İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. Antalya 8. Ağır Ceza Mahkemesinin, 18.09.2019 tarihli ve 2019/63 Esas, 2019/386 sayılı Kararı ile sanık hakkında terör örgütü propagandası yapma suçundan, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 7 nci maddesinin ikinci fıkrasının birinci ve ikinci cümlesi, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 58 inci maddesinin ikinci ve altıncı fıkrası, 63 üncü maddesi gereğince sanığın mahkumiyetine karar verilmiştir.

2. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 11.06.2020 tarihli ve 2019/1896 Esas, 2020/632 sayılı Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

3. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 13.02.2022 tarih ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdii olunmuştur.

Sanık müdafiilerinin temyiz sebepleri özetle;

1. Kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna,

2. Paylaşımların sanık tarafından yapılmadığına,

3. Sanığın suç işleme kastının ve iradesinin bulunmadığına,

4. Sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine,

5. Temyiz dilekçelerinde belirtilen diğer sebepler ve sair hususlara,
İlişkindir.

Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince sanığın eyleminin, terör örgütü propagandası yapma suçunu oluşturduğunun kabulü ile sanık hakkında mahkûmiyet kararı verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.

Sanığa aşama savunmaları, paylaşımların kendisine ait olduğunu kabul ettiği hesapta uzun süre kalmasına rağmen paylaşımları silme veya yapanlar hakkında ihbarda bulunma gibi aktif bir hareketinin bulunmaması, temyiz aşamasında dilekçe gönderen ... P. isimli şahsada paylaşımlara ilişkin tahmine dayalı söylemi dışında ikrarı bulunmaması nazara alındığında mahkemenin uygulanmasında kabul ve isabetsizlik bulunmamıştır.
Sanığın terör örgütü propagandası yapma suçundan kurulan hükümde mahiyeti itibariyle bir ceza değil cezaya bağlı olarak uygulanacak infaz rejimi ile ilgili bir kurum olan TCK’nın 53 üncü maddesinin uygulanmaması kazanılmış hak oluşturmayacağından infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.

Zincirleme suç hükümleri kapsamında sanığın Facebook hesabında son paylaşımda bulunduğu tarihte teselsül kesileceğinden İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesinin gerekçeli karar başlıklarında suç tarihinin "24.08.2015" yerine “01.06.2016” olarak yazılması mahallinde düzeltilebilir yazım hataları olarak kabul edilmiştir.
Mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunup usulünce tartışılan delillere ve dosya kapsamına göre, İlk Derece Mahkemesinin ve Bölge Adliye Mahkemesinin kararlarında bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılan sanık hakkında;
Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak eksiksiz yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla; sanık müdafiilerinin yukarıda ilgili bölümde ileri sürdüğü temyiz sebepleri ve sair hususlar yerinde görülmemekle, sanık hakkında kurulan hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 11.06.2020 tarihli ve 2019/1896 Esas, 2020/632 sayılı Kararında sanık müdafiileri tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Antalya 8. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
26.02.2024 tarihinde karar verildi.