile iadesine karar verilmesini talep etmiştir.

2. Davacı vekili 04.02.2019 tarihli dilekçesinde; taşınmazda kat mülkiyeti kurulmadığından 1567 ada 12 parselde kayıtlı davalı adına olan taşınmazın 40/160 arsa payının davacı adına tescil edilmesini talep etmiştir.

1. Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalının satış vaadi sözleşmesine konu taşınmazları davacıya devir etmeye hazır olduğunu, söz konusu devirin bugüne kadar gerçekleşmemesinin nedeninin taşınmazın tapu kaydına Bakırköy 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/449 E. sayılı dosyasında devam eden dava nedeniyle 2008 yılında konulan ihtiyadi tedbir kararı olduğunu, taşınmazların devrinin şu an hukuki ve fiili nedenlerle mümkün olmadığını ileri sürerek davanın reddini istemiştir.

2. Davaya konu taşınmaz, yargılama sırasında davalı tarafından davacıya devrilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı tarafından satış vaadi sözleşmesine konu taşınmazları devretmeye hazır olduğu ancak bu devrin gerçekleşmemesinin nedeninin taşınmazın tapu kaydına Bakırköy 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/449 Esas sayılı dosyasında devam eden dava nedeni ile konulan ihtiyati tedbir olduğunun bildirildiği, yargılama aşamasında dava konusu taşınmazın davalı tarafından davacıya devredildiği, taraflar arasında sözleşme tarihi olan 15.01.1997 ile Bakırköy 2. Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan davanın dava tarihi (26.08.2008) arasındaki sürenin uzunluğu dikkate alındığında davacının iş bu davayı açmakta haklı olduğu gerekçesiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, davacı lehine vekalet ücret ve yargılama giderine hükmedilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın açılmasına sebebiyet vermeyen ve davayı kabul eden davalı aleyhine, yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalının sözleşme tarihi olan 15.01.1997 tarihinden, devrin yapıldığı tarihe kadar taşınmazı davacıya devredebileceği bir dönem olmadığını, davalının tapu devrinin gerçekleşmemesi konusunda hiçbir kusuru bulunmadığını belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosya kapsamın itibariyle taşınmaz üzerindeki yapının kaçak olduğu, projesinin bulunmadığı ve henüz bağımsız bölüme ilişkin sözleşmenin ifa imkanı bulunmadan eldeki davanın açıldığı, davalının davayı kabul ettiği ve davanın açılmasına sebebiyet vermediğini savunduğu, dava tarihi itibariyle davacının dava açmakta haklı olduğuna ilişkin İlk Derece Mahkemesi kararına iştirak edilemediği gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın konusuz kalması nedeni ile karar verilmesine yer olmadığına, davalı lehine nispi vekalet ücretine hükmedilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili duruşma talepli temyiz isteminde bulunmuştur.

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; sözleşmenin tarafı olan davacının davalıdan ifasını istemekten daha doğal bir şey olamayacağını, çekilen ihtar ve taleplere olumlu karşılık vermeyen, edimini yerine getirmeyen, sözleşmenin gereğini ifa etmeyen davalının eldeki davanın açılmasına sebebiyet verdiğini, eldeki davanın terditli olduğunu, tescil olmazsa bedel iadesi talebinin olduğunu, davacının davaya konu daire ve binaların kaçak mı değil mi, ruhsatlı mı ruhsatsız mı diye denetleme külfetinin olmadığını belirterek kararın bozulmasına karar verilmesini istemiştir.

Uyuşmazlık, gayrimenkul satış vaadi sözleşmesinden kaynaklı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.

1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 331,369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 605 ıncı maddesinin ikinci fıkrası, 706 ve 716 ncı maddeleri.

3. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 29,162 ve 237 nci maddeleri.

4. 1512 sayılı Noterlik Kanunu'nun 89 uncu maddesi.

1. 6100 sayılı Kanun'un "Esastan sonuçlanmayan davada yargılama gideri" başlıklı 331 inci maddesinde "Davanın konusuz kalması sebebiyle davanın esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan hâllerde, hâkim, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerini takdir ve hükmeder." denilmiştir.

2. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 6 ncı maddesine göre “Anlaşmazlık, davanın konusuz kalması, feragat, kabul, sulh veya herhangi bir nedenle; ön inceleme tutanağı imzalanıncaya kadar giderilirse, Tarife hükümleriyle belirlenen ücretlerin yarısına, ön inceleme tutanağı imzalandıktan sonra giderilirse tamamına hükmolunur. Bu madde yargı mercileri tarafından hesaplanan akdi avukatlık ücreti sözleşmelerinde uygulanmaz” hükmü yer almaktadır.

3. Kaynağını, mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 22 nci (6098 sayılı TBK'nun 29 uncu) maddesinden alan taşınmaz satış vaadi sözleşmeleri, mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 213 üncü (6098 sayılı TBK'nın 237 nci) maddesi ile Türk Medeni Kanunu'nun 706 ncı ve Noterlik Kanunu'nun 89 uncu maddesi hükümleri uyarınca Noter önünde re’sen düzenlenmesi gereken, bir başka anlatımla geçerliliği resmi şekil şartına bağlı kılınan, tam iki tarafa borç yükleyen ve kişisel hak sağlayan sözleşme türüdür. Vaat alacaklısı, taşınmaz satış vaadi sözleşmesi ile mülkiyet devir borcu yüklenen satıcıdan edim yerine getirilmediğinde Türk Medeni Kanunu'nun 716 ncı maddesi uyarınca açacağı tapu iptali ve tescil davasında borcun hükmen yerine getirilmesini isteyebilir.

4. Temyize konu uyuşmazlık, 6100 sayılı HMK'nın 331 inci maddesi uyarınca tarafların davadaki haklılık durumunun tespit edilerek yargılama gideri ve vekalet ücretinden davada hangi tarafın sorumlu olduğu hususundadır. Somut olayda, taraflar arasında 15.01.1997 tarihli gayrimenkul satış vaadi sözleşmesinin bulunduğu, sözleşme uyarınca satın almayı vaat eden davacı tarafından satış bedelinin nakten ve peşinen ödendiği, taşınmazın davacıya teslim edildiği, satmayı vaat eden davalı tarafından ise tescil ediminin yerine getirilmediği, yargılama sırasında dava konusu taşınmazın davacı adına tescil edildiği, bu nedenlerle mahkemece dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığı kararının verildiği anlaşılmaktadır.

5. Alacak hakkı, bir hakkın geçerli olarak doğması ile gündeme gelmektedir. Satış vaadi sözleşmesinin akdedilmesi ile davacının alacak hakkının doğduğu, davacı tarafça edimlerin yerine getirildiği gözetildiğinde davacının davasını açmakta haklı olduğu kabul edilmelidir. Hal böyle olunca bölge adliye mahkemesince, davacı lehine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken yerinde olmayan gerekçelerle yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bu husus bozmayı gerektirmiştir.

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Yargıtay duruşma vekalet ücreti 17.100,00 TL’nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,

Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

27.02.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.