Esastan ret

Taraflar arasındaki haksız rekabetin tespiti, meni, giderilmesi, maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin ürettiği ürünler üzerinde yazılı bulunan "Morfose" markasının Türkiye'nin her yerinde bilindiğini ve bir çok kuaför ve güzellik salonlarında kullanıldığını, davalı tarafın müvekkilleri hakkında ülke içinde ve dışında haksız ve yanlış beyanlarda bulunduğunu, haksız rekabet teşkil eden eylemler de bulunduklarını, müvekkil şirketin ürünlerinin satıldığı firmalara ihtarname göndererek ya da sözlü olarak müvekkil şirketten aldıkları saç köpüklerinin marka haklarının kendilerine ait tescilli markaların taklit veya benzeri olduğunu, bu ürünlerin alınmaması gerektiğini, şayet alınırsa haklarında Cumhuriyet Savcılığı'na suç duyurusunda bulunulacağı ihtarında bulunduklarını, davalı tarafın müvekkil şirketin müşteri portföyüne gönderdiği ihtarlarda müvekkilinin kötü niyetli olduğunu ve haklarında dava açıldığını ileri sürdüğünü, davalının bu kötü niyet ve haksız rekabeti ve gerçeğe aykırı beyanları neticesinde bu firmaların artık müvekkil şirketten ürün almaktan vazgeçtiklerini, bu nedenle müvekkillerinin itibarının, ticari hayatının ve kredisinin zarar gördüğünü ve müşteri kaybına uğradıklarını, müvekkilleri hakkında değişik iş dosyasında alınmış bir bilirkişi raporu olduğunu, bu rapora itiraz ettiklerini, fakat davalının sanki müvekkili hakkında çıkmış bir hüküm varmış gibi hareket ederek, müşteri kaybına uğramasını ve kendi ürünlerinin ön plana çıkarmayı amaç edindiğini, müvekkillerinin uğradığı haksız eylemler nedeni ile davalı tarafa noter aracılığı ile ihtarname de gönderdiklerini beyanla, davalının fiil ve eylemlerinin haksız olduğunun tespiti ile haksız rekabetin men'ine, davalının yanlış ve yanıltıcı beyanlarının düzeltilmesine ve masrafı davalıdan alınarak hükmün ilanına, 1.000,00 TL maddi tazminat ile 40.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan fiil ve eylemin gerçekleştiği tarihten itibaren ticari temerrüt faiz işletilerek tahsilini talep etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili adına tescilli "Milk Shake İt" markası ile davacı tarafın tescil ettirmediği "Morfose Milk Shake İt" ibaresinin, iltibas yarattığını, müşteri kitlesi aynı olduğundan müvekkilinin hakkına tecavüz edildiğini, bu tecavüzün önlenmesi amacıyla davacı taraf hakkında delil tespiti yaptırıldığını ve davacının haksız eylemlerinin alınan bilirkişi raporu ile de tespit edildiğini, davacının ısrarlı eylemleri sonucunda hakkında müvekkil tarafından yapılan suç duyurusu neticesinde başlatılan soruşturma sürecinde davacının evinde yapılan aramada "Morfose Milk Shake İt" ibareli 03.07.2014 tarihli 1 adet boş ürüne ve aynı ibareli boş ürün ambalajına el konulduğunu, soruşturma neticesinde de kamu davası açıldığını, bu davanın halen devam ettiğini, müvekkilinin markasını birebir taklit ederek üretilen ürünleri davacıdan satın ... müşterilere de ihtarname gönderme nedeninin kişileri iyiniyetle, dava açılmadan uyarmak olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile her ne kadar davacı davalının dava dışı 3 üncü kişilere haksız ve kötü niyetli olarak ihtarname gönderdiği bu durumun marka hakkına tecavüz niteliğinde olduğu ve haksız rekabet yarattığı iddiasıyla iş bu davayı açmış ise de; davacının tescilli markasının bulunmadığı, gönderilen ihtarnamelerde davacıya ait herhangi bir markanın yer almadığı, haksız rekabet yönünden ise davalının tescilli markasının iltibasa sebebiyet verecek şekilde izinsiz kullanımından kaynaklı yaptırmış olduğu tespit sonrası, mevzuat kapsamında marka hakkının korunmasına yönelik ve dürüstlük kuralı aykırı olarak değerlendirilmesi mümkün olmayan ve davacıya ait herhangi bir markaya gönderme yapmaksızın kendi tescilli markasını içeren ihtarnamelerin haksız rekabet olarak değerlendirilmesinin bilirkişi raporundaki tespitlerin aksine haksız rekabet olarak kabulünün mümkün olmadığı, esasen yapılan tespit sonrası sunulan rapor içeriği dikkate alındığında herhangi bir izin ya da lisansa dayalı olmayan davacı kullanımlarının markaya tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin kabulünün gerektiği, basiretli tacir gibi davranma yükümlülüğünde olan davacının aynı sektörde faaliyet gösteren davalının tescilli markasını bildiği ya da bilmesinin gerektiği, buna rağmen satış ve pazarlama gerçekleştirdiği dikkate alındığında davalının tedbir niteliğindeki ihtarları çekmesinin dürüstlük kuralına aykırılık teşkil etmeyeceği gerekçesi ile davanın reddine karar vermiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda, müvekkili lehine tespitler yapılmasına rağmen bu raporun dikkate alınmaksızın davanın reddine karar verildiğini. davalının, müvekkili şirketin müşterilerine göndermiş olduğu ihtarnameleri daha tescil işlemleri sonuçlanmadan, hak sahipliği anlaşılmadan gönderdiğini, kesinleşmiş mahkeme kararı olmadan ihtarname göndermesinin haksız rekabet teşkil ettiğini, müvekkilinin TPE’ deki başvuruların reddinin ardından ilgili ibareleri kullanmadığını, davalının bilinçli olarak müvekkillerini zarara uğratmak, piyasadaki itibarlarını zedelemek amacıyla tespit ettiği ve piyasada en çok iş yaptığı müşterilerine ihtarname gönderdiğini, davalının da açıkça belirttiği üzere markalarla ilgili itiraz sürecinin tamamlanmasının ardından 23.12.2014 tarihinde başvurunun reddine ve başvurunun işlemden kaldırılmasına karar verildiğini, oysa davalının müvekkilinin müşterilerine daha marka başvuru işlemleri tamamlanmaksızın belirtilen tarihten önce ve kesinleşmiş herhangi bir mahkeme kararı olmaksızın haksız olarak ihtar gönderdiğini, ihtarların haksız rekabete ilişkin hükümlerine açıkça aykırılık teşkil ettiğini. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 55 ... maddesinin birinci fıkrasının e bendinde iş şartlarına uymamanın haksız rekabet hali olarak düzenlendiğini, bu maddenin "iş şartlarına uymamak; özellikle kanun veya sözleşmeyle, rakiplere de yüklenmiş olan veya bir meslek dalında veya çevrede olağan olan iş şartlarına uymayanlar dürüstlüğe aykırı davranmış olur" hükmünü içerdiğini, işin uzmanı bilirkişilerce düzenlenen raporun gözetilerek davanın kabulü gerektiğini. davalının gönderdiği ihtarname içerikleri incelendiğinde, müvekkilinin ve ürünlerinin açıkça kötülendiğini, ihtarnamedeki “gerçeğin davacı müşterilerinin tarafından da öğrenilmesini sağlamak….” beyanıyla asıl amacın müvekkillerini kötülemek olduğunun açıkça görülebildiğini, bu ihtarların davalının hak sahipliği netleşmemişken gönderildiğini, beyanla mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği hususları aynen tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.

Uyuşmazlık, haksız rekabetin tespiti, meni, giderilmesi, maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 ... maddeleri.

1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 ... maddesinde yer ... sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 ... maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

26.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.