Taraflar arasında görülen trafik kazasından kaynaklı maddi ve manevi tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (kapatılan) 17. Hukuk Dairesince mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Mahkeme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde; 10.09.2011 tarihinde davacının yolcu olduğu ve davalı ... tarafından zorunlu mali sorumluluk sigortası (ZMSS) yapılan, diğer davalının sürücüsü olduğu aracın karıştığı tek taraflı trafik kazasında davacının yaralanarak malul kaldığını, maluliyete uğraması nedeniyle büyük bir acı duyduğunu belirterek açılan belirsiz alacak davasında fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile (sigorta şirketinin poliçe limiti ile sınırlı olarak sorumlu olacak şekilde) 1.000,00 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müşterek müteselsil tahsili ile 50.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'den tahsilini talep etmiş, maddi tazminat talebini 98.012,61 TL'ye artırmış, bozma sonrası ise 104.546,78 TL'ye ıslah etmiştir.

Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; sigortalının kusuru nispetinde ve sigorta poliçesi limitleri dahilinde sigorta şirketinin sorumlu tutulabileceğini, kaza nedeniyle davacılar tarafından gerekli belgeler ile müvekkil şirkete müracaat edilmediğini, belgelerle müracaat tarihinden itibaren sekiz iş günü içinde sigorta limiti kapsamında ödeme yapılabileceğini, davalı şirketin temerrüdü söz konusu olmayıp dava açılmasına sebebiyet vermediğini, bu nedenle olay tarihinden itibaren faiz talep edilmesinin mümkün olmadığını, davacının sigortalı araçta hatır için taşınmakta olduğunu, yerleşik Yargıtay kararları kapsamında ödenecek tazminattan hatır taşıması indirimi yapılması gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

Davalı ... cevap dilekçesi sunmamıştır.

Mahkemenin 10.12.2014 tarihli ve 2012/113 Esas, 2014/305 Karar sayılı kararıyla; tarafların iddia ve savunmaları, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporlarına göre hesaplanan maluliyet tazminatından % 30 hatır taşıması indirimi ve % 25 müterafik kusur indirimi yapılmak suretiyle davanın kısmen kabulü ile 68.012,61 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken müteselsilen tahsiline, davacının duyduğu acı ve elem ve bozulan manevi huzuru sağlamak amacıyla 10.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'den tahsiline karar verilmiştir.

1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 23.10.2018 tarihli ve 2015/18114 Esas, 2018/9453 Karar sayılı ilamı ile davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine karar verilerek,
Dairemizin yerleşik uygulamasına göre de hatır indirimi oranı %20'yi geçemeyecektir. Bu durumda %30 oranında hatır indirimi yapılması doğru görülmemiştir.
Kabule göre hatır indiriminden; bu hususta itirazı olan tarafın faydalanması gerekmektedir. Dosya içerisinde; davalılardan ...'nin hatır indirimi yapılmasına yönelik bir talebi bulunmamakta olup yalnızca davalı ... şirketinin indirim konusunda talebi bulunmaktadır. Hal böyleyken hatır indirimi konusundaki indirimin yalnızca bu hususta talepte bulunan davalı ... hakkında uygulanması gerekir.
Somut olayda; davacının, davalı sürücü Serkan'ın sevk ve idaresindeki araçta yolcu olduğu, kazanın gerçekleşmesinde davalı ...'ın kusurlu olduğu, davacının ise emniyet kemeri takmaması nedeniyle müterafik kusurlu olduğu anlaşılmaktadır.

Mahkemece hükme esas alınan kusura ilişkin bilirkişi raporunda davacının müterafik kusur oranı %25 olarak belirlenmiş ve aktüer bilirkişi tarafından yapılan hesaplamada da bu kusur oranı esas alınmıştır.Dairemizin yerleşik uygulamasına göre müterafik kusur indirim oranı 20'yi geçemeyecektir. Bu durumda %25 oranında müterafik kusur indirimi yapılması doğru görülmemiştir. Mahkemece hükmedilen maddi tazminata her iki davalı için de dava tarihinden itibaren faiz işletilmesine karar verilmiştir. Kabule göre, davalı gerçek kişiler aleyhine haksız fiilin gerçekleştiği tarihten itibaren faiz talep edilebilir. Bu husus göz ardı edilerek karar verilmesi doğru görülmemiştir." gerekçesi ile kararın bozulmasına karar verilmiştir.

Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozmaya uyularak davanın kısmen kabulüne, 98.012,61 TL maddi tazminatın (davalı ... A.Ş.'nin sigorta poliçesi üst sınırı ve en fazla 83.637,42 TL tutara kadar olan kısımdan sorumlu olmak kaydıyla) kaza tarihi olan 10.09.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsil tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine, 10.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 10.09.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...' den alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.

Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davacı vekili; davacı yolcu ile sürücünün akraba olması sebebiyle hatır taşıması indirimi yapılamayacağını, davacının emniyet kemeri takmadığının tespit edilememiş olmasına rağmen kararda müterafik kusur indirimi yapılmasının yerinde olmadığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

Uyuşmazlık, davalı ... tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta (ZMSS) poliçesiyle teminat altına alınan ve diğer davalının sürücüsü olduğu aracın karıştığı tek taraflı trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan davacı yolcunun sürekli iş göremezlik tazminatı ile manevi tazminat talebine ilişkindir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesi delaletiyle mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu' nun 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49,54 ve 56 ncı maddeleri, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu' nun 85,89,90 ve 91 inci maddeleri, Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları.

Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

Temyizen incelenen mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesinin hukukça mümkün olmadığı anlaşılmakla; davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeple;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine,

Dosyanın mahkemesine gönderilmesine,

26.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.