Esastan ret

Taraflar arasında görülen satış vaadi sözleşmesinden kaynaklanan tapu iptali ve tescil davasında İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde; dava konusu 5094 parsel sayılı taşınmaz üzerinde yer alan iş yeri niteliğindeki 1 numaralı bağımsız bölümün % 50 hissesinin Silivri 2. Noterliğinin 02.05.2019 tarihli düzenleme şeklinde taşınmaz satış vaadi sözleşmeleri ile davalıdan satın alındığını ve bedelin ödenmesine rağmen devrin gerçekleştirilmediğini belirterek tapu kaydının % 50 hissesinin iptali ile vekil edeni adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; satılan yerin işyeri olup mesken niteliğindeki bağımsız bölüm olmadığını, sehven meskene ait bağımsız bölüm numarası yazıldığını, dava konusu işyerinin tapusuz olduğunu ve imar affından yararlanılarak yapı kayıt belgesi alındığını belirterek davanın reddini savunmuştur.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile özetle; iddianın sabit görüldüğü gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;

1. Verilen kararın hukuka aykırı olup bozulması gerektiğini,

2. Dava konusu edilen yerin konut olmadığı dava dilekçesinde belirtilmiş olmasına rağmen tanıklarının dinlenmeden karar verildiğini,

3. Bilirkişi raporunda metrekarenin hatalı ölçüldüğü gibi taşınmaz değerinin de fahiş derecede yüksek gösterildiğini,

4. Bilirkişi raporlarına karşı itirazları değerlendirilmeden sonuca gidildiğini ileri sürerek istinaf yoluna başvurmuştur.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile özetle;

1. Taraflar arasında imzalanan Silivri 2. Noterliğinin 02.05.2019 tarihli satış vaadi sözleşmesinde davalının "...tapuda 5094 parsel numarasında kayıtlı bulunan taşınmaz üzerindeki 1 nolu bağımsız bölüm iş yeri nitelikli taşınmaz üzerindeki hak ve hisselerimin % 50'sini 30.000 TL bedel karşılığında..." ifadeleriyle kendisine ait 1 numaralı bağımsız bölümün % 50'sinin satışını vadettiği,

2. Taşınmaz niteliğinin iş yeri olarak belirtildiği; ancak tapuda mesken olarak kayıtlı bulunduğu,

3. Fiiliyatta ise yerin imara aykırı olarak genişletilerek kafe eklentisi yapılıp kullanılan bir bölümü olduğu,

4. Davalının iddiasının aksine resmi sözleşme içeriğinden bu kaçak yapının değil bağımsız bölümün % 50'sinin satışının vadedildiğinin anlaşıldığı,

5. Bu hali ile Mahkemece yapılan değerlendirme ve kurulan hükümde bir yanılgı bulunmadığı,

6. Davanın resmi belgeye dayanması nedeniyle içeriğinin aksinin aynı kuvvette bir delille kanıtlanabileceği ve tanık delilinin kesin delil değil takdiri delillerden olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; cevap dilekçesi, dosya kapsamındaki beyanlar ve istinaf sebeplerine benzer gerekçeler ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.

Dava, düzenleme şeklindeki satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.

1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri,

2. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 605 inci maddesinin ikinci fıkrası, 706 ve 716 ncı maddeleri,

3. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 29,162 ve 237 nci maddeleri,

4. 1512 sayılı Noterlik Kanunu'nun 89 uncu maddesi.

1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

26.02.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.