Mahkumiyet

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Kanun'un 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1.Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığının 21.10.2017 tarihli iddianamesiyle sanık hakkında başka suçla birlikte kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.

2.Eskişehir 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 09.10.2018 tarihli kararıyla sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan, 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir.

3.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17.Ceza Dairesinin, 24.09.2021 tarihli kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik katılan mağdur vekilinin istinaf başvurusu üzerine ilk derece mahkemesinin kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan verilen beraat kararının kaldırılmasına, sanığın, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 2 yıl 2 ay 20 gün hapis cezası ile mahkumiyetine karar verilmiştir.

Sanığın temyiz isteği; kararın adil olmadığına, atılı suçu işlemediğine, kararın lehine bozulması gerektiğine ilişkindir.

Dava konusu olay, sanığın, olay günü yolda karşılaştığı mağduru zorla arabaya bindirerek başka bir yere götürdüğü ve darp ettikten sonra tekrar aldığı yere bırakmak suretiyle kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu işlediği iddiasına ilişkindir.
Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
İlk derece mahkemesince; sanığın kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu işlediğine ilişkin şüpheden uzak somut ve inandırıcı bir delile ulaşılamadığından bahisle beraat kararı verildiği anlaşılmıştır.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Bölge Adliye Mahkemesince; "..Sanıklar ... ve ... ile mağdurun olay günü karşılaştıkları, daha evvel mağdurun kendisini dövmesi nedeniyle sanık ...'un onu zorla bir arabaya bindirdiği, ıssız bir yere götürdüğü, orada mağduru darp ettikten sonra tekrar aldığı yere bıraktığı, bu esnada yanında olan sanık ...'in mağdura yönelik bir eylemde bulunmadığı anlaşılmış, olayın oluş biçimi bu şekilde kabul edilmiştir. Sanık suçlamaları kabul etmediğini, sadece mağduru dövdüğünü, onu herhangi bir yere götürmediğini iddia etmiş ise de, mağdurun burun kemiğinde birinci derecede kırık oluşacak şekilde yaralandığına dair rapor, mağdurun anlatımını doğrulayan ve sanığın mağduru zorla arabaya bindirip götürdükten 15-20 dakika sonra tekrar getirip bıraktığına dair tanık ...'in anlatımları ve tüm dosya kapsamıyla suçtan kurtulmaya yönelik savunmaya itibar edilmemiştir...." şeklindeki gerekçeyle sanığın eylemine uyan 5237 sayılı Kanun' un 109 uncu maddesi uyarınca mahkumiyet hükmü kurulduğu anlaşılmıştır.

1.Dava dosyası içeriği, mağdur anlatımları, mağdur hakkında düzenlenen adli raporlar, olayın kolluğa intikal şekli, kolluk görevlileri tarafından hazırlanan tutanaklar, sanık savunmaları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararda hukuka aykırılık bulunmadığından, sanığın, kararın adil olmadığına, atılı suçu işlemediğine, kararın lehine bozulması gerektiğine yönelik yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.

2.Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesinin, 24.09.2021 tarihli kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Eskişehir 5. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 27.02.2024 tarihinde karar verildi.