Mahkûmiyet, kaçak eşyanın müsaderesi
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz isteklerinin süresinde olduğu, temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
Olay tutanağı ve dosya kapsamına göre, önleme araması kararına istinaden yapılan yol uygulamasında, sanığın yolcu olarak bulunduğu otobüsün bagaj kısmında sanığa ait olduğu tespit edilen 96 karton gümrük kaçağı sigara ele geçirildiği anlaşılmıştır.
Sanık hakkında 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun (5607 sayılı Kanun) 3 üncü maddesinin onsekizinci fıkrası, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 53 üncü ve 54 üncü maddeleri uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
Sanık savunmasında, Tatvan'a satmak amacıyla götürürken yakalandığına dair ikrarda bulunmuş, gümrüklenmiş değerin iki katını ödeyecek gücü olmadığını beyan etmiş ve kamu zararını ödemek için süre istemesine rağmen ödemediği anlaşılmıştır.
Kaçak eşyaya mahsus tespit (KEMT) varakasında belirlenen gümrüklenmiş değerin Dairemiz yerleşik içtihatlarına göre "pek hafif değer" aralığında olduğu anlaşılmıştır.
İddianamede müsaderesi talep edilmeyen ve Mahkemece de herhangi bir hüküm kurulmayan araç hakkında incelemeye konu hüküm bulunmadığından katılan vekilinin araç müsaderesine yönelik temyiz isteği bu yönüyle inceleme dışı bırakılmıştır.
Tüm dosya kapsamına göre sanığın yolcu olarak bulunduğu otobüste ticari miktar ve mahiyette sigaraların ele geçirilmesi ve savunmalarında suçunu ikrar etmesi karşısında, sanığın atılı suçu işlediğinin sabit kabul edilip hakkında 5607 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan ek savunma hakkı da tanınmak suretiyle mahkûmiyet hükmü kurulmasında hukuka aykırılık bulunmamıştır.
Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık ile katılan ... İdaresi vekilinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.
Ancak;
Sanık hakkında kurulan hükümde, Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen aşağıda belirtilen husus dışında bir hukuka aykırılık görülmemiştir.
Suç konusu kaçak sigaranın tamamı hakkında 5607 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesinin birinci fıkrası delaletiyle 5237 sayılı Kanun'un 54 üncü maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca müsadere kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde dava konusu imha edilenler haricinde kalan kaçak sigaranın 5607 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesi yollamasıyla 5237 sayılı Kanun'un 54 üncü maddesi uyarınca müsaderesine karar verilmesi isabetli bulunmamıştır.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık ile katılan ... İdaresi vekilinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasında yer alan müsadereye ilişkin bendin çıkarılarak yerine “Suç konusu kaçak sigaranın tamamının 5607 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesinin birinci fıkrası delaletiyle 5237 sayılı Kanun'un 54 üncü maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca müsaderesine'' ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
22.02.2024 tarihinde karar verildi.