Esastan ret
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 27.02.2024 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde temyiz eden davacı vekili Av. ... ile karşı taraftan davalı vekili Av. ... geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Gelenlerin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra açık duruşmanın bittiği bildirildi. İşin incelenerek karara bağlanması için Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde;
1. Davacının maliki olduğu 2152 ada 1 parsel 4 No.lu bağımsız bölümün 2013 yılında dava dışı Necip Sencer ve Gürbüz Bal'a ihale yoluyla satıldığını,
2. Davacının kendisinin olmayan bir borç sonucu taşınmazının satılması nedeniyle duyduğu üzüntü üzerine taşınmazı satın alan dava dışı kişilerle iletişime geçerek mağduriyetini anlattığını ve taşınmazın tekrar davacıya satılması konusunda anlaştıklarını,
3. Komşuları olan davalının da davacıya yardım etmek amacıyla taşınmazı 143.000,00 TL bedel ödeyerek satın aldığını ve bedelini ödemeleri şartı ile davacıya satmayı kabul ettiğini,
4. Bu süreçte davacının bağımsız bölümde ikamet etmesine izin verdiğini ve aralarında sembolik bir kira sözleşmesi akdedildiğini,
5. Davacı tarafından taşınmazın bedelinin hazır edilmesine hatta 15.000,00 TL'lik kısmının elden ödenmesine rağmen davalı tarafından bağımsız bölümün satılmadığı ileri sürülerek dava konusu 2152 ada 1 parsel 4 No.lu bağımsız bölümün davalı adına olan tapu kaydının iptali ile davacı adına tescilini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde;
1. Davalının dava konusu taşınmazı dava dışı üçüncü kişilerden davacıya yardım etmek amacıyla bedelini ödeyerek yatırım amacıyla satın aldığını,
2. Davacıya satılması yönünden taraflar arasında yapılmış bir anlaşma olmadığını,
3. Davacının babası ile akdedilen kira sözleşmesi sonunda taşınmazın davacı tarafından tahliye edilmediğini ve tahliye davasının devam ettiğini ileri sürerek davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının iddiasının yazılı delil ya da karşı tarafın elinden çıkmış yazılı delil başlangıcı niteliğindeki bir belge ile kanıtlayamadığı, davasına dayanak gösterdiği kira sözleşmesinin taşınmaz devrine ilişkin bir irade içermediği, davacı tarafından yemin deliline de dayanılmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde, davaya konu olayda davacı, davalı ... ile aralarındaki inanç sözleşmesine uygun hareket ederek edimini ifaya hazır olduğunu bildirmesine ve hatta bir kısmını ifa Esas No: 2022/6441
etmesine rağmen davalı taraf açık bir kötü niyetle inanç sözleşmesine aykırı hareket ettiğini ve eksik inceleme ile karar verildiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının davasını ispatlayamadığı gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü nedenleri tekrarlayarak kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Uyuşmazlık, inanç sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
1. İnanç sözleşmesi, 05.02.1947 tarihli ve 20/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca ancak, yazılı delille kanıtlanabilir. Bu yazılı delil, tarafların getirecekleri ve onların imzalarını taşıyan bir belge olmalıdır.
2. Açıklanan nitelikte bir yazılı delil bulunmasa da, taraflar arasındaki uyuşmazlığın tümünü kanıtlamaya yeterli sayılmamakla beraber bunun vukuuna delalet edecek karşı tarafın elinden çıkmış (inanılan tarafından el ile yazılmış fakat imzalanmamış olan bir senet veya mektup, daktilo veya bilgisayarla yazılmış olmakla birlikte inanılanın parafını taşıyan belge, usulüne uygun onanmamış parmak izli veya mühürlü senetler gibi) “delil başlangıcı” niteliğinde bir belge varsa 6100 sayılı Kanun’un 202 nci maddesi uyarınca inanç sözleşmesi “tanık” dahil her türlü delille ispat edilebilir.
3. Yazılı delil veya “delil başlangıcı” yoksa inanç sözleşmesinin ikrar (6100 sayılı Kanun’un 188 inci maddesi ile 225 inci maddesi vd.) yemin gibi kesin delillerle de ispat edilmesi olanaklıdır. Davacının yemin deliline dayanması hâlinde hâkimin davacıya bu hakkını hatırlatması gerekir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 09.12.2015 tarih ve 2014/14-516 Esas, 2015/2838 Karar sayılı kararı da bu doğrultudadır.
1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı Esas No: 2022/6441
vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Yargıtay duruşma vekalet ücreti 17.100,00 TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
27.02.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.