Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davacının 09.09.2009 tarihinden itibaren davalı şirket bünyesinde satış danışmanı olarak 900,00 TL. net ücret ve prim karşılığı çalıştığını, davalı işverence fazla mesai ücretinin ödenmediği ileri sürerek fazla çalışma ücret alacağını talep etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davacının halen şirket bünyesinde çalıştığını, tüm hakedişlerinin banka hesabına ödendiğini, davacının kendisine ödenen miktarın üzerinde fazla çalışma alacağı bulunduğu kabul edilse dahi çalıştığı sürede kendisine ödenen primlerin bu alacaktan mahsubu gerekeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti ve Yargılama Süreci:
Mahkemece yapılan yargılama sonunda, davacı tarafından dosyaya sunulan haftalık çalışma çizelgeleri ve tanık beyanlarına ve davalı tarafca sunulan e-posta yazışmalarına göre 01.07.2013 tarihinden itibaren haftalık 45 saati aşmayacak şekilde çalışma sürelerinin belirlendiği, davacının Temmuz ve Ağustos 2013 aylarına ilişkin talep haklarının bulunmadığı, fazla mesai tahakkuku içermeyen 2009 Eylül ayına ilişkin ve 2010 Eylül 2011 Ekim aylarında karşılığı ödenen 24 saatin tenzili ile saptanan sürelere ilişkin fazla mesai alacağı 108,06 TL. olarak hesaplanmış ise de, davacının satış danışmanı olarak görev yaptığı ve kendisine satış primi ödendiği, davacının kendisine ödenen miktarın üzerinde fazla çalışma yaptığı kabul edilse dahi çalıştığı sürede kendisine ödenen primin bu alacaktan mahsubu gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
Taraflar arasında fazla mesai ücreti alacağına hak kazanılıp kazanılmadığı noktasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların, tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille yapılabilir. Bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda, işçinin bordroda belirtilenden daha fazla çalışmayı yazılı belge ile kanıtlaması gerekir. İşçiye bordro imzalatılmadığı halde, fazla çalışma ücreti tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda, ihtirazi kayıt ileri sürülmemiş olması, ödenenin üzerinde fazla çalışma yapıldığının yazılı delille ispatlanması gerektiği sonucunu doğurmaktadır.
Fazla çalışma ücretinin son ücrete göre hesaplanması doğru olmayıp, ait olduğu dönem ücretiyle hesaplanması gerekir. Yargıtay kararları da bu yöndedir (Yargıtay 9.HD. 16.2.2006 gün 2006/20318 E, 2006/3820 K.). Bu durumda fazla çalışma ücretlerinin hesabı için işçinin son ücretinin bilinmesi yeterli olmaz. İstek konusu dönemler açısından da ücret miktarlarının tespit edilmesi gerekir. İşçinin geçmiş dönemlere ait ücretinin belirlenememesi halinde, bilinen ücretin asgari ücrete oranı yapılarak buna göre tespiti gerekir. Ancak işçinin işyerinde çalıştığı süre içinde terfi ederek çeşitli unvanlar alması veya son dönemlerde toplu iş sözleşmesinden yararlanılması gibi durumlarda, meslek kuruluşundan bilinmeyen dönemler için ücret araştırması yapılmalı ve dosyadaki diğer delillerle birlikte değerlendirmeye tabi tutularak bir karar verilmelidir.
Prim, çalışanı özendirici ve ödüllendirici bir ücret ödemesi olup işverence işçiye garanti edilmiş bir temel ücretin üzerine belirli bir usule bağlı olarak ödenen ek bir ücrettir. İşverenin istek ve değerlendirmesine bağlı olabileceği gibi, sözleşme gereği olarak da verilebilir. Fazla mesai ise kural olarak 4857 sayılı İş Kanunu’na göre, kanunda yazılı şartlar çerçevesinde, haftalık 45 saati aşan çalışmalardır. İşçi fazla mesai yapsın yapmasın prim ödemesi var ise bu ek ücret hak kazanır. İşçinin fazla mesai yapması halinde ödenen primin fazla mesai ücretini de kapsadığı ve bu nedenle mahsubu gerektiği gerekçesi isabetli değildir. Ancak prim mesaiye bağlı olarak artmakta ise o zaman fazla mesainin sadece % 50 zamlı kısmının ödenmesi gerekir.
Dosya içeriğine göre Temmuz ve Ağustos 2013 aylarına ait çalışma çizelgeleri dosya içeriğinde bulunmamaktadır. Dosyaya sunulmuş olan çalışma çizelgeleri de davacının imzasını taşımamaktadır.
Mahkemece yapılacak iş, çalışma çizelgelerinin tanık beyanları ile birlikte değerlendirileceği, bordrolarda yapılan ve banka kanalıyla ödenen tahakkuklar dikkate alınarak davacının fazla çalışma ücretinin hesaplanacağı denetime elverişli yeni bilirkişi raporu alarak sonuca gitmektir. Eksik inceleme ve hatalı gerekçe ile reddi bozmayı gerektirmiştir.
F) SONUÇ:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 23.05.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.