Kişilerin huzur ve sükununu bozma suçundan mahkûmiyet

İlk derece mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Suç tarihinde onbir yaşı içerisinde bulunan mağdurenin 2011 yılı Aralık ayında bir gece dershane çıkışı elektriklerin kesik olması nedeniyle karanlıkta evine gittiği sırada kimliği belirsiz bir erkek şahıs tarafından ısrarla takip edilmesi üzerine mahalleden tanıdığı ...'den yardım istemesi şeklinde gerçekleşen olayla ilgili olarak annesi müştekiyle birlikte kolluk makamlarına resmi başvuru yapıp eşgal vermeksizin sözlü beyanda bulunmakla yetinen mağdurenin, bir ay kadar sonra çağrıldığı polis merkezinde başka bir cinsel taciz eyleminden dolayı adli işlem yapılmak üzere bekletilip kendisine gösterilen sanığı teşhis ettiğini beyan etmesinin ardından usulüne uygun gerçekleştirilmeyen teşhis işlemine dair düzenlenen tutanağa istinaden yağılan soruşturma neticesinde hakkında kamu davası açılan sanığın inkara yönelik savunmaları, mağdure ile tanık Fadime'nin mahkemede elektrik kesintisi sebebiyle karanlıkta sanığın yüzünü net görmediklerini belirtmeleri ve tüm dosya içeriği nazara alındığında, atılı suçu işlediği hususunda cezalandırılmasına yeter, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı anlaşılan sanığın beraati yerine yazılı şekilde mahkûmiyetine karar verilmesi,
Kanuna aykırı, sanık müdafiin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek 1412 sayılı CMUK'nın 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 21.09.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.