Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkili kooperatif yerleşkesinde yoğun yağışlar neticesinde altındaki beton istinat duvarının bir kısmının 07.03.2015 tarihinde devrildiğini, istinat duvarının müvekkili kooperatife ait bazı işyerleri ve müvekkili 'a ait 11 nolu işyerinin duvarlarına yaslanarak zarar verdiğini, söz konusu istinat duvarları ile kooperatif bina ve yapılarının davalı ... nezdinde (no’lu Kooperatif ve no’lu ...) İşyerim Sigorta Poliçeleri ile teminat altına alındığını, müvekkillerinin sigorta eksperinin isteği ile hasar giderim masrafları için çeşitli inşaat firmalarından teklif aldığını, maden ve jeoloji mühendisi bilirkişilerden rapor aldığını, sigorta eksperince müvekkillerinin çeşitli inşaat firmalarından aldıkları tekliflere göre talep ettikleri bedelin kabul edilmediğini ve zarar bedelinin 181.439,09 TL olarak hesapladığını, ne var ki davalı tarafça meydana gelen olayın teminat dışı olduğu gerekçesiyle tazmin talebinin reddedildiğini, poliçelerde olayın ve istinat duvarları ile işyerlerinin teminat altına alınmış olduğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 10.000,00 TL'nin davalı ... şirketine başvuru tarihinden itibaren ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş; 17.02.2016 tarihli dilekçesiyle, talep ettikleri 10.000,00 TL'nin 8.000,00 TL'sini müvekkili kooperatif, 2.000,00 TL'sini müvekkili ... için ayrıştırdıklarını, taleplerini davacı kooperatif için 216.937,00 TL; davacı ... için 31.879,00 TL olarak ıslah ettiklerini açıklamış, aynı tarihte ıslah ettikleri tutarlara ilişkin harcı tamamlamıştır.

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacıların başvurusu üzerine mahallinde yapılan eksper incelemesi ile "...Olayın ve neticesindeki hasarın meydana gelmesindeki ana nedenin, sigortalı tesise ait istinat duvarının (perdesinin) arkasındaki zeminde akümüle olan (biriken) suyun perdenin taşıyabileceğinden çok daha fazla bir itki yaratması olduğu, bunun da poliçedeki yer kayması ek teminatı metninde sigortalı binanın inşa edilmiş olduğu arsada veya civarında vuku bulan yer kayması veya toprak çökmesi sonucu olarak belirtilen şekilde olmadığı, barbakanların bakımlarının yapılmamış olmasının da olayın oluşumunda etkisi olduğu, duvara etki edebilecek bir sel/seylap olayının izleri gözlenmediği" sonucuna ulaşıldığını, bu sonucun alınan teknik raporda da teyit edildiğini, davacının Mahkeme nezdinde yaptırdığı tespitin dahi esasen benzer sonuçlar içerdiğini, poliçede yer kayması ve toprak çökmesinin teminat altına alınmış olduğunu, olayın yer kayması veya toprak çökmesi olmadığı ve poliçede belirtilen herhangi bir teminata atfedilemeyeceğinden tazminat talebinin reddine karar verildiğini, davacıların talebinin istinat duvarının yapımı ve bakımından sorumlu olan kişi veya kurumlara yöneltilmesi gerektiğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

İlk derece Mahkemesinin 13.07.2017 tarihli kararıyla; istinat duvarının yıkılması sonucu işyerlerine zarar görme eyleminin yapılaşma alanın dolgu malzemesi oluşu ve aşırı yağışlar nedeniyle su tutma özelliğinin kaybetmesi sonucu oluşan yer kayması neticesinde istinat duvarının yıkılması neticesinde zararın oluşması poliçe eki niteliğindeki Yangın Sigortası Genel Şartlarında sel veya su baskını sonucu dahi olsa yer kayması sebebiyle oluşan zararların sigorta teminatı kapsamında olmaması ve zararın yer kayması sonucu oluştuğunun tespit edilmiş olması sebebiyle davanın reddine karar verilmiş;
Bölge Adliye Mahkemesinin 17.12.2018 tarih ve 2017/1911 E., 2018/1697 K. sayılı kararıyla; dava konusu sigorta uyuşmazlığında sorumluluğun belirlenmesi için, aralarında jeoloji ve inşaat mühendisi ile sigortacı bilirkişinin de yer aldığı bilirkişi heyetinden görüş alınıp meydana gelen olayın ne şekilde gerçekleştiğinin, sigorta poliçesi teminatına dahil olup olmadığının tespiti ile sonucuna göre karar verilmesi gerektiği, İlk Derece Mahkemesince kararın gerekçesinde poliçelerde ek teminat olarak yer kayması klozunun bulunduğu belirtildikten sonra sel ve su baskını sonucu dahi olsa yer kayması nedeniyle oluşan zararların sigorta teminatı kapsamında olmaması nedeniyle davanın reddine karar verilmesinin doğru görülmediği belirtilerek 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/(1)-a.6. maddesi uyarınca esası incelenmeksizin kararın kaldırılmasına ve dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiş;

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; iddia, savunma, benimsenen bilirkişi kurulu raporu ve tüm dosya kapsamına göre; istinat duvarının teknik şartnamelere uygun yapılmadığı, barbakanlarının çalışmadığı, hasara yer kayması olayının dolaylı etki oluşturduğu, zararın sigorta poliçesi teminatı kapsamında olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davacılar vekili istinaf dilekçesinde; istinat duvarının gereği gibi yapılmadığına, teknik şartnamelere uygun olmadığına, eksik malzeme veya mühendislik hatası olduğuna dair inşaat bilirkişisince verilmiş hiçbir rapor ve kanaat bulunmadığını, bilirkişilerin mahallinde ve istinat duvarında fiziken inceleme yapmadan dosya üzerinden rapor hazırladıklarını, sigorta kapsamındaki alt yapı, üst yapı, istinat duvarları ve işyerlerinin Sanayi ve Ticaret Bakanlığı (Küçük Sanatlar ve Sanayi Bölgeleri ve Site Genel Müdürlüğü) tarafından çıkılan ihale ile Bakanlık kredi desteği ile Halk Bankası A.Ş. aracılığıyla projeli inşa edilip tamamlanan bir yapı olduğunu, Bakanlıkça denetlenen, hakedişleri incelenip ödemeleri yapılıp kontrol teşkilatı ile incelemeler sonucu geçici ve kesin kabul yapılıp teslim edildiklerini, olayın yer kayması, toprak çökmesi sonucu vuku bulduğunun tüm raporlarla sabit olduğunu, Bölge Adliye Mahkemesinin lehlerine kaldırma kararından sonra aldırılan 20.05.2019 tarihli raporda ise, binanın inşa edilmiş olduğu arsada veya bu arsanın çevresinde oluşacak yer kayması veya toprak çökmesinin "yer kayması klozu" ile sigorta güvencesi (teminatı) kapsamında olduğu, bu durumda yer kayması nedeniyle doğrudan doğruya meydana gelen her türlü hasarın sigorta kapsamında olduğu, bu teminatın sadece doğal yer kaymaları için geçerli olduğu, binanın yapımında müteahhidin eksik malzeme kullanmış olması veya mühendislik hatası nedeniyle sigortalı binanın çökmesinin güvence dışında olduğu genel olarak açıklandıktan sonra, dava konusu olayda istinat duvarı barbakanlarının dar olduğu, olay yer kayması olsa da bu durumun "doğrudan zarar vermediği" şeklinde haksız ve kabul edilemez bir yaklaşımla olayın sigorta teminatı kapsamında olmadığının ileri sürüldüğünü, "doğrudan" kelimesinin anlamının "salt" veya "tek başına" olmadığını, böyle bir şey arzulansaydı bu kelimelerin kullanılmasının bekleneceğini, doğrudan neden kavramının tek neden olarak kabul edilmesi halinde zararın birden çok nedeni olduğu her durumda sigortacının tazminat ödemekten haksız olarak kurtulacağını, aksi kanaatin davalı yararına aşırı zorlayıcı bir yorum olduğunu, davalı tacir olup, davacı ile sigorta poliçesi düzenlenirken yan perde (istinat) duvarları hakkında hatalı yapıldığına dair veya istinat duvarındaki kusur sebebiyle meydana gelen hasarın teminat dışında olacağına dair poliçeye hiçbir şerh düşmediğini, kabul anlamına gelmemek üzere, yer kayması (özel şart) klozunda teminat dışı bırakılan haller arasında istinat duvarındaki varsa kusur nedeniyle doğan zararların bulunmadığını, yine tacir olan davalı tarafından, sigorta yapılırken mahallinde risk değerlendirmesi yapılarak söz konusu poliçelerde bina tanımında işletmenin binası ile binanın tamamlayıcısı olan her çeşit tesisat, asansör, yürüyen merdiven, paratoner, televizyon anteni gibi binayı tamamlayan şeyler ile temel ve istinat duvarlarının sigorta bedeli kapsamı içinde olduğu belirtilerek istinat duvarları için 1.000.000,00 TL teminat sınırı belirlendiğini, yer kayması klozu ile de yer kayması ve toprak çökmesinden doğan zararların teminata ilave edildiğinin belirtildiğini, aşırı yağış ile yer kayması meydana gelmeseydi böyle bir olayın yaşanmayacağını, uzun yıllardır ayakta duran istinat ilgili Belediye Encümen kararında da belirtildiği üzere son günlerde sürekli yoğun yağış neticesi üzerindeki yükün ağırlaşmasından ötürü yıkılarak iş yerlerinin arka kısmına yaslandığını, meteorolojiden yağış miktarlarının sorulması taleplerinin dikkate alınmadığını, hasarın doğrudan nedeninin, aşırı yağış sonucu suya doygun ... gelen toprak yapısı sonucu oluşan doğal yer kayması olduğunu, Kozlu’nun topografik yapısı nedeniyle yoğun yağışlarla doğal yer kaymaları meydana geldiğinin bilindiğini, toprak yapısı sebebiyle barbakanlar tıkanmış olup barbakanlarda bir kusur vs. bulunmadığını, müvekkillerinin istinat duvarının yapımı ile ilgili veya meydana gelen zararla ilgili hiçbir kusurları bulunmadığını, İlk Derece Mahkemesince en son alınan bilirkişi raporlarına itirazları ve keşif yapılarak uzman bilirkişi kurulundan rapor alınmasına yönelik taleplerini değerlendirilmeden ve Bölge Adliye Mahkemesi kararının gereği yerine getirilmeden karar verildiğini belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine aykırılığın da tespit edilmemesine ve özellikle Daire kararın kaldırılması kararına uygun olarak inceleme ve araştırma yapılmış olmasına göre, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi uyarınca, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davacı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf başvuru dilekçesindeki sebeplerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

davalı ... tarafından işyeri sigorta poliçesi ile teminat alınan yerde meydana gelen zararın tahsili talebine ilişkindir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370 inci maddesinin birinci fıkrası ve 371 inci maddesi, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1453 üncü ve devam eden maddeleri

Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;
Davacılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Aşağıda dökümü yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıdan alınmasına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

13.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.