Esastan ret

SAYISI: 2018/276 E., 2020/166 K.

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı arasında yapılan 09.12.2015 tarihli sözleşme gereğince yapılmakta olan inşaatta bulunan dükkan niteliğindeki bağımsız bölümün satışı hususunda taraflarca mutabakata varıldığını, söz konusu sözleşme gereğince dükkan bedeli olarak 130.330,00 TL'nin müvekkili şirket hesabından 10.12.2015 tarihinde banka yolu ile havale edilmek suretiyle ödendiğini, davalı tarafça sözleşmeye konu bağımsız bölümün müvekkili adına temlik ve tescilinin yapılmaması üzerine Diyarbakır 1. Noterliğinin 15.11.2017 tarih ve 34541 sayılı ihtarnamesi ile tescil işlemlerinin yapılması veya ödenen bedelin iadesinin talep edildiğini, ihtara davalı tarafından herhangi bir cevap verilmemesi üzerine Diyarbakır 2. İcra Müdürlüğünün 2018/936 E. sayılı dosyası ile davalı aleyhine icra takibi başlatıldığını, davalı-borçlu tarafça takibe haksız olarak itiraz edildiğini, itiraz dilekçesinde dükkan satışına ilişkin sözleşmenin varlığının ikrar edildiğini ileri sürerek itirazının iptali ile takibin devamına karar verilmesini ve davalı aleyhine %20 icra tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafça müvekkiline gönderildiği iddia edilen paranın müvekkili şirkete değil, müvekkili şirketin yetkislisi olmayan B.Ş.'ye ödendiğini, davacı ile müvekkilinin arasında dükkan satışına ilişkin sözleşme imzalandığı hususunun doğru olduğunu ancak söz konusu sözleşmenin edimler yerine getirilmediği için geçersiz olduğunu, davacının sözleşme gereği üzerine düşen edimi yerine getirmediğini, şirkete yapılmış bir ödeme bulunmadığını, davacının dükkan alamayacağını ve daire almak istediğini belirtmesi üzerine müvekkili şirketin davacı şirket yetkilisine aynı sitede yer ... bir daireyi sattığını, davacının bu dairenin de ödemesini yapmadığını savunarak davanın reddini ve %20 kötü niyet tazminatının davacıdan alınarak müvekkiline ödenmesini talep etmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın itirazın iptali istemine ilişkin olduğu, davacının B.Ş.'nin hesabına 10.12.2015 tarihinde 130.330,00 TL gönderdiği, davacı tarafça bu paranın davalı tarafça yapılacak bağımsız bölüm temliki için gönderildiği ancak temlikin yapılmadığı iddia edilmiş ise de paranın gönderildiği B.Ş.'nin iddia edilenin aksine davalı şirket temsilcisi olmadığı, Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odasından gelen yazı cevabına göre davalı şirketin 06.07.2012 tarihinden beri 10 yıllığına temsile yetkili kişinin H.Ş. isimli kişi olduğu, dosyada yer ... Diyarbakır İli, Köşkler Mah., 1702 ada, 1 nolu parselde kain taşınmazların tapu kayıtları ve işleme dayanak vekalet sözleşmelerinin incelemesinde vekalatnamelerde B.Ş. isimli kişinin vekil sıfatının hiç olmadığı, bazı temliklerde ise H.Ş.'nin temcilsi sıfatının olduğu bu nedenle yapılan havale işleminin davalı için herhangi bir borç doğurmayacağı gerekçesiyle davanın reddine, davacının kötü niyetli olduğu hususu ispatlanmadığından davalının kötü niyet tazminatı talebinin de reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dükkan satışına ilişkin 09.12.2015 tarihli sözleşme gereği satış bedeline ilişkin ödemenin 1 gün sonra yani 10.12.2015 tarihinde 130.330,00 TL olarak yapıldığını, Mahkeme tarafından ... Tapu Müdürlüğüne yazılan müzekkerede aynı inşaattaki13 nolu taşınmazın satışını gösterir resmi senedin talep edildiğini, söz konusu resmi senet uyarınca 13 nolu bağımsız bölümün C.E. adına kayıtlı olduğu ve ona vekaleten B. Ş. tarafından davacı şirket yetkilisine satıldığını, davalı şirketin 13 nolu dairenin satışının kendileri tarafından yapılmış olduğunu kabul ettiğini, bu satışı kabul etmiş olmakla B.Ş.'nin şirkete vekaleten dairenin satışını yaptığını da kabul ettiklerini, davalı tarafın müvekkili şirketin B.Ş.'ye yapmış olduğu ödeme için firmanın yetkisi olmayan birine ödeme yaptıklarını iddia etmesinin iyi niyet kurallarına aykırı olduğunu, bu kişinin davalı şirket adına ve menfaatine iş gören, davalı şirket adına birçok ödeme ... ve tapuda devir işlemlerini yapan kişi olduğunu, 16.11.2016 tarihinde aynı kişiye yapılan bir para gönderiminde de açıklama kısmında davalı şirket yetkilisinin adının verildiğini belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı davalı şirketin de kabulünde olan 13 nolu bağımsız bölümün satışına ilişkin malik olan C.E.'ye vekaleten B.Ş. tarafından işlem yapıldığını ve söz konusu satış işleminin B. Ş. ile davalı şirket arasındaki ilişkiyi ortaya koyduğunu ileri sürmekte ise de dava dışı B.Ş.'nin satış işlemini malike vekaleten gerçekleştirdiği, dava dışı B.Ş.'nin davalı şirketi temsile yetkili olduğu ve bu nedenle taraflar arasında yapılan sözleşmeye istinaden ödemenin dava dışı B.Ş. hesabına yapıldığı ve bu suretle şirket temsilcisine yapılan ödemenin davalı şirketten talep edilebileceğinin yazılı delillerle ispat edilemediği, gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki olayda adı geçen B.Ş.'nin, hesap dökümlerinde adı geçen kişilerin ve diğer tanıkların dinlenmesi gerektiğini belirtip beyanlarını tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.

Dava, alacağın tahsili için başlatılan ilâmsız icra takibine davalı tarafça yapılan itirazın iptali ve icra inkâr tazminatı istemine ilişkindir.

1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 ... maddeleri.

2. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67 nci maddesi.

1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2. Somut olayda davacının alacak talebine konu kalem, dükkan alımına dair sözleşme ile davalı şirketin yetkilisinin akrabasına yapılan ödemeden kaynaklanmaktadır. Bu bağlamda davacının davalı şirkette imza yetkisi bulunmayan dava dışı B.Ş. adlı şahısa ödeme yaptığı, bu ödemenin şahsın hesap hareketlerinden de anlaşıldığı, davalı tarafın ise ödemenin kendilerine yapılmadığından bahisle iddiaları reddettiği, ancak davaya konu olmayan ve dükkan satışına ilişkin sözleşmeden sonra oluşagelen aynı parseldeki daire satışının kendileri tarafından yapıldığını beyan ettiği, bunun yanında dosyadaki belgelere göre bu satışın dava dışı bir şahıs tarafından B.Ş.'ye verilen vekaletname ile yapıldığı, yine B.Ş.'ye ait hesap hareketlerine göre de bu kişinin davalı şirket yetkilisinin adının verildiği bazı havaleleri de aldığı tespit edilmiştir. Bu durumda dava dışı B.Ş. isimli şahsın davalı şirket adına tahsilat yapabileceğine ilişki ... tesis edilip edilmediği hususunun belirlenmesi için davalı şirketin ticari defterleri incelenerek B.Ş.'nin daha önceden davalı şirket adına benzer tahsilat ve devir işlemleri yapıp yapmadığının belirlenmesi, bu şahsın şirketteki konumunun belirlenmesi için Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtlarının getirtilip incelenmesi ve B.Ş.'nin hesaplarından davalı şirket ile olan para akışının tespiti yapılması gerekirken anılan hususlar değerlendirilmeden eksik inceleme ile karar verilmesi doğru olmamıştır.

Açıklanan sebeple;

1. Davacı vekilinin bozma kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının REDDİNE,

2. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

3. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

22.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.