Taksirle yaralama suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık müdafii tarafından temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:

Olay günü saat 20: 45 sıralarında sanık ...’ın sevk ve idaresindeki otomobili ile yol çalışması nedeniyle trafiğe kapatılmış yola çıkıp, akabinde sola dönüş yaptıktan sonra trafiğe kapalı yolda tersten seyrine devam ederek, dubalar, trafik işaretleri ve güvenlik şeridi bulunan yerden geçerek trafiğe açık olan caddeye çıkmak isterken, yol çalışmasının olduğu bu yolda nizami surette seyrine devam eden katılan ...’ın aracına çarparak bir kişinin basit tıbbi müdahale ile giderilebilir, bir kişinin de vücudunda 2. derecde kemik kırığı oluşacak şekilde yaralandığı olayda; taşıt giremez, trafik işareti bulunan karayoluna veya bölünmüş karayoluna veya bölünmüş karayolunda karşı yönden gelen trafiğin kullandığı yola girme kuralını ihlalden sanığın asli kusurlu olduğu anlaşılmakla,
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre,

1-Dairemizin yerleşik uygulamalarına göre bilinçli taksir halini oluşturan ihlali yalnızca ters yoldan seyrine devamla ibaret olan sanık hakkında TCK'nın 22/3. maddesinin uygulanması sırasında temel cezanın en üst sınırdan 1/2 oranında artırılmak suretiyle sanık hakkında fazla ceza tayini,

2-Katılanlar ... ve ...’nın vekilleri aracılığı ile şikayetlerinden vazgeçtiklerini bildirdiklerinin, katılanlar vekilinin, 22.10.2018 havale tarihli dilekçesinden anlaşılmakla, şikayetten vazgeçme ile katılma kararı hükümsüz kaldığından, katılan ...’ın yargılamanın başından itibaren vekil ile temsil edildiğinden bahisle yararına vekalet ücretine hükmedilmesi,
Kanuna aykırı olup, sanık müdafinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi uyarınca isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 19.04.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.