Mahkumiyet

Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 12.09.2012 tarihli kenar yazısı ile Dairemize gönderilerek başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Ayrıntıları Ceza Genel Kurulunun 18.03.2008 günlü 2008/9-7-56 ve 13.05.2008 günlü 2008/10-101-113 sayılı kararlarında açıklandığı üzere, “kendisine zorunlu savunman atandığından sanığın haberdar edilmediği durumlarda, zorunlu savunmana yapılan tefhim veya tebliğ kendisine bağlanan hukuki sonuçları doğurmayacağı, 19.04.2006 günlü ve sanıklar ... ve ...'in kendisinden haberdar olmadığı zorunlu savunmanları Avukat Kemal ...'in yüzüne karşı verilen hükmü, adı geçen sanıkların kararın kendisine tebliğinden itibaren yasal süresinde temyiz ettiğinin anlaşılması karşısında; sanıklar ... ve ...'in temyiz talebinin süresinde olduğu kabul edilerek, yapılan incelemede:

Sanıkların eylemine uyan 765 sayılı TCK.nın 491/4-son maddesindeki hırsızlık suçu için öngörülen cezanın türü ve üst sınırına göre, aynı Yasanın 102/4 ve 104/2. maddelerinde belirtilen 7 yıl 6 aylık genel dava zamanaşımının, suç tarihi olan 10.09.2004 gününden inceleme tarihine kadar geçmiş bulunması,

Bozmayı gerektirmiş, sanıklar ..., ... ile savunmanlarının ve sanık .... savunmanının temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, bozma sebebi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı yasanın 8/1. maddesi aracılığıyla 1412 sayılı CMUK.nın 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, sanıklar hakkında açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE, 03.12.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.