Esastan ret
BİRLEŞEN DAVA: Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2011/536 E.
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 20.02.2024 günü hazır bulunan davacı vekili Avukat ... ..., Fer'i müdahil vekili Avukat ... ile davalı vekili Avukat ... ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
1.Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında elektrik satış sözleşmesi bulunduğunu, müvekkili şirketin satış tarifesinin geçmişe yönelik yeniden belirlediğini, davalının geçmişe yönelik revize edilerek yeniden belirlenen tarifelere göre yalnızca ana para alacağına ilişkin faturaları ödemiş ise de sözleşme gereğince ödemesi gereken gecikme zammını ödemediğini ileri sürerek şimdilik 10.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
2.Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde; asıl davadaki iddialarını tekrar ederek 2001-2007 arası dönem için şimdilik 10.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
3. Davacı vekili ıslah dilekçesi ile asıl davada 540.574,11 TL'nin, birleşen davada ise 6.740.466,36 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmesi istemiştir.
Davalı vekili asıl ve birleşen davada cevap dilekçesinde; müvekkilinden kaynaklanan bir durumun söz konusu olmadığını, revize edilen tutarın ödendiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl ve birleşen davada, taraflar arasındaki sözleşmenin 9.2 maddesine dayanılarak, Bakanlık tarafından geçmiş döneme ilişkin tarifelerin tekrar revize edilmesi sonucu tarife değerlerindeki artış nedeniyle tahakkuk etmesi gereken dönemlere ilişkin enerji bedeli gecikme zammı talebinde bulunulmuş ise de enerji bedeli satışına ilişkin düzenlenen faturaların süresinde ödendiğinden yukarıda anılan madde hükmünde öngörülen gecikme cezasından davalı yanın sorumlu tutulamayacağı, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığınca belirlenen tarifeye göre düzenlenen faturaları süresinde ödeyen davalı yana, Bakanlıkça tarifenin geç belirlenmesi nedeniyle, kusur atfedilemeyeceği gibi sözleşmede davalının bu halde sorumlu olacağına dair açık bir hüküm bulunmadığı gerekçesi ile asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraflar arasında imzalanan ESA hükümlerine davalının tarife revize fark bedellerini gecikme zammı ile birlikte ödemesi gerektiğini, tarifenin geç belirlenmesi nedeniyle müvekkili tarafından üretilen elektriğin teslim edilmesine karşın her yıl teslim edilen elektrik bedeli karşılığının eksik alındığını, ana paranın ödenmesi ile gecikmenin olduğuna ilişkin davalı yanın da açık kabulünün bulunduğunu, mahkemece somut olayın tümünden bağımsız bir şekilde sadece tarife revize farkı faturasının geç ödenmediğinden bahisle hüküm kurulmasının hatalı olduğu, tarife revizyonunun geç yapılmasından davalının kusurunun bulunmadığına ilişkin red gerekçesinin de hukuka aykırı olduğunu, somut olayda kusur sorumluluğundan bahisle talepte bulunulmadığını, sözleşmesel sorumluluk gereğince davalının bu bedelden sorumlu tutulması gerektiğini, dosya kapsamında alınan tüm bilirkişi raporlarında müvekkilinin haklı olduğunun tespit edildiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesi ile davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebeplerini tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
Asıl ve birleşen dava, geçmişe yönelik revize edilerek yeniden belirlenen tarifelere göre yapılan ödemelerin, revize döneminde yapılmamasına dayalı hesaplanan gecikme zammının tahsili istemine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 ... maddeleri.
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 ... maddesinde yer ... sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 ... maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Takdir olunan 17.100,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
22.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.