Taraflar arasında görülen kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.

Mahkeme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde; 09.11.2013 tarihinde davalı ... şirketinin kasko sigortasını yaptığı muris ...' ün sigortalı olduğu araç ile başka bir aracın karıştığı çift taraflı trafik kazasında sigortalı aracın pert olduğunu, hasarın giderilmesi için sigorta şirketine başvuru yapıldığını ancak olumlu yanıt verilmediğini ve herhangi bir bedel ödenmediğini iddia ederek açılan belirsiz alacak davası ile aracın pert olması sebebiyle 1.000,00 TL maddi tazminatın 09.11.2013 tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 21.02.2022 tarihli bedel artırım dilekçesiyle talebini 50.540,00 TL' ye artırmıştır.

Davalı vekili cevap dilekçesinde; öncelikle dava konusu aracın tereke malı olduğunu, davacının tek başına dava açmasının hukuken mümkün olmadığını, aracın pert bedelinin belirsiz alacak olarak talep edilmesinin mümkün olmadığını, belirlenebilir bir alacak olması nedeni ile belirsiz alacak şeklinde alacak davası açmakta davacının hukuki menfaatinin olmadığını, dava şartı yokluğundan davanın reddi gerektiğini, iddia edilen alacağın sürücünün ehliyetsiz araç kullanılması nedeniyle teminat kapsamı dışında kaldığını, davacı tarafça yurt dışı ehliyeti sunulmuş ise de, dayanağı pasaport kayıtlarının sunulmadığını, geçerli bir sürücü belgesi olmadığını, davacı talebinin kasko genel şartlarına da aykırı olduğunu, müvekkilinin temerrüte düşürülmediğinden faiz isteminin de yersiz olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte davacı lehine tazminata hükmedilmesi halinde davacının murisinin kusuru oranında indirim yapılması gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

Mahkemenin 10.03.2016 tarihli ve 2015/2989 Esas, 2016/847 Karar sayılı kararıyla; dava konusu kasko bedeli belirlenebilir bir miktar olduğundan davacının belirsiz alacak davası açmasında hukuki yararının olmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.

1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 15.06.2017 tarihli ve 2016/15595 Esas, 2017/6844 Karar sayılı ilamı ile, "...Somut olaya göre; dava HMK'nun yürürlükte olduğu zamanda açılmış olup dava açıldığı tarihte HMK 109/2.maddesi iptal edilmiştir. Kasko sigorta poliçesinde sigorta değeri gösterilmişsede sigortacı gerçek zararla sorumludur. Başka bir söyleyişle sigorta bedeli ile değil sigorta değeri ile sorumludur. Davacı vekili fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 1.000 TL talep ederek, talebini belirsiz alacak davası olarak açmıştır. Davacı tarafın iddiasına göre, araç davacının arkadaşının sevk ve idaresi sırasında meydana gelen kaza nedeniyle aracında oluşan hasar bedelini talep etmiştir. Buna göre, davacının iddiası ile araçta oluşan gerçek hasar bedeli ve aracın pert olup olmadığı kesin olarak belirlenebilmesi için yargılama yapılması gerekmektedir. Yukarıda anılan kanun hükümlerine ve Daire uygulamamıza göre, davacının belirsiz alacak davası açmasında hukuki yararın bulunduğunun kabul edilmesi gerekmektedir. Mahkemece, açıklanan nedenlerle işin esasına girilerek hüküm verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın usulden reddine karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
" gerekçesi ile davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın bozulmasına karar verilmiştir.

Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozmaya uyularak bilirkişi incelemesi yaptırıldığı, dava dışı ...ın maliki,...'ın sürücüsü olduğu ... plakalı çekicinin 09.11.2013 tarihinde Kayseri... karayolu 12. Km. de... Mah. ...Petrol İstasyonu giriş kısmında... istikametine doğru kontrolsüz ve trafik kurallarına aykırı şekilde geçerken maktul ...' ün sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile çekicinin dorsesine çarpması neticesinde kaza meydana geldiği, maktul ...' ün kazada vefat ettiği, kaza nedeni ile Kayseri 1. Ağır Ceza Mahkemesinde 2014/481 Esas sayılı dava dosyası ile dava açıldığı, ceza dosyasında sürücü...' ın tam kusurlu olduğunun belirlendiği ve ... plakalı aracın kazada pert olduğu, davacı tarafından davalı ... şirketine yapılan başvurulara karşılık verilmediği ve herhangi bir ödeme yapılmadığı belirtilerek, aracın pert olmasından dolayı işbu davanın açıldığı, Kara Araçları Kasko Sigortası Genel Şartlarının “3.3. Sigorta Bedeli, Tazminatın Hesabı ve Ödenmesi” başlıklı maddesi: “3.3.1.1.Sigorta şirketi aracı hasar tarihi itibariyle rayiç değerine kadar teminat altına almıştır. Sigorta tazminatının hesabında sigortalı menfaatlerin rizikonun gerçekleşmesi anındaki rayiç değerleri esas tutulur...” şeklinde düzenlendiği, poliçe ile dava konusu aracın rayiç değerinin teminat altına alındığı, kaza tarihi itibariyle sigorta sözleşmesinin devam ettiği, davalı ... şirketinin meydana gelen hasarı ödemekle yükümlü olduğu, 04.01.2022 tarihli bilirkişi raporunda aracın rayiç bedelinin ortalama bir miktar olarak belirtilmesinden dolayı göz önüne alınmadığı, son alınan 28.02.2022 tarihli bilirkişi raporuna göre aracın toplam hasar bedelinin 46.240,13 TL(39.186,55+7.053,58 TL KDV) olduğu, kaza tarihi itibariyle sovtaj bedelinin 8.400 TL edebileceği, dava konusu aracın kaza tarihi itibariyle ikinci el piyasa değerinin 58.940 TL edebileceği ve sovtaj tutarının da 8.400 TL edebileceği göz önünde bulundurulur ise 58.940-8.400 =50.540 TL tazminat tutarının Kara Araçları Kasko Sigortası Genel Şartları 3.3.2.2. hükmü uyarınca sigorta şirketi tarafından davacı araç sahibine ödenmesi gerektiği gerekçesi ile davanın kabulü ile, 50.540,00 TL' nin kaza tarihi olan 09.11.2013 tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine karar verilmiştir.

Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davalı vekili temyiz dilekçesinde; davanın kabulü anlamına gelmemek kaydı ile yasal faiz yerine en yüksek banka mevduat faizine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davacıların kazaya karışan diğer araçların sigortasından para alıp almadığının araştırılması gerektiğini, onarım bedeli alındı ise davalı ... şirketinden de pert bedeli alınmasının sebepsiz zenginleşmeye neden olacağını, belirsiz alacak davası açılmasında hukuki yarar bulunmadığını, ıslah edilen kısmın zamanaşımına uğradığını, kaza tarihi itibariyle faize hükmedilmesinin hatalı olduğunu, alacağın ıslah ile istenen kısmına ıslah tarihinden itibaren faiz işletilmesine karar verilmesi gerektiğini, sigorta şirketinin temerrüde de düşmediğini, sigorta şirketine başvuru yapılmadığını, davacının tazminat talep etme hukuki şartlarının gerçekleşmediğini, karar net olmadığından infazda tereddüt oluşacağını, hangi oranda kime ne kadar ödeme yapılacağının karardan anlaşılamadığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

davalı ... şirketi tarafından Kasko Sigorta Poliçesi ile teminat altına alınan davacıların murisine ait aracın pert olması sebebiyle rayiç değer talebine ilişkindir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesi delaletiyle mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedince fıkrası ile 439 uncu maddenin ikinci fıkrası 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu' nun (6102 sayılı Kanun) 1409,1453 ve 1459 uncu maddeleri Kara Araçları Kasko Sigortası Genel Şartları.

1. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesinin hukukça mümkün olmadığı anlaşılmakla davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine karar verilmesi gerekmiştir.

2. Davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarına gelince;

a. Davalı Sompo Japan Sigorta A.Ş. aracın kasko sigorta şirketi olup kaza tarihinde geçerli olan Kasko Sigortası Genel Şartlarının B.3.3.4.1. maddesi "Sigortacı hasar ihbarı üzerine talep ettiği belgelerin kendisine eksiksiz olarak verilmesi ve zararın eksper vasıtasıyla tespiti kararlaştırılmış ise eksper raporunun tesliminden itibaren en geç 10 işgünü içinde Genel ve Özel Şartlar kapsamında gerekli incelemeleri tamamlamak ve ödemeye engel bir durumun bulunmaması halinde tazminat miktarını tespit edip sigortalıya ödemek zorundadır. Tazminat ödeme borcu her halde hasarın ihbarından itibaren 45 gün sonra muaccel olur" düzenlemesini getirmiştir. Bu düzenleme karşısında davacının sigorta şirketine müracaat ettiği tarihten 10 gün sonra davalı yönünden temerrüt oluşacağına göre faiz başlangıç tarihinin buna göre belirlenmesi gerekmektedir. Sigorta şirketine başvuru tarihi dosyadan tam anlaşılamamakta ise de sigorta şirketinin yaptırdığı eksper incelemesi tarihinin 27.11.2013 olduğu görülmekle, bu tarihte ihbar olduğu ve 10 gün sonrası 09.12.2013' te tekerrür oluştuğunun kabulü ile karar verilmesi gerekirken kaza tarihinden itibaren faiz işletilmesi doğru değildir.

b. Hüküm altına alınan miktar "TL" olduğuna ve uyuşmazlık kasko sigortasından kaynaklandığına göre faiz oranının avans faizi olması gerekirken faiz oranı olarak en yüksek banka mevduat faizine hükmedilmesi hatalıdır.

c. Sigortalı vefat edip mirasçıları davaya devam ettiğinden tazminatın davacı mirasçıların miras payları oranında tahsiline karar verilmesi gerekirken davalıdan alınıp davacıya verilmesine şeklinde hüküm kurulması da hatalıdır.

Ne var ki bu yanlışlıkların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na (6100 sayılı Kanun) eklenen geçici madde 3 atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 438 inci maddesinin yedinci fıkrası uyarınca Mahkeme kararının düzeltilerek onanması gerekir.

1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,

2. Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle, davalı vekillinin temyiz itirazlarının kabulü ile Mahkeme kararının hüküm fıkrasının ikinci bendinin tamamının hükümden çıkarılarak yerine "50.540,00 TL' nin temerrüt tarihi olan 09.12.2013 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara miras payları oranında verilmesine" ibaresinin yazılması suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davalıya iadesine,

Dosyanın kararı veren Mahkemesine gönderilmesine,

26.02.2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.