Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
CMK'nın 42. maddesinin 1. fıkrasında, “süresi içinde usul işlemi yapılsaydı, esasa hangi mahkeme hükmedecek idiyse, eski hale getirme dilekçesi hakkında da o mahkeme karar verir” şeklindeki düzenleme karşısında; hükmün temyizi aşamasında, sanığın temyiz istemi ile birlikte sunduğu eski hale getirme niteliğindeki talepleri hakkında dairemizce karar verilmesi gerektiği bu nedenle mahkemenin sanığın eski hale getirme istemli temyiz talebinin reddine dair 10/07/2013 tarihli ek kararının hukuken geçersiz olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
TCK'nın 53. maddesinin bazı bölümlerinin iptaline ilişkin Anayasa Mahkemesi'nin 24/11/2015 tarihinde yürürlüğe giren 08/10/2015 gün ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı nazara alınarak bu maddede öngörülen hak yoksunluklarının uygulanması ve hüküm tarihine kadar yapılan yargılama gideri toplamı, CMK'nın 324/4 maddesinde atıfta bulunulan 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 106. maddesindeki terkin edilmesi gereken tutar olan 20 TL'den az olduğu halde yargılama giderinin sanıktan tahsiline karar verilmiş ise de, hüküm kesinleşinceye kadar yapılacak yargılama giderlerinin de toplam yargılama gideri kapsamında olması nedeniyle hükmün kesinleştiği tarihte sanıktan tahsili gereken yargılama giderinin yukarda açıklanan terkin edilmesi gereken miktardan az olması halinde Devlet Hazinesi üzerinde bırakılmasının infaz aşamasında değerlendirilmesi mümkün görülmüş, dosya içeriğine göre diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.Ancak;
1-Katılan ...'in yanında çalışan tanık ...'ye kredi kartı borcuna yatırılmak üzere 730 TL para verdiği, bankaya giden tanığın, sanık ... ile karşılaştığı, sanığın, bankada bir yakınının çalıştığını, parayı kolayca yatırabileceğini, katılan ...'i de tanıdığını söyleyerek tanığın itimadını kazandıktan sonra parayı, kredi kartını ve şifreyi tanıktan aldıktan sonra geri dönmediği olayda, suçun mağdurunun ... değil, paranın zilyedi durumunda olan tanık ... olduğunun
anlaşılması karşısında, ...'in davaya katılmasına karar verilemeyeceği, suçun mağduru olan tanık ...' ye sanık hakkında şikayetçi olup olmadığı sorulup davaya katılma imkanı verilmesi gerektiği gözetilmeden eksik inceleme ve soruşturma ile sanığın mahkumiyetine karar verilmesi,
2-Sanığın savunmasının, başka bir mahkumiyet nedeniyle sanığa atanan vasi duruşmalara çağrılmadan alınması suretiyle, CMK'nın 155/1 maddesinin gözetilmemesi,
3-Zilyedinin rızası olmadan başkasına ait taşınır bir malı, kendisine veya başkasına bir yarar sağlamak maksadıyla bulunduğu yerden almak, hırsızlık suçunun temel şeklidir. Taşınır malın alınmasının suç oluşturabilmesi için, zilyedinin rızasının bulunmaması gerekir.
Dolandırıcılık suçunda ise, failin bir kimseyi kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; tanık ...'nin, patronu olan ...'in, bankaya yatırması için 730 TL para verdiği, bankada karşılaştığı sanığın, ...'i tanıdığını, ablasının bankada çalıştığını, parayı kolayca yatırabileceğini söyleyerek tanığın itimadını kazandığı, tanığın, parayı sanığa sakatlanmış da olsa iradi olarak teslim ettiğinin anlaşılması karşısında; eylemin TCK'nın 157/1. maddesinde tanımlanan dolandırıcılık suçunu oluşturup oluşturmadığı tartışılmadan yazılı şekilde hüküm kurulması;
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı istem gibi BOZULMASINA, 30/06/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.