Taraflar arasında görülen kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptal ve tescil davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda,Kapatılan 16. Hukuk Dairesin'ce Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Yozgat ili, . ilçesi, ... köyünde kain 101 ada 943 parsel sayılı taşınmazın kadastro çalışmaları sırasında Hazine adına tescil edildiğini, niza konusu taşınmazın müvekkilinin babasından kendisine, kardeşleri ile yaptıkları taksim sonucu düşen yer olduğunu, üzerinde eklemeli zilyetliği dahil 80 yılın üzerinde zilyetliğinin bulunduğunu, Hazinenin tasarrufunda ve zilyetliğinde ki yerlerden olmadığını, uzun yıllar ziraat arazisi olarak kullanıldığını beyanla dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile müvekkili adına tapuya kayıt ve tescilini talep etmiştir.
Davalı Hazine vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemenin, 2012/287 Esas ve 2016/77 Karar sayılı ilamı ile; davanın kabulüne dava konusu taşınmazın Hazinede bulunan tapusunun iptali ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 2020/633 Esas, 2020/2158 Karar sayılı kararıyla; araştırma ve uygulama eksikliğinden hüküm bozulmuştur.
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu taşınmazın doğu, kuzey ve güney sınırlarının zemine uyduğu ancak davalı Maliye Hazinesine ait 1951 tarih ve 105 sıra, 88 cilt ve 3 sıra numaralı tapu kaydının miktarı itibariyle küçük olmasına karşın dava konusu taşınmazın miktarının geniş olduğu, kesinleşen Akdağmadeni Kadastro Mahkemesinin 21.07.2011 tarih, 2008/144 Esas ve 2011/29 Karar sayılı ilamında hükmen tescil edilen taşınmazların miktarı da düşünüldüğünde tapu kaydının belirtilen alandan fazla bir alanda uygulandığı, hava fotoğraflarından da görüleceği üzere zilyetliğin 20 yılı aştığı, dava konusu taşınmazın yapılan taksim neticesinde davacıya bırakıldığı, ondan öncesinde de babası tarafından kullanıldığı, bu nedenle zilyetlikle kazanım şartlarının gerçekleştiği gerekçesiyle davanın kabulü ile Yozgat ili, .... ilçesi, .... köyü, ... mevkinde kain 101 ada 943 parsel sayılı taşınmazın davalı adına olan kaydının iptaline tarla vasfıyla davacı ... adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; tapuya bağlanan taşınmazın zilyetlikle kazanılamayacağını, kadastro mahkemesinde aynı tapu kaydı ile Hazine adına tesciline karar verilmiş olup tapu kaydının çekişmeli taşınmazı kapsadığı gözardı edilerek kabul kararı verilmesinin isabetsiz olduğunu öne sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali tescili istemine ilişkindir.
Türk Medeni Kanunu’nun 713 üncü maddesi ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14 üncü, 17 inci ve 20 inci maddesi.
1. Davacı, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak tapu kaydının iptali ile tescili istemiyle dava açmıştır
2. Mahkemece, çekişmeli taşınmazın tespitine dayanak tapu kaydının geniş bir alanı kapladığı, tapu kaydının miktarından fazla alana uygulandığı, ancak taşınmazın davacının zilyetliğinde bulunduğu kabul edilerek yazılı şekilde karar verilmiş ise de yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermek için yeterli bulunmamaktadır. Bozmaya uyulduğu halde bozma gerekleri yerine getirilmemiştir. Mahkemece, çekişmeli taşınmazı dıştan çevreleyen tüm komşu parsellerin kadastro tutanak suretleriyle dayanağı olan belgeler getirtilmemiş ve bozma ilamında tapu uygulamasının yapılmasına değinildiği halde yöntemince tapu kayıt uygulaması yapılmamıştır. Bu şekilde eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilemez.
3. O halde sağlıklı sonuca varılabilmesi için Mahkemece öncelikle, taşınmazın tespitine dayanak 11.12.1951 tarih ve 105 sıra numaralı tapu kaydının tesisinden itibaren tüm tedavülleri, varsa haritaları ve tüm oluşum belgeleri, dayanılan tapu kaydının kadastro sırasında revizyon görmüş ise revizyon gördüğü taşınmazların kadastro tutanakları ve oluşmuş ise tapu kayıtlarının onaylı suretleri ve revizyon gördüğü taşınmazlar ile bu taşınmazlara komşu taşınmazları da bir arada gösterecek birleşik harita, dava konusu taşınmaza komşu olan taşınmazların tespit tutanaklarının onaylı suretleri ve dayanakları Tapu ve Kadastro Müdürlüklerinden getirtilip dosya bu şekilde ikmal edildikten sonra, mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler, taraf tanıkları, jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişi, teknik bilirkişi ve üç kişilik ziraat bilirkişi kurulu huzuruyla yeniden keşif yapılmalı; yapılacak keşifte, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 20 nci maddesi hükmü uyarınca davalının dayandığı tapu kaydının dayanağı harita mevcut ise, yerel bilirkişi yardımı ve uzman teknik bilirkişi eliyle yöntemince yerine uygulanmalı, uygulama yapılırken haritası bulunan kayıtlarının kapsamlarının öncelikle haritasına göre belirleneceği gözetilmeli, haritası bulunmayan kayıtlardaki sınırların tespiti bakımından mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarına başvurulmalı; kayıtlarda yazılı hudutlar yerel bilirkişilerce zeminde göstertilmeli, kayıtlarda yazılı olup yerel bilirkişilerce zeminde gösterilemeyen hudutların tespiti için taraflara tanık dinletme imkanı sağlanmalı, yerel bilirkişi ve tanıkların kayıtların uygulanması ve taşınmazların tasarrufu hususundaki beyanları, komşu parsel tutanakları ve dayanakları kayıtlarla denetlenmeli; teknik bilirkişiden, tapu kaydının varsa revizyon gördüğü parsellerin de dikkate alındığı, komşu parsellerin dayanağı kayıtların dava konusu taşınmaz yönünü ne okuduğunun belirlendiği ve kroki üzerinde işaretlenmek suretiyle tapu kaydının sınır denetiminin yapıldığı, tapu kaydının miktarınca kapsamında kaldığı belirlenip kesinleşen taşınmazların miktarının da dikkate alındığı ve kaydın kapsamının kesin olarak gösterildiği keşfi izlemeye imkan veren ayrıntılı ve gerekçeli rapor ve kroki alınmalı; taşınmazın tümünün ya da bir kısmının tapu kaydının kapsamında kalıp kalmadığı duraksamasız tespit edilmeli; tapu kaydı kapsamı dışında kalması halinde, yerel bilirkişi ve tanıklardan taşınmaz öncesinin ne olduğu, kim tarafından, hangi tarihten beri ne şekilde kullanıldığı, taşınmazda imar - ihya işlemi yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise imar-ihyanın hangi tarihte tamamlandığı hususlarında olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınmalı; yerel bilirkişi ve tanık sözleri arasında doğabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle yöntemince giderilmeli; yerel bilirkişi ve tanık sözleri, komşu taşınmazların kadastro tutanakları ve varsa dayanaklarını oluşturan kayıtlarla denetlenmeli; ziraat bilirkişi kurulundan taşınmazın toprak yapısı ve niteliğini, zirai durumunu, üzerinde sürdürülen zilyetliğin şekli ve süresini, taşınmaz üzerindeki bitki örtüsünü, taşınmazın imar-ihyaya konu olabilecek yerlerden olması halinde imar-ihyaya konu olmaya başladığı ve imar-ihyanın tamamlandığı tarihi bildirir, komşu parsellerle karşılaştırmalı değerlendirmeyi ve taşınmazın değişik yönlerden çekilmiş fotoğraflarını da içerir ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilmeli, tapu kaydının uygulanması sonucunda tapu kaydının hudutları sabit kabul edilmesi halinde ise zilyetlikle kazanım sağlanamayacağı göz önünden bulundurularak sonucuna göre karar verilmelidir.
Açıklanan sebeplerle;
1. Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK'un 428 inci maddesi gereğince BOZULMASINA,
2. 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun değişik 13 üncü maddesinin “j” bendi gereğince Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,
1086 sayılı HUMK'un 440/III-1 inci maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere,
26.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.