Taraflar arasındaki trafik kazası sonucu ölüm nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının zorunlu trafik sigortacısı olduğu aracın 09.09.2017 tarihinde karıştığı çift taraflı trafik kazası sonucu karşı araçta yolcu olarak bulunan ...'in vefat ettiğini ve davacının destekten yoksun kaldığını, aracın zorunlu trafik sigortacısı olan davalı ... şirketi tarafından zararlarının karşılanmadığını belirterek açılan belirsiz alacak davasında fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 4.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 19.06.2019 tarihli bedel artırım dilekçesiyle, dava değerini 152.081,33 TL'ye yükseltmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; eski eşin destekten yoksun kalan hak sahibi sayılamayacağını, bu nedenle davacının destekten yoksunluk tazminatı talep hakkı olmadığını, davalı şirketin sorumluluğunun sigorta poliçesi teminat limiti ile sınırlı olduğunu, davacının yeniden evlenme indiriminin göz önüne alınması, davacıya yapılan ödemelerin araştırılması ve hatır taşıması indirimi yapılması gerektiğini, faiz talebinin haksız olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; müteveffa ile davacının birlikte yaşadığı, davacının destekten yoksun kalma tazminatı talebinde haklı olduğu, davalı ... şirketinin sigortalısının %75 oranında kusuru ile meydana gelen zarardan sorumlu olduğu, aktüer bilirkişi raporuna göre davacının toplam destek zararının 152.081,33 TL olarak hesaplandığı, davaya konu kazada hatır taşıması nedeniyle indirim uygulanması gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile %20 hatır taşıması indirimi yapılarak 121.665,06 TL destekten yoksun kalma tazminatının dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte (poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere) davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; hatır taşıması nedeniyle %20 oranında indirim uygulanmasının hatalı olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde; davacının, müteveffanın imam nikahlı eşi değil eski eşi olduğunu, bu durumda davacının tazminat talep etme hakkı olmadığından davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, tazminat hesabına ilişkin aktüer raporunun hatalı olduğunu, raporda müteveffanın ilk evliliğinden olan çocuklarının payı ayrılmadan hesaplama yapıldığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının boşanma kararına karşın destek ile birlikte yaşamaya devam ettiği, destek kaza sırasında hamile olup, kaza nedeniyle erken doğan bebeğin hastanede öldüğü, ölen bebeğin babasının davacı olduğunun delillerle ispatlandığı, İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan 27.05.2019 tarihli aktüer rapora göre belirlenen toplam 211.224,08 TL destek tazminatı üzerinden %10 evlenme ihtimali indirimi yapıldığında 190.101,67 TL tazminat bulunduğu, bu miktardan da %75 oranındaki kusura isabet eden miktarın belirlenmesi sonucu 142.576,25 TL tazminatın hesaplandığı, somut olayda karşı araç hatır taşıması indiriminden yararlanamayacak olup, hatır taşıması indirimi yapılmasının gerekmediği gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun tamamen, davalının istinaf başvurusunun ise kısmen kabulü ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (2) numaralı alt bendi uyarınca İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulü ile 142.576,25 TL destekten yoksun kalma tazminatının dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte (poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere) davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf başvuru dilekçesindeki sebeplerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının hatalı olduğunu, davanın usulden reddi gerektiğini, destek ilişkisinin ispatlanamadığını, hatır taşıması nedeniyle indirim uygulanması gerektiğini, faiz ve yargılama giderine ilişkin hükmün hatalı olduğunu, evlenme ihtimalinin düşük oranda hesaplandığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
davalı ... şirketi tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı 09.09.2017 tarihli kaza sonucu, karşı araçta yolcu olarak bulunan davacının desteğinin vefatı nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir.
6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49,50 ve 53 üncü maddeleri, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85,89,90,91 ve 92 inci maddeleri, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları.
Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, hükme esas alınan hesaplamanın uygun bulunmasına ve hatır taşıması yönünden indirim uygulanmamasının isabetli olmasına göre temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davalıya yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
14.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.