Müşteki ... vekiline davaya katılmak isteyip istemediği sorulmamış ve katılma hususunda karar verilmemiş ise de İlk Derece Mahkemesi kararına karşı verdiği istinaf, Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı verdiği temyiz dilekçeleri ile kamu davasına katılma iradesini ortaya koyduğu anlaşıldığından 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 237 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince katılan olarak kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Kanun'un 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 ... maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 ... maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. ... 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 22.11.2017 tarihli ve 2017/249 Esas, 2017/238 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kasten yaralama sonucu ölüme neden olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 87 nci maddesinin dördüncü fıkrasının son cümlesi, 29 uncu maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası, 63 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 6 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve mahsuba karar verilmiştir.

2. ... Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 16.02.2018 tarihli ve 2018/76 Esas, 2018/452 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kasten yaralama sonucu ölüme neden olma suçundan, İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik katılan ... vekilinin, katılan ... vekilinin, Cumhuriyet savcısının (aleyhe), sanık ... müdafiinin istinaf başvuruları üzerine 5271 sayılı Kanun’un 280 ... maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşmalı yapılan inceleme neticesinde aynı Kanun’un 280 ... maddesinin ikinci fıkrası uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile sanık hakkında ihmali davranışla kasten öldürme suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 83 üncü maddesinin birinci fıkrası delaletiyle 83 üncü maddesinin üçüncü fıkrası, 29 uncu maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası, 63 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 9 yıl 4 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve mahsuba karar verilmiştir.

A. Katılan ... Vekilinin Temyiz Sebepleri
Sanığın kasten öldürme suçundan cezalandırılması gerektiğine, katılan lehine vekalet ücretine hükmedilmemesinin hatalı olduğuna ilişkindir.

B. Katılan ... Vekilinin Temyiz Sebepleri

Sanığın haksız tahrik ve takdiri indirim hükümleri uygulanmaksızın kasten öldürme suçundan cezalandırılması gerektiğine ilişkindir.

C. Sanık Müdafiinin Temyiz Sebepleri

Eksik araştırma ile karar verildiğine, sanığın eylemi ile maktulün ölümü arasında illiyet bağı bulunmadığına, sanığın maktulü kasten yaraladığına dair somut delil bulunmadığına, maktulün kasten ya da ihmalen ölümüne neden olmadığına, meşru savunmada bulunduğuna, beraatine karar verilmesi gerektiğine ilişkindir.

Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü

1. Sanık ... ve hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilen sanık ... ile maktul Irina'nın Rus vatandaşı olup, maktulün ölü bulunduğu Mahmutlar mahallesinde bulunan ... ... sitesinde komşu oldukları, olay tarihi olan 31.12.2015-01.01.2016 gecesi yılbaşını kutlamak amacı

ile sanıkların evinde tanıklar İ.D., .... ve G.A. dahil olmak üzere toplandıkları, saat 02.30 civarında tanıkların sanıklara ait evden ayrıldıkları, tanıklar evden ayrıldıktan bir süre sonra maktulün tanık İ.D.'yi arayarak 126 numaralı sanıklara ait olan dairede sorun olduğunu ve oraya gelmelerini istediği, bunun üzerine tanık ....'nin sanıklara ait eve gittiği, daireye gittiğinde sanık ...'ya ait 2100 Euro paranın kaybolmuş olduğunu öğrendiği, maktul, sanık ... ve tanık ....'nin evin içinde parayı aradıkları ancak bulamadıkları, parayı arama esnasında sanık ...'ın evde olmadığı daha sonra eve geldiği, tanık ....'nin paranın bulunmaması üzerine rahatsız olup saat 04.15 civarında evden ayrıldığı, evden ayrıldığında maktul ... sanıkların hala orada bulunduğu, maktulün daha sonra evine gitmek üzere ayrıldığı, sanık ... ise uyumak üzere odasına gittiği, sanık ...'ın uyanık olduğu ve maktulün tekrar sanıkların evine geldiği, sanık ...'ın evinde meydana geldiğini iddia ettiği hırsızlık olayından iddiasına göre maktulün cebinde eşine ait kredi kartını görmesi üzerine, evlerinde yılbaşı partisi için misafir olarak bulunan komşusu maktulü sorumlu tuttuğu ve sanık ile maktulün bu nedenle tartıştıkları ve kavga etmeye başladıkları, tartışmanın sanığın aksi kanıtlanamayan savunması içeriğinden maktulün eline geçirdiği bir bıçak ile sanığa saldırdığı ve sanığın da kemeri ile maktulün eline vurduğu sırada maktulün sağ elinde olan bıçağın maktulün sol elini kestiği, sanığın geçmişte doktor olduğunun yapılan yazışmalardan anlaşıldığı ve kanamayı durdurmak için maktulün kanayan elini sargı bezi ile sardığı, sanık iddialarına göre kanamayı sargı yaparak kestikleri, cesedin bulunması üzerine tutulan olay yeri inceleme ve otopsi tutanağında da belirtildiği üzere maktulün elinde bileğide kapsayacak şekilde sargı bezi olduğu ve bu haliyle fotoğraflamanın da yapıldığı, sargıya rağmen daha sonrasında ölüm olayının meydana gelmiş olduğu, gerek yaralanmanın normal şartlarda ölüme sebep olmayacak bir uzuv olan elde meydana gelmesi gerekse yaralama eyleminden sonra sanığın maktulün elini sarması nedeni ile sanığın ölüm sonucunu istemediğinin ve kastının öldürme olmadığının anlaşıldığı, sanığın aksi kanıtlanamayan savunmasında maktulün elini sardıktan sonra sabaha doğru saat 04.30 civarında maktulün evden çıktığını ifade ettiği, alınan BTK iletişim tespiti raporuna göre maktule ait telefon ile 01.01.2016 04.26'da tanık ....'nin aranmış olduğu, sanığın iddia ettiği yaralanma olayının saati ile ölüm olayı arasındaki açıklanamayan uzunca bir sürede maktulün sanığın evinde kaldığına dair kesin kanıt bulunmadığı, zira otopsi raporunda maktulün geriye dönük olarak otopsi saatinden 12-15 saat ile 36 saat arasında ölmüş olabileceğinin rapor edildiği, otopsi başlangıç tarih ve saatinin 02.01.2016 16.00 olduğu dikkate alındığında maktulün geriye dönük olarak 02.01.2016 04.00 ila 01.01.2016 04.00 tarihleri arasında ölmüş olabileceği, maktulün 01.01.2016 saat 20.30 civarında görülmesi üzerine site görevlisi tanık .... tarafından jandarmaya haber verildiği, bu itibarla 01.01.2016 04.00-20.30 saatleri arasındaki yaklaşık 16 saatlik süre içerisinde maktulün sanık tarafından tutulup ölümüne sebep olduğuna dair kesin bir delil olmadığı, zira sanık ...'ın gün içinde evinden ayrıldığı, tanık İ.D.'nin evine giderek saat 12.00-13.00 saatleri arasında orada bulunduğu, olaydan sonra maktulün evinde inceleme yapılmamış olması nedeni ile yaralama olayından sonra maktulün aynı sitedeki evine gidip gitmediğinin bilinmediği, ölü muayenesini yapan tanık doktorun beyanlarından cesedi bulduklarında ölü katılığının henüz başlamadığının belirtildiği bu bahisle ölümün üzerinden ... zaman geçmemiş olduğunun kabulü gerektiği, otopsi raporunda maktulün midesinde sindirilmemiş gıda tespit edildiği bu bahisle yemek yedikten yaklaşık 2-3 saat sonra öldüğünün rapor edildiği, maktulün kaldığı ... ... ... isimli sitenin otel konseptinde bir site olup tenha bir mahal olmadığı, maktulün ölümden yaklaşık 2 saat önce

yemek yemiş olması nedeni ile yaralanması ile ölüm olayı arasında uzunca bir süre geçtiğinin ve maktulün bu süre zarfında site sakinlerinden ve görevlilerinden yardım istemesinin mümkün olduğu kanaatine varıldığı, alınan adli tıp otopsi ve ek otopsi raporlarından anlaşıldığı üzere maktulün elindeki kesici alet yaralanması haricinde iç travmatik bulgu tespit edilemediği ve yaralamanın tek başına öldürücü nitelikte olduğunun ve ölümün kesici alet yaralanmasına bağlı büyük damar kesisine bağlı dış kanama sonucu gerçekleştiği sabit olduğundan sanığın eyleminin 5237 sayılı Kanun'un 87 nci maddesinin dördüncü fıkrasında düzenlenen kasten yaralama sonucu ölüm suçunu oluşturduğu ve yaralanmanın silahtan sayılan ... ile maktulün elinde olduğu iddia edilen bıçağa vurulması neticesinde meydana geldiği, sanığın aksi kanıtlanamayan savunmasında olaydan önce maktulün sanıkların evinden hırsızlık yaptığını ve bu konuda tartışıklarında kendisine bıçak ile saldırdığını ifade etmiş olması karşısında sanığın aksi kanıtlanamayan savunması lehine değerlendirilip yaralama olayına maktulün haksız hareketi ile neden olduğu kabul edilerek 5237 sayılı Kanun'un 29 uncu maddesinin uygulandığı belirtilmiştir.

2. Sanık savunması, tanıkların anlatımları, 02.01.2016 tarihli olay yeri inceleme ve otopsi tutanağı, ... İl Emniyet Müdürlüğü Olay Yeri İnceleme Şube Müdürlüğü ... İzi Geliştirme Büro Amirliğinin uzmanlık raporu, ... Adli Tıp Kurumu 1. Adli Tıp İhtisas Kurulunun 14.12.2016 tarihli raporu, 02.01.2016 tarihli olay yeri inceleme raporu, ... İlçe Hastanesinin 02.01.2016 tarihli raporları, ... Grup Başkanlığı Morg İhtisas Dairesinin 22.04.2016 tarihli otopsi raporu, 04.10.2016 tarihli ek otopsi raporu, Adli Tıp Kurumu ... Grup Başkanlığı Biyoloji İhtisas Dairesinin 30.06.2016 tarihli raporu, olay yeri fotoğrafları, tercüme evrakları dava dosyasında mevcuttur.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü

1. Olay gecesi sanık ... ve eşi ... ... Sitesi A Blok No: 126 nolu evinde aynı sitede C Blok No: 97 de oturan maktul ile B Blok No: 51 de oturan İ.D., eşi .... ve kızlarının yılbaşı kutlaması amacıyla bir araya geldikleri, saat 02.00-02.30 sıralarına kadar birlikte eğlendikleri, sonra İ.D. ve ailesinin evden ayrıldığı, sanık ...'ın da hava almak amacıyla aşağı inip dışarı çıktığı, bu sırada ... ve ....'nin birlikte dışarı çıkarak ATM'den 500 TL para çekip eve geldikleri, bu esnada bilinmeyen bir şekilde sanığın dışarı çıkmadan eşine verdiğini iddia ettiği 2100 Euro ile 500 TL para ve kredi kartının kaybolması ve ... telaşlanması üzerine maktulün ....'yi arayarak tekrar 126 nolu daireye gelmesini istediği, ....'nin de eve gelip birlikte parayı aradıkları, bu sırada sanığın, aşağıda bulduğu erkek bir şahıs ile eve geldiği ve yılbaşı kutlamasına devam etmek istediği ancak 10 dakika kadar sonra bu erkek şahsın eşi olduğu tahmin edilen bir kadının geldiği ve evdeki erkek şahısla birlikte gittikleri, ....'nin de saat 04.15 gibi evden ayrıldığı, evde sanık, eşi ... ve maktulün kaldıkları, bu andan sonraki olayların ise sanık ... eşinin beyanına göre sürekli farklı anlatıldığı, sanığın jandarma da verdiği ifadesinde "daireme döndüğümde İrina yoktu, eşim uyuyordu, eşimin yanına gittim cinsel ilişkiye girip uyuduk, (evdeki kanlar sorulduğunda) pantolon kemerini çıkarıp oynamaya başladığımda Irına kemeri tutmaya çalışırken eli ... arasında kaldı, sonra kanamaya başladı. Ben dışarı çıktım geldiğimde eşim pansuman yapıyordu. 30.12.2015 tarihinde dolap tamiri için Irına'nın dairesine gittim ve cinsel ilişkiye girdik" dediği, sanığın yeminli tercüman huzunda savcılıkta verdiği ifadesinde "maktul ile ilişkiye

girmediğini, jandarmada yanlış yazıldığını, evde kırık olan masanın eşinin ayağını çarpması ve çok eşya koymaları nedeniyle olduğunu, maktul yaralandıktan sonra eşinin kendisine sargı bezi verdiğini ve kendisinin yarayı sardığını, kemerin ne olduğunu bilmediğini, eşinin yerleri temizlediğini, kanların bu esnada olmuş olabileceğini, dışarı çıkıp eve geri geldiğinde eşinin evde uyuduğunu ve evde kimsenin olmadığını" beyan ettiği, Sulh Ceza Hakimliğinde "02: 00-02: 30 sıralarında hava almak için evden ayrılıp 30-40 dakika sonra döndüm eşim yatıyordu, bende yattım. Eşimin para çektiğini sabah öğrendim. Daha önce kemerle oynarken Irına'nın eli ... arasına sıkışıp kanadı. Bandaj yaptık, Irına'yı banyoya götürdüm bu şekilde kan bulaşmış olabilir deyip devamla şimdi hatırladım ben eve gelip yattığımda kapı çaldı, kapıyı açtığımda yarı çıplak şekilde Irına dans ediyordu. Ben Irına'yı beğenmediğim için kapıyı kapatıp gidip yattım. Saat 9: 00 da evden çıktım sonra döndüm bu sırada ceset yoktu. Sonra 19 gibi çöpleri atmaya çıkarken ceset gördüm. Koridordaki kan izleri Irına kapıya geldiğinde olabilir" dediği, Sanığın mahkemede iddianame okunduktan sonra alınan savunmasında "02: 30 gibi evden çıktım, ben çıkmadan eşim ve Irına dışarı çıkıp eğlenelim dedi. Dolaptaki zarfı çıkardım. İçinde 2100 Euro vardı, ben gezip geleceğim siz taksi bulun dedim. Lobide tanımadığım bir kişiyle karşılaştım. Saat 03: 30 gibi o şahısla içki içmek için Irına ve eşimin olduğu daireme çıktım. Irına, Ekatarina ve eşim evdeydi, para arıyorlardı. Bu sırada evin kapısı açıktı. Gelen bir kişi tanımadığım şahsı alıp götürdü. Ben dışarı çıkınca eşim ile Irına dışarı çıkıp 500 TL para çekmişler. Sonra eşim 500 TL, 2100 euro ve kredi kartı olan cüzdanı masa üzerine koyup tuvalete girmiş, çıktığında Irına ve cüzdan yokmuş. 15 dakika sonra Irına geri gelmiş, 5 dakika sonra da Ekatarina gelmiş. Birlikte cüzdanı aramışlar. Ben bu işi yarına bırakalım dedim banyoya girdim. Banyodan çıktıktan sonra eşim uyuyordu. Sonra kapı çaldı. Irına geldi, pantolonunun düğmesini açıp bluzunu kaldırıp dansetmeye başladı. Pantolonunun cebinde kredi kartı gördüm, eşimin kartı mı diye sordum ve kartı ver bu işi unutalım dedim. Bunun üzerine Irına telaşlandı masada olan bıçağı sağ eline alıp bana doğru ittirdi. Elimle bıçağı düşürmeye çalıştım, işaret parmağım kesildi. Sonra pantolon kemerini çıkarttım, kemerin demir tarafıyla Irına'nın bıçak bulunan eline vurdum. Sol eli kanamaya başladı, kanamayı durudurmaya çalıştım, ellerim kanlıydı gidip banyoda yıkadım. Kredi kartını geri verdi, 04: 30 gibi evden gitti. Ben kanları temizleyip uyudum. Ambulansın ve hastanenin telefon numarasını bilmiyorum." dediği, Mütalaa sonrası beyanında "maktul yaranın oluşmasından 17 saat sonra ölmüştür, otopsi bulgularına göre ölmeden 2 saat önce alkol almış ve cinsel ilişkiye girmiştir. Irına bizden ayrıldığında saat 04: 35 idi . Ancak kanında 1.27 promil alkol çıkmış olup bizden sonra da içmiştir. Irına gittikten sonra 05: 00 gibi aşağı indim Irına'yı göremedim" demiş, Ek savunmasında " Irına yaralandığında onu sandalyeye oturttum, sargı bezi, yara bandı ve oksijenli su ile yarasını sarıp tedavi ettim. Meşru müdafaa hakkımı kullandım" diyerek beyanda bulunduğu, sanığın istinafta alınan savunmasında da önce İrina'nın bıçak bulunan eline eliyle vurduğunu beyan etmesine rağmen ... olayı sorulduğunda bu kez kemerle vurduğunu ve Irına'nın bıçakla saldırması sonucu sağ elinin kesildiğini ve elinden akan kan nedeniyle koridorda kan izinin bulunmuş olabileceğini beyan ettiği belirtilmiştir.

2. Sanığın eşi olan ... ise jandarmada verdiği ifadesinde parasının içinde olduğu çantasını bulamayınca canının sıkıldığını ve sakinleştirici alıp yattığını, para çektiği esnada yanında Irına olup olmadığını hatırlamadığını, masanın misafirler gittikten sonra ayağının takılıp üstüne düşmesi üzerine

kırıldığını ve eşinin ne zaman gelip gittiğini hatırlamadığını beyan ettiği, savcılıkta alınan ifadesinde jandarmada verdiği ifadeyi tekrar ederek vücudunda bulunan yaralanmaların ve sağ gözündeki morluğun masaya düşmesi sonucu olduğunu, evini temizlediğini, bulaşıkların bir kısmını yıkadığını, maktulü öldürmediğini, cesedini taşımadığını, kimseden de korkmadığını beyan ettiği, Sulh Ceza Hakimliğindeki sorgusunda önceki beyanları tekrar ederek sakinleştirici aldıktan sonra hiç uyanmadığını, eşiyle cinsel ilişkiye girmediğini, eşiyle Irına arasında bir tartışmaya şahit olmadığını ve eşi haber verene kadar evin önüne çıkmadığını ve Irına'nın cesedini görmediğini, tüm gün evde temizlik yaptığını beyan ettiği, mahkemede savunmasında Irına ve Ekatarina ile parayı arayıp bulamadıklarını, sonra onlar gidince uyuduğunu ertesi gün akşama kadar uyuduğunu, Irına'nın yaralanmasını görmediğini, ertesi gün eşinin uyandırıp evi temizleyip temizlemeyeceğini sorduğunu beyan ettiği belirtilmiştir.

3. Tüm beyanlar dikkate alındığında sanık ... eşinin beyanlarının tutarsız olduğu sanığın dosyaya sunulan her bir belge karşısında yeni savunmalar geliştirdiği öncelikle maktulle herhangi bir bağ kurulmaması için çalıştığına ancak yeni deliller ortaya çıktığında beyanını bu duruma göre belirlemeye çalıştığına kanaat getirildiği belirtilmiştir.

4. Sanık ... eşi ... olay sonrası 02.01.2016 tarihinde alınan doktor raporlarına göre vücutlarında tartışma neticesi oluşacak izler olduğuna dair bulgular mevcut olup, her ikisinin de basit tıbbi müdahale ile iyileşecek şekilde yaralı olduklarının tespit edildiği, sanığın maktulün saldırısı sonucu oluştuğunu beyan ettiği sağ elinde kesi olduğuna dair herhangi bir tespitin olmadığı ve sanığın vücudunda çok sayıda tırnak izi olduğunun tespit edildiği belirtilmiştir.

5. Olay tarihinde yapılan ve 02.01.2016 tarihli saat 00.20'de sonlanan olay yeri ve otopsi tutanağının el yazısı ile yazılı olduğu, tutanakta ölü katılığı oluşup oluşmadığına dair bir ibarenin bulunmadığı ve ölü morluklarının vücudun yere yakın sırt bölgesinde oluşmaya başladığı ve ölü lekelerinin ise yavaş yavaş yerleştiğine dair ibarenin bulunduğu, ölü muayenesi yapıldığı esnada ölü katılığının oluşmadığının sadece olaydan yaklaşık 4,5 ay sonra 12.04.2017 tarihinde beyanı alınan ölü muayeneye katılan doktor A.Ö.'nün ifadesinde olduğu belirtilmiştir.

6. Maktule ait otopsinin 02.01.2016 tarihinde ... Adli Tıp Grup Başkanlığında saat 16.00-17.00 arasında yapıldığı ve ölüm saatinin 12-15 saat ile 36 saat arasında olduğunun belirtildiği, bu durumda maktulün 01.01.2016 saat 04.00 ile 02.01.2016 saat 04.00 arasında ölümünün mümkün olduğu ve maktulün 01.01.2016 tarihinde saat 20.00 sıralarında ölü olarak bulunmuş olması nedeniyle ölümün sabah 04.00 ila 20.00 aralığında gerçekleşmesinin mümkün olduğu, ölü katılığı ve ölü morluklarının bulunulan ortama, ölüm şekline, ölümden sonra maktulün yerinin değiştirilmesine, hava durumuna ve maktulün vücut yapısına göre değişiklik göstermesinin mümkün olduğu, otopside maktulden alınan kanda çıkan alkol oranı ve midede sindirilmemiş gıda miktarına göre maktulün sabah saatlerinde ölmüş olmasının ve mide içeriğinde bulunan gıda ile alkolün sanığın evinde aldığı yiyecekler ve içeceklerden olmasının mümkün olduğu, sanığın evinin alt katında bulunan ve jandarmada ifadesi alınan, daha sonra talimatla ifadesi alınmak istenen ancak adresi tespit edilemeyen A.R.'nin "sabaha karşı saat 06.00'da

sanığın evinden çok şiddetli bir bayan ağlama sesi duyduğunu" beyan etmesi ve sanığın eşi ... saat 04.30'dan sonra uyuyup ertesi gün akşama kadar uyanmadığını söylemesi karşısında sanık savunmasının kendisini suçtan kurtarmaya yönelik olduğunun anlaşıldığı belirtilmiştir.

7. Sanığın ısrarla maktulün evden ayrıldıktan sonra arkadaşı ....'yi aradığını beyan etmesine ve maktulün cep telefonu HTS kayıtlarına göre saat 04.24'te ....'yi aramasına rağmen ....'nin beyanlarına göre telefonun kapanması üzerine görüşmenin sağlanamadığı ve maktulün daha sonra hiç görüşme yapmadığı, sanığın bir dilekçesinde maktulün bulunduğu gün dışarı çıktığının tanıklarca görüldüğünü beyan etmesine rağmen bu yönde bir tanık beyanının dosyada mevcut olmadığı ve maktulün ölü bulunduğunda üzerinde bulunan kıyafetlerin sanığın evinde giydiği kıyafetler olduğunun dosyada bulunan fotoğraflardan tespit edildiği belirtilmiştir.

8. Sanığın olay sonrası alınan doktor raporuna göre vücudunda çok sayıda tırnak izi bulunup Adli Tıp Kurumu ... Grup Başkanlığınca düzenlenen 30.06.2016 tarihli rapora göre maktulden alınan sağ el tırnak parçasında sanığın DNA profilinin tespit olunduğu, ayrıca 08.09.2016 tarihli Jandarma Genel Komutanlığı uzmanlık raporunda olay yerinde elde edilen bulguların analizinde olay yerinde 126 numaralı oda içerisinde mutfak masası ayak parçasından ve 6. kat koridoru zemin halısı üzerinden alınan kan numunelerinden elde edilen DNA profillerinin, sanıktan alınan DNA profili ile benzer olduğu, maktulün bulunduğu yerde bulunan naylon, 6. kat koridor zemin halısı üzerinde ve evde sandalye ayağı, portmanto kapağı ve buzdolabı muhafazası üzerinde de maktulün DNA profilinin bulunduğu, koridordan alınan kan numunesinde sanığa ait DNA profili bulunmasının sanığın maktulü koridora taşıdığının delili olduğu, sanığın hiçbir şekilde maktulle koridorda olduğunu kabul etmediği anlaşılmış olup, sanığın maktulle yaşadığı tartışma sonucu kaldı ki maktul ... sanıkta sanığın anlattığından daha ağır bir tartışma yaşandığına dair izlerin mevcut olması nedeniyle maktulün elinde ölümüne sebebiyet verdiği tespit edilen radial arter kesisinin oluştuğu, sanığın bu aşamada tıp eğitimi almış bir doktor olması nedeniyle bu kesinin öldürücü olabileceğini bilmesine rağmen sorumluluktan kurtulmak amacıyla herhangi bir sağlık kuruluşuna bu durumu bildirmediği, savunmasında beyan ettiği üzere ambulans ve hastane numarası bilmese dahi otel konseptinde bir sitede oturmaları ve sitede sürekli güvenlik ve apartman görevlisi olmasına rağmen durumu bu kişilere de bildirmeyerek kendi çabalarıyla kanamayı durdurmaya çalıştığı ancak kanamanın durmaması sonucu maktulün bir süre sonra yaşamını yitirdiği, sanığın olayın kendileriyle irtibatlı görünmemesi için evi temizlediği ve sabahtan itibaren sürekli dışarı çıkarak kendisi için tanık edinmeye çalıştığı ve kendisinin evde olmadığına dair intiba uyandırdığı ve daha sonra akşam saatlerinde naylona sardığı maktulü koridorda dairesinin 10 metre ilerisine bırakarak o andan itibaren başka birisi tarafından maktul görülene kadar dışarı çıkmadığı, evin bulunduğu yerin konumu ve sürekli görevlilerin bulunması nedeniyle maktulü evin bulunduğu site dışarısına çıkarmalarının mümkün olmadığı ve ... Adli Tıp Kurumu 1. Adli Tıp İhtisas Kurulunun 14.12.2016 tarihli raporunda belirtildiği üzere "maktülün otopsisinde sol el bileğinde radial arter ve ven kesisi tanımlandığı dikkate alındığında kişinin ölümünün kesici alet yaralanmasına bağlı büyük damar kesisinden gelişen dış kanama sonucu meydana gelmiş olduğu, otopside tespit edilen kişinin ölümüne neden olan kesici alet yaralanmasının lokalizasyonu özelliği ve ağırlığı itibariyle yaralanma sonrası olay yerinde bulunduğu

şekilde kesi bölgesinin bezle sarılarak hastaneye vakit kaybetmeksizin götürülmesi ya da 112 acil servisin çağrılması durumunda kişinin kurtulma ihtimalinin yüksek olduğu"na dair mütaalası gözönüne alındığında sanık savunmasının suçtan kurtulmaya yönelik olduğu, her ne kadar sanık hakkında kasten öldürme suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmışsa da sanığın maktulü kasten öldürdüğüne dair delillerinin dosyada bulunmadığı ancak sanığın tartışma neticesi maktule yönelik ölümüne sebebiyet veren yaralama eylemini gerçekleştirdikten sonra yaralama sonucu gerekli önlemleri almayarak maktulün ölümüne sebebiyet verdiği ve bu suretle ihmali davranışla ölüme sebebiyet verme suçunu işlediği kanaatine varıldığı belirtilmiştir.

9. Sanık müdafii olayda meşru savunma hükümlerinin uygulanması gerektiğini ileri sürmüş ise de sanığın gerçekleştiğini iddia ettiği maktulün kendisine yönelik saldırısı sonrası maktule yaralama eylemini gerçekleştikten sonra bu saldırıyı def etmenin ötesinde maktulün ölümüne engel olacak önlemleri almamak nedeniyle sorumlu olup, bu aşamada maktulün zaten kendinde olmadığı kabul edilerek meşru savunmanın yasal şartlarının oluşmadığı belirtilmiştir.

10. Olay öncesinde sanığın maktulün cebinde eşine ait eşinin kaybolduğunu belirttiği kredi kartını görmesi ve maktulü uyarması üzerine maktulün kendisine bıçakla saldırdığına ve bu nedenle aralarında tartışmanın çıktığına, maktuldeki yaralanmanın da bu esnada gerçekleştiğine dair beyanı karşısında sanık savunmasının aksine bir tespitin yapılamamış olması nedeniyle bu husus sanık lehine kabul edilerek haksız tahrik hükümlerinin uygulanmasına karar verildiği belirtilmiştir.

A. Tebliğname Görüşü Yönünden
Bölge Adliye Mahkemesinin, sanık hakkında maktule yönelik eyleminin vasfının tayini ve uygulamasında isabetsizlik görülmediğinden, Tebliğnamenin görüşüne iştirak olunmamıştır.

B. Katılan ... Vekilinin, Katılan ... Vekilinin, Sanık Müdafiinin Temyiz Sebepleri Yönünden

1. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan ve dosya kapsamına göre yeterli olduğu anlaşılan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterildiği, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, hükme esas alınan adlî raporların yeterli olduğu, dosya kapsamında eksik incelemenin söz konusu olmadığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, illiyet bağının bulunduğu, eyleme uyan suç vasfı ve yaptırımların doğru biçimde belirlendiği, meşru savunma koşullarının bulunmadığı, dosya içeriğinden varlığı anlaşılan, maktulden kaynaklanan ve haksız tahrik oluşturan eylem bulunduğundan haksız tahrik indirimi yapılmasının, eylemin niteliği ve ulaştığı boyut dikkate alındığında belirlenen indirim oranının isabetli olduğu, takdiri indirimin Mahkemenin takdir yetkisi kapsamında, yasal, yerinde ve yeterli gerekçelerle sanık hakkında uygulanmasına karar verildiği anlaşıldığından, hükümde bu yönleriyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

2. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 14 üncü maddesinin birinci fıkrasındaki "Kamu davasına katılma üzerine, mahkumiyete ya da hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş ise vekili bulunan katılan lehine Tarifenin ikinci kısmın ikinci bölümünde belirlenen avukatlık ücreti sanığa yükletilir." şeklindeki hükmü karşısında, kendisini hem Ağır Ceza Mahkemesinde hem de Bölge Adliye Mahkemesinde (istinaf yoluyla görülen bir duruşması olan ... için) vekille temsil ettiren katılan ... lehine sanık aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, hukuka aykırı görülmüş ise de bahse konu hukuka aykırılık Yargıtay tarafından giderilmiştir.

Gerekçe başlığı altında (2) numaralı paragrafta açıklanan nedenle katılan ... vekilinin, katılan ... vekilinin, sanık müdafiinin temyiz istemleri vekalet ücreti yönünden yerinde görüldüğünden ... Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 16.02.2018 tarihli ve 2018/76 Esas, 2018/452 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 303 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği hüküm fıkrasının yargılama giderleri ile (7) numaralı bendinden sonra "Katılan ... kendisini vekille temsil ettirdiğinden Ağır Ceza Mahkemesindeki dava için karar tarihi itibariyle yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince 3.960 TL, Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yoluyla görülen bir duruşması olan ... için 1.090 TL olmak üzere toplam 5.050 TL maktu vekalet ücretinin sanıktan alınarak katılan ...'ya ödenmesine" cümlesinin eklenmesi suretiyle, Tebliğname’ye kısmen aykırı olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca ... 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise ... Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

27.02.2024 tarihinde karar verildi.