Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
Davacı vekili, davacının 111366 ada 3,4,9 ve 10 parsel maliki olduğunu, davalının ise komşu 8 parsel maliki olduğunu, davalının 2006 yılında kendi sınırlarını belli etmek için duvar çektiğini,fakat bu duvarın davacıya ait 9 parsel sayılı taşınmazının içinde kaldığını açıklayarak davalının, davacıya ait 9 parsel sayılı taşınmaza haksız elatmasının önlenmesi ile duvarın kal’ini, Temmuz 2006’dan dava tarihine kadar fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000 TL ecrimisilin faiziyle davalıdan tahsilini talep etmiş, 14.01.2016 tarihinde ecrimisil talebini 45.000 TL’ye artırmıştır.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulü ile 9 parsele yönelik müdahele nedeniyle 10.000 TL ecrimisil alacağının dava tarihi olan 23.12.2014 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, ıslah edilen 35.000 TL ecrimisilin ise ıslah tarihinden itibaren yasal faiziyle davalıdan tahsiline, davaya konu 9 parselde kain taşınmaza davalı tarafça 396 m2 müdahele olduğu anlaşıldığından müdahelenin men’ine ve 3 metre yüksekliğinde 64 metre uzunluğundaki duvarın kal’ine karar verilmiş, hüküm süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, elatmanın önlenmesi, kal ve ecrimisil isteğine ilişkindir.
Dosya içeriğinden, toplanan delillerden; davaya konu 111366 ada 9 parselde kayıtlı arsa vasıflı taşınmazın imar yoluyla 17.10.2008 tarihinde davacı adına, davaya konu taşınmaza komşu olan 111366 ada 8 parselde kayıtlı arsanın imar yoluyla 17.10.2008 tarihinde davalı adına tescil edildiği anlaşılmaktadır. Davalı vekili, taşınmazın 2008 yılında imar gördüğünü, davaya konu duvarın kadastro sınır tespiti sonrasında ve imardan önce yapıldığını, kadastral parsele göre davacının taşınmazına müdahelede bulunulmadığını, imarla tecavüzlü hale geldiğini savunmuş, mahkemece yapılan keşif sonrası alınan 14.07.2015 tarihli jeodezi ve fotogrametri bilirkişi raporunda, davaya konu taşınmazın 2005,2006,2015 yılı hava fotoğrafları incelenmiş, 111366 ada 3,4,8,9, ve 10 parsellerin kadastro parselinin 145 parsel olduğu, 2005 yılında kadastro parseline uygun kullanıldığı, sınırlarda herhangi bir duvar olmadığı, 2006 yılında sınırların daha belirgin hale getirildiği, 2015 yılında imar planı açısından incelenmesi sonucu duvarın 4 ve 9 parsellerin içinden geçtiği, 9 parselin 396 m2’si, 4 parselin ise 30.40 m2’lik kısmının davalı tarafından kullanıldığı belirlenmiş ise de duvarın ne zaman yapıldığı, imar öncesinde de tecavüzün bulunup bulunmadığı tereddütsüz bir şekilde belirlenmemiş olup, mahkemece tecavüzün imar işleminden önce var olup-olmadığı hususları üzerinde yeterince durulmamıştır. Buna göre, mahkemece davaya konu 9 parsel sayılı taşınmazın kadastro tutanak ve belgeleri, imara ilişkin tüm belgeler dosyaya kazandırıldıktan sonra mahallinde yeniden keşif yapılıp, alanında uzman bilirkişilerden yeniden rapor alınmak suretiyle tecavüzün hangi kadastral veya imar parseli içerisinde kaldığı ve tecavüze konu bölümle ilgili davacının bir mülkiyet hakkı olup olmadığının belirlenmesi ondan sonra sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi de doğru görülmemiştir.
Kabule göre de, mahkemece davaya konu 9 parsel yönünden müdahelenin men’i ve ka’l talebinin kabulüne karar verilmiş ise de, hükme dayanak kabul edilen 07.09.2015 tarihli bilirkişi raporunda, dava dışı 4 ve davaya konu 9 parselin konumu bakımından davacıya 45.000 TL ecrimisil ödemesi gerektiği görüşü bildirildiği anlaşıldığından, mahkemece dava konusu edilmeyen dava dışı 4 parsel yönünden de ecrimisile hükmedilmesi, ayrıca harç ve vekalet ücreti hesaplanırken, hesaplamaya dava dışı 4 parseldeki elatılan kısmın ve bu parsel üzerindeki duvarın değerinin de dahil edilmesi de doğru görülmemiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile usul ve kanuna aykırı bulunan hükmün 6100 Sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/1. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 24.02.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.