İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1.Kartal Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde düzenlenen 27.07.2011 tarihli, 2011/28226 Soruşturma, 2011/12439 Esas, 2011/592 No.lu iddianame ile sanık hakkında nitelikli yağma suçunu işlediği iddiası ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 148 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi, 149 uncu maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi, 53 üncü ve 58 inci maddeleri uyarınca cezalandırılması istemli kamu davası açılmıştır.

2. İstanbul Anadolu 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 27.01.2022 tarihli, 2011/290 Esas, 2022/58 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında nitelikli yağma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 149 uncu maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 53 üncü maddeleri uyarınca 8 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

3. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 27.05.2022 tarihli, 2022/619 Esas, 2022/1731 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

4.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Bassavcılığınca tanzim olunan, 28.06.2022 tarihli ve 6-2022/92545 sayılı, 5271 sayılı Kanun'un 302 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.

Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi

1.Dava zamanaşımı süresinin dolduğuna,

2.Sanığa isnat edilen eylemin sübut bulmadığına,

3.Sanık ile tanık arasındaki husumet iddiası bulunmasına rağmen tanık beyanının hükme esas alınmasına,

İlişkindir.

Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü

1.Sanık ...'un kendisine iş bulacağını vaat ettiği katılan ...'ı, iş ayarladığını söyleyerek buluşmak üzere Pendik'te sahile çağırdığı; katılanın da olay yerine yanında oğlu ... ve ... ile birlikte gittiği; sonrasında ise, bu şahısların yanından ayrılarak kıyıda sanıkla buluştuğu; bu esnada sanığın, üzerindeki ele geçirilemeyen bıçağı çıkartarak ve bununla tehdit ederek, üzerinde bulunan para ve değerli eşyaları vermesini istediği ve böylelikle, olay anında katılanın üzerinde bulunan 6.000 USD nakit para, açık senet, 12.500 DM tutarlı senet ve muhtelif bankalara ait kredi kartlarını zorla almak suretiyle nitelikli yağma suçunu işlediğinin ilk derece mahkemesi tarafından kabul edildiği anlaşılmıştır

2. Eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğine yönelik katılan ve tanık beyanları dosya içerisinde yer almaktadır.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü

Bölge Adliye Mahkemesi tarafından istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği anlaşılmıştır.

1.5237 sayılı Kanun'un 148 inci ve 149 uncu maddelerinde düzenlemeye göre; bir başkasının kendisinin veya yakınının hayatına, vücut ve cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden yada mal varlığı itibariyle büyük bir zarara uğratacağından bahisle tehdit ederek veya cebir kullanarak bir malı teslime veya malın alınmasına karşı koymamaya mecbur kılan kişinin eylemi yağma suçunu oluşturur. Suç anılan değerlere yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden bahisle tehdit veya cebir kullanılması suretiyle gerçekleşir. Cebir ve tehdit karşısında mağdurun başka bir seçeneği kalmamaktadır.

Yağma suçu ekonomik nitelikteki suçlar arasında yer alıp işin niteliği gereği faydalanma amacını taşıması gerekir.

Bu bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; katılan mağdur beyanı ve olayı gören tanık anlatımlarından sanığın eyleminin sabit olduğu belirlendiğinden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

2. Her ne kadar zamanaşımı süresinin dolduğu ileri sürülerek hükmün bozulması talep edilmiş ise de; 5237 sayılı Kanun'un 149 uncu maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde düzenlenen nitelikli yağma suçunun, 5237 sayılı Kanun'un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi ile 67 nci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca olağan dava zamanaşımı süresinin 15 yıl olağanüstü dava zamanaşımı süresinin ise 22 yıl 6 ay olduğu, yapılan inceleme dava zamanaşımı süresinin dolmadığı anlaşıldığından hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

3. İleri sürülen iddia ve savunmanın toplanan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterildiği, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, dosyadaki mevcut delillerin sanık hakkında mahkumiyet hükmü kurulmasına elverişli olduğu anlaşıldığından diğer temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.

4. Katılan ve tanık anlatımlarında olayın şikayet tarihinden 2-3 ay önce olduğu ifade edilmesine rağmen mahkeme hükmünde suç tarihi olarak şikayet tarihi olan 13.12.2004 tarihi yazılarak hataya düşüldüğü anlaşılmış ise de, bu hususun mahallinde düzeltilebilir bir yazım hatası olduğu kabul edilmiştir.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 27.05.2022 tarihli, 2022/619 Esas, 2022/1731 Karar sayılı kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ile re’sen incelenmesi gereken konular yönünden 5271 sayılı Kanun'un 288 inci ve 289 uncu maddeleri kapsamında yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İstanbul Anadolu 7. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,

27.02.2024 tarihinde karar verildi.