Esastan red
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının, 20.04.2018 tarihli ve 2018/3247 Esas sayılı iddianamesi ile sanık hakkında birden fazla kişi tarafından silahla kişi hürriyetinden yoksun kılma, birden fazla kişi tarafından silahla yağmaya teşebbüs suçlarını işlediği iddiasıyla eylemine uyan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 149 uncu maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (c) bendleri, 109 uncu maddesinin üçüncü fıkrasının (a) ve (b) bendleri, 35,53,54,58,63 üncü maddeleri uyarınca cezalandırılması talebiyle kamu davası açılmıştır.
2. İstanbul 7. Ağır Ceza Mahkemesinin, 14.02.2020 tarihli ve 2018/212 Esas, 2019/421 Karar sayılı kararı ile;
-Sanık ... hakkında nitelikli yağma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 37 nci maddesi birinci fıkra delaletiyle 149 uncu maddesinin birinci fıkrası (a), (c) bentleri, 35 inci maddesi uyarınca 5 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 53 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkrası ile üçüncü fıkralarının birinci cümlesi, 58 inci maddesi altıncı fıkrası gereğince mükerirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 108 inci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca denetimli serbestlik altında bulundurulmasına,
-Sanık ...'un cebir, tehdit veya hile kullanmak suretiyle kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 109 uncu maddesi ikinci fıkrası, üçüncü fıkrası (a), (b) bentleri uyarınca 6 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, 53 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkrası ile üçüncü fıkraları birinci cümlesi, 58 inci maddesi altıncı fıkrası gereğince mükerirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 108 inci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca denetimli serbestlik altında bulundurulmasına karar verilmiştir.
3. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin, 02.06.2020 tarihli ve 2019/3740 Esas, 2020/1030 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun reddi sebepleri varid görülmediğinden 5271 sayılı Kanun'un 279/1. maddesi gereğince istinaf başvurusunun esas inceleme yapılması için kabulüne,
- Sanık ... hakkında ilk derece mahkemesince nitelikli yağma suçundan kurulan mahkûmiyet hükmünde suçun subutu açısından yasal ve vicdani bir isabetsizlik olmadığı, cezanın yasal bağlamda uygulanması nedeniyle de hükümde bir isabetsizlik bulunmadığı,
- Sanık ... hakkında ilk derece mahkemesince kişi hürriyetinden yoksun kılmak suçundan mahkûmiyet hükmü kurulmuş ise de sanık tarafından icra edilen cebir eyleminin ise yağma suçunun unsuru olarak kaldığı, sanığın icra etmiş olduğu cebirin yağma suçunun gerçekleştirilmesi için gereken cebirden taşan ve sanığın hürriyetini tahdite yönelen kısmının bulunmaması nedeniyle sanığın kişi hürriyetinden yoksun kılma suçunun yasal unsurlarının oluşmadığı, dolayısıyla sanığın bu suçtan beraati yerine mahkumiyetine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğu tespit olunmuş, tesbit olunan bu hukuka aykırılık 5271 sayılı Kanun'un 303 üncü maddesi kapsamında mahkememizce düzeltilebilir nitelikte görüldüğünden ve düzeltme için duruşma açılmasına veya bozma kararı verilmesine hukuki gerekte görülmediğinden; sanığın üzerine atılı kişi hürriyetinden yoksun kılmak suçunun yasal unsurları oluşmadığından ilk derece mahkemesinin bu suçtan kurulan mahkûmiyet hükmünün kaldırılmasına ve sanığın bu suçtan beraatine karar vermek suretiyle hükmün düzeltilmesine ve mezkur hukuka aykırılığın bu şekilde ortadan kaldırılmasına karar verilmiştir.
Sanık Müdafiinin Temyiz Sebepleri
1.Sanık aleyhine tek delilin, müşteki ...'in soruşturma aşamasında polis merkezinde verdiği ifade olduğu, müşteki ...'in soruşturma aşamasında polis merkezinde verdiği ifadenin hükme esas alınamayacağı, söz konusu delilin ceza muhakemesi hukuku ilke ve kuralları ile bağdaşmadığı, yine bu delilin üzerine hüküm inşa etmek açısından yetersiz olduğu, kesin ve somut olmadığı, yerel mahkeme huzurunda tartışılmadığı, bu sebeple adı geçen müşteki şahsa yönelik gerek iddia makamı gerek savunma makamı olarak bizce ve gerekse de yargılama makamı olarak yerel mahkeme ve istinaf mahkemesi tarafından soru sorulamadığı, delilin teyite muhtaç olduğuna,
2.Vesaire,
İlişkindir.
İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Şikâyetçi ...'in, arkadaşları ... ve ... isimli arkadaşlarıyla beraber olay tarihi olan 15.04.2018 günü Taksim'in çeşitli yerlerinde bulunan gece kulüplerinde eğlendikleri, sabah saat 08.30 sularında bir sokak kaldırımında oturdukları, ...'un alkol aldığı ve sarhoş olduğu, alkolün de etkisi ile ... ile ...'nın tartışmaya başladıkları, bu sırada tanımadıkları birinin yanlarına gelerek tartışmayı ayırmaya çalıştığı ve daha sonra bu tanımadıkları kişi ile bir süre sohbet ettikleri, sonrasında yargılama dışı bu kişinin yanlarından ayrıldığı, açık kimliği meçhul kişi, şikâyetçi ve arkadaşlarının yanlarından ayrıldıktan sonra ...'un cep telefonunun üzerinde olmadığını fark ettiği ve yanlarına oturan açık kimliği meçhul şahıs tarafından telefonun çalındığının anlaşıldığı, tam bu sırada şikâyetçi ... ile arkadaşlarının yanlarına, daha önce tanımadıkları sanık ... ve kimlik bilgileri tespit edilemeyen bir erkek şahsın geldiği, sanık ... ile yanındaki şahsın, şikâyetçi ...'i kollarından tuttukları, sanık ...'in üzerinden bıçak çıkartarak şikâyetçi ...'in karnına ve beline bıçağı dayadığı ve "gelin sokakta konuşalım" şeklinde sözler söyleyerek şikâyetçi ...'i sokağa çekmeye çalıştıkları, sanığın şikâyetçiye bıçak dayadığında "telefonu ve cüzdanı çıkar" dediği, ancak ...'in, sanık ve yanındaki şahsın elinden kurtulmaya çalıştığı, bu amaçla hareketler yapması üzerine şikâyetçiyi bir yandan kaçmaması için tutan sanığın ve yanındaki şahsın elinde, şikâyetçi ...'in montunun kaldığı, montu sanık ve yanındakinin elinde kalan şikâyetçinin koşarak polislere doğru koşmaya başladığı, sanık ...'in de elinde bıçak olduğu halde şikâyetçi ...'i kovaladığı, şikâyetçinin bir yandan da gasp etmeye çalışıyorlar diye bağırdığı, şikâyetçinin peşinden koşan sanığın polisler tarafından yakalandığı, o sırada sanığın cebine koyduğu anlaşılan bıçağın, sanığın üst aramasında cebinden çıktığı, sanığın yanında bulunan şahsın ise yakalanamadığı ve kimlik bilgilerinin tespit edilemediği sanığın eyleminin birden fazla kişi ile birlikte yağmaya teşebbüs suçu ile, cebir-tehdit kullanarak silahla ve birden fazla kişi ile birlikte kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu oluşturduğu anlaşılmakla, sanığın eylemine uyan yasa maddeleri uyarınca cezalandırılmasına, her iki suç açısından da temel cezası tayin edilirken, birden fazla nitelikli halin bir arada bulunması gözetilerek alt sınırdan uzaklaşılmasına, sanığın sabıkasında görüldüğü üzere Samsun 5. Sulh Ceza Mahkemesi'nin 2010/1004 esas, 2011/764 karar sayılı ilamı ile 1 yıl hapis cezası ile mahkûmiyetine karar verildiği ve 5271 sayılı Kanun'un 58 inci maddesinde belirtilen yasal süreler geçmeden sanığın yeniden suç işlediği anlaşılmış olmakla; sanık hakkında mahkememizce verilen cezanın 5237 sayılı Kanun'un 58/6 maddesi uyarınca mükerirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilerek hüküm kurulmuştur.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Sanık müdafiinin istinaf başvurusunun esas inceleme yapılması için kabulüne, sanık ... hakkında ilk derece mahkemesince nitelikli yağma suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne karşı esastan reddine, sanık ... hakkında kişi hürriyetinden yoksun kılmak suçundan mahkûmiyet hükmünün kaldırılmasına ve sanığın bu suçtan beraatine karar vermek suretiyle hükmün düzeltilmesine karar verilmiştir.
Sanık müdafiinin temyiz sebepleri yönünden yapılan incelemede, soruşturma evresinde alınan şikayetçi beyanı, olayın oluşuna ilişkin soruşturma evresinde kolluk tarafından tanzim olunan olay tutanağı, soruşturma evresinde kolluk tarafından tanzim olunan tüm kolluk tutanakları, nüfus cüzdanı, T.C. kimlik belgesi, sürücü belgesi fotokopileri, motorlu araç trafik ve tescil belgesi fotokopisi, genel adli muayene raporları, gözaltı kararları, yakalama ve üst arama tutanakları, kolluk fezlekesi, soruşturma evresinde elde edilen ve 5271 sayılı Kanun'un 209 uncu, 211 inci ve 214 üncü maddeleri kapsamında kalan esasa müessir deliller, kolluk fezlekesi, nüfus ve sabıka kayıtları karşısında sanığın eyleminin sabit olduğu, yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfının ve yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından Bölge Adliye Mahkemesi hükmünde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamış ve sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin, 02.06.2020 tarihli ve 2019/3740 Esas, 2020/1030 Karar sayılı kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve re'sen incelenmesi gereken konular yönünden 5271 sayılı Kanun’un 288 inci ve 289 uncu maddeleri kapsamında yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İstanbul 7. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,
22.02.2024 tarihinde karar verildi.