Taraflar arasındaki rücuen tazminat
davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davanın esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin sigortalısı olan ve makine, motor ve yedekleri işi ile iştigal eden ... Eksantrik San. ve Tic. A.Ş.’ye davalı tarafından özel olarak üretilen, satışı ve montajı gerçekleştirilen fırındaki tasarım hatası nedeniyle 04.11.2015 tarihinde sigortalı işyerinde yangın hadisesi meydana geldiğini ve bu yangın sonucu sigortalı şirketin 1. Organize Sanayi Bölgesinde mukim işyerinde büyük çapta hasar oluştuğunu, rizikonun gerçekleştiği iş yerinde yapılan incelemeler neticesinde, davalı tarafından üretilen ve monte edilen fırının sirkülasyon fanında oluşan balanstan dolayı, fanın civatalarının kestiği ve buna bağlı olarak fanın aşağıya düştüğü ve düşen bu sirkülasyon fanının etrafındaki yağ hortumlarını patlattığı, sıcak olan fanın, yağın yanmasına sebep olduğu ve yangını başlattığının tespit edildiğini, hadiseye konu fırının davalı tarafından özel olarak imal edildiğini, mezkur hasar nedeniyle yapılan ekspertiz çalışmaları ve sonrasında yapılan işlemler neticesinde sigortalının tespit edilen 263.801,00 TL’lik zararının 30.03.2017 tarihinde müvekkili şirketçe tazmin edildiğini, davalının, hatalı tasarım ve üretimi nedeniyle, genel hükümlere göre işbu zararı tazmin etmekle sorumlu olduğunu, müvekkili şirketin tazmin ettiği miktar kadar sigortalısının haklarına kanunen halef ve sigortalısının zararının tazminini davalı firmadan talep etme hakkı olduğundan, davalıya müvekkili şirket tarafından 04.04.2017 tarihli yazı gönderilerek sigortalıya ödenen tazminat talep edildiğini, ancak davalı tarafından herhangi bir ödeme yapılmayınca işbu rücuen tazminat davası ikame edilmek zorunda kalındığını belirterek tazmin edilen 263.801,00 TL'nin tazmin tarihi olan 30.03.2017 gününden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; yetkili mahkemenin Gebze Mahkemeleri olduğunu, davaya konu fırının müvekkili firma tarafından üretimi tamamlandığını, çalıştırıldığını, devreye alınıp tüm testleri yapılarak, 09.05.2014 tarihinde dava dışı kullanıcı ... Eksantrik San. ve Tic. A.Ş. tarafından kesin kabulü yapıldığını, söz konusu fırının özellikleri, üretimi, teslimi ve garanti şartlarına ilişkin hususlarda dava dışı kullanıcı ... Eksantrik San. ve Tic. A.Ş ile anlaşma sağlandığını ve bu hususlara ilişkin yazılı sözleşmenin 20.02./2013 tarihinde tarafların mutabakatı ile imzalandığını, fırın ve parçası olan sirkülasyon fanının çalışır ve hiçbir eksiklik ve arıza bulunmadan tam olarak teslim edildiğini, devreye alındığını ve bu durumun tutanak altına alındığını, ancak bu tür yüksek sıcaklıkta çalışan karbürleme fırınlarında bulunan sirkülasyon fanları çalışma sıcaklık ve karbon potansiyeline göre kullanım ömürlerinin 1-3 yıl arasında değiştiğini, bu süre zarfında periyodik kontrollerin gerekli olduğunu, balans bozukluğunun periyodik kontrollerde fark edilmemesine imkan olmadığını, sirkülasyon fanındaki aşırı balans nedeniyle titreşimden dolayı malzeme üzerinde oluşan yorulmadan dolayı civataların kesildiğini ve yangına zemin sağladığını, kullanıcı firmaya sağlanacak hizmetlerin detayının da olduğu “Genel Yerleşim” projesi gönderildiğini, “Genel Yerleşim” projesinin bir çeşit fırın kullanma talimatı olduğunu ve fırının burada belirtilen şekilde çalıştırılması gerektiğini, diğer taraftan müvekkili firmaya, sirkülasyon fanının balansının bozulduğu, titreşim ve sarsıntı ile çalıştığının hiçbir biçimde bildirilmediğini, zaten yangın hadisesinin garanti süresinin bitiminden sonra meydana geldiğini, dava dışı kullanıcı ... Eksantrik San. ve Tic. A.Ş. ile müvekkili firma arasında periyodik bir bakım sözleşmesinin mevcut olmadığını, garanti süresinin bitiminden sonra 03.07.2015 tarihinde dava dışı kullanıcı ... Eksantrik San. ve Tic. A.Ş.'nin müvekkili firmadan yedek fan siparişinde bulunduğunu ve söz konusu fanın dava dışı kullanıcı ... Eksantrik San. ve Tic. A.Ş.'ye teslim edildiğini, fanın kendileri tarafından montajının yapılacağı bildirildiğini, yangın anında yedek fanın monte edilmediğinin tespit edildiğini, müvekkili firmanın yangın hadisesinden dolayı fırının zarara uğramasından hiçbir sorumluluğu bulunmadığını bildirerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
1. İlk Derece Mahkemesinin 14.01.2019 tarih ve 2018/168 E., 2019/41 K. sayılı ilk kararı ile "davacı vekiline davaya konu sigorta poliçesini, poliçeye ilişkin ödeme belgesini, rücu yahut temlik sözleşmesini sunmak üzere iki haftalık kesin süre verilmiş, kesin süreye rağmen eksiklikler giderilmediği takdirde halefiyet kuralı mevcut olmadığından davanın aktif husumet yokluğundan reddedileceği ihtar edilmiş, davacı vekili duruşmada hazır olmadığından ihtaratın tebligat ile yapılmasına karar verilmiştir.Davacı vekilinin bizzat kendisine, 17/10/2018 tarihinde tebliğ edilen tebligat mazbatasında da ilgili ara karar detaylı olarak şerh düşülmüştür.Mahkememizce usul ve yasaya uygun olarak kesin süre verilmiş, verilen kesin süre içerisinde bu usuli işlem tamamlanmadığından davacının aktif taraf sıfatına (husumete) ilişkin olan ve re'sen göz önünde bulundurulması gereken bu eksiklik giderilmediğinden davacının davasının aktif sıfat ehliyeti yokluğundan (husumetten) reddine" karar verilmiştir.
2. Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.
3. Sakarya Bölge Adliyesi Mahkemesi 5. Hukuk Dairesinin 27.09.2019 tarih ve 2019/568 Esas 2019/530 Karar sayılı ilamı ile; "..Davacı vekili 22/10/2018 havale tarihli beyan dilekçesiyle bir kısım delilleri (hasar dosyası) sunmuş, aynı dilekçede ayrıca eksik belgelerin müvekkil şirketten temini için müzekkere yazılmasını talep etmiştir. Davacı vekili HMK nun 140/5 maddesine uygun olarak 2 haftalık kesin süre içerisinde gerekli açıklamayı yapmıştır. Bu durumda mahkemece HMK nun 140/5 maddesine göre eksik olan belgelerin davacı asil şirketten müzekkere yazılarak temini yoluna gidilmesi gerekir. Dosyanın incelenmesinde mahkeme bu yönde bir araştırma yapmamıştır...Tarafların hak arama özgürlüğü kapsamında iddia, savunma, usulüne uygun şekilde bilgilendirilme ve açıklama yapma hakkı ihlal edilerek gösterilen deliller toplanmaksızın ve gerekli araştırma yapılmaksızın davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olduğu" belirtilerek kaldırılmasına karar verilmiştir.
4. İstinaf kaldırma kararı sonrasında, dosya mahkemenin bu esas sırasına kaydedilmiştir.
5. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tüm dosya kapsamı, itfaiye tarafından düzenlenen 04.11.2015 tarihli yangın raporu, mahallinde yapılan keşif ve keşif sonrası alınan bilirkişi heyeti kök ve ek raporları ile gelen yazı cevapları ve toplanan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; tazminata konu yangın olayı nedeniyle dava dışı sigortalının uğradığı zararda davalının herhangi bir kast ya da ihmalinin bulunduğu ya da davalının herhangi bir eyleminin zarara sebebiyet verdiği yönünde dosya kapsamında davanın ispatına yarayacak oranda bir delilin var olmadığı, yangına neden olan hususun davalının yüklendiği sözleşmeye konu imalattan kaynaklandığının kanıtlanamadığı, bu şekilde zararın tazmini için gerekli olan şartlardan illiyet bağı ve kusurun varlığı tam olarak delillendirilemediğinden, davacının açmış olduğu davasını ispatlayamadığı kanaatine varıldığından davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; dosyayı aydınlatma yeterliliği olmayan ve kendi içinde dahi çelişkili bilirkişi raporlarına dayandığından dosya üzerinde doyurucu ve yeterli bir teknik inceleme yapılması için kararın kaldırılması gerektiğini, bilirkişi heyeti tarafından kestirimci bakımın dava konusu yangını engelleme niteliğine sahip olduğunun tespiti yapıldığını ancak bu konuda üretici firma tarafından bilgilendirmenin yapılmasının gerekmediğinin tespitinin yapılmış olmasının da hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde; davacının istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya kapsamında toplanan deliller ve bilirkişi incelemesi birlikte değerlendirildiğinde; yangının oluşmasında imalattan kaynaklı herhangi bir ayıp bulunmadığı, ürünün uluslararası standartlara uygun olarak imal edildiği, yangın çıkış sebebinin fırın imalatı değil çalışma risklerinden kaynaklı fan balansının bozulması ile civata kesmesi sonucunda meydana gelen kopma olduğu, rutin periyotik bakım ile de yangının çıkmasının engellenmeyeceği, ancak kestirici bakım olarak tanımlanan mühendislik uygulaması ile yangının çıkışının engellenebileceği, oysa, davalının iş sahibi ile periyodik bakım sözleşmesinin dahi bulunmadığı, açıklanan nedenlerle davalı yüklenicinin sözleşmeye göre edimini gereği gibi ifa etmediği davacı tarafça ispatlanamadığından mahkemenin davanın reddi kararında isabetsizlik bulunmadığı, inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, davacı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun esastan reddine
karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davacı vekili temyiz dilekçesinde;
1) Dosyayı aydınlatma yeterliliği olmayan ve kendi içinde dahi çelişkili bilirkişi raporlarına dayalı kararın hatalı olduğunu, neticeye yönelik olarak hasarın önlenmesi mümkün olmayan ve rastgele bir nedene bağlanmış olmasının kabul edilemeyeceğini,
2) Davaya konu yangına sebebiyet veren sirkülasyon fanının tasarımında hata yapıldığını, bu üretim hatası nedeniyle davalının gerçekleşen hasardan sorumlu sayılması gerektiğini, bu derece büyük bir üretim yapan ve ticari olarak bundan kazanç sağlayan üretici firmanın bu fanın düşmesini öngörülemeyen risklere bağlayarak sorumluluktan kurtulabilmesinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu,
3) Somut olayda, tasarım/üretim hatasının yanında bilgilendirme eksikliği de bulunduğunu belirterek ve resen dikkate alınacak nedenlerle kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Uyuşmazlık, davacı ... nezdinde düzenlenen işyeri paket sigorta poliçesi sözleşmesi kapsamındaki iş yerinde meydana gelen yangın nedeniyle hasar bedeli olarak ödenen tazminatın halefiyet ilkesi uyarınca 20.02.2013 tarihli sözleşmeye konu fırında tasarım hatası iddiasıyla davalıdan tahsili istemine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369,370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49 uncu maddesi, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1481 inci maddesi.
Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere; özellikle İtfaiye tarafından düzenlenen 04.11.2015 tarihli yangın raporunda;" fabrikanın bodrum katındaki ısıl işlem bölümünde ısıtıcı ve soğutucu madeni yağ tanklarının bulunduğu yerde bilinmeyen bir nedenle yangının çıktığı"nın belirtilmiş olmasına, sigorta uzmanı, yangın uzmanı, makine mühendisi, inşaat mühendisi ve kimya mühendisi bilirkişi heyetince düzenlenen 30.07.2020 tarihli bilirkişi heyet raporuyla;"üründeki garanti süresinin sona ermesinden sonra dava dışı şirket tarafından sipariş edilen fanın montajının yangınla ilgisinin olmadığı, yangın çıkış sebebinin eser sözleşmesine konu fırın olmadığı, öngörülemeyen risk ile ortaya çıkan arıza neticesinde yangın çıktığı, yangın olayında dava dışı şirket ve davalı şirketin oransal kusurlarının %0 olduğu" yönünde görüş ve kanaat bildirmiş olmasına göre dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
13.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.